<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Alevi İslam İnanç Hizmetleri</title>
        <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/</link>
        <description>Alevi İslam İnanç Hizmetleri</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı&#039;ndan 2026 yeni yıl mesajı</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/alevi-islam-inanc-hizmetleri-baskanligindan-2026-yeni-yil-mesaji-46</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/alevi-islam-inanc-hizmetleri-baskanligindan-2026-yeni-yil-mesaji-46</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, yeni miladi yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı.Başkanlık mesajında, Hakk-Muhammed-Ali yolunda yürüyen tüm Alevi canlara, Ehlibeyt dostlarına ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve bereket dolu bir 2026 yılı dilendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, yeni miladi yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı.Başkanlık mesajında, Hakk-Muhammed-Ali yolunda yürüyen tüm Alevi canlara, Ehlibeyt dostlarına ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve bereket dolu bir 2026 yılı dilendi.<br />
<br />
<strong>Mesajda şu ifadelere yer verildi:</strong><br />
<br />
Sevgili Canlar,Yeni bir miladi yıla girerken, Hakk-Muhammed-Ali yolunda yürüyen tüm Alevi canlarımıza,<br />
<br />
Ehlibeyt dostlarına ve insanlık ailesine sağlık, huzur, barış ve bereket dolu bir yıl diliyoruz.2026 yılı, eline, beline, diline sahip olma erdemini daha da güçlendireceğimiz; hoşgörünün, sevginin ve insan-ı kâmil idealinin ışığında birlik ve beraberliğimizi pekiştireceğimiz bir yıl olsun. Tüm yaratılanı Yaratan'dan ötürü severek, adaletin, eşitliğin ve barışın hakim olduğu bir dünya için dua edelim.<br />
<br />
Kerbela'nın acısını yüreğimizde taşıyarak, Gadir Hum'un birliğini hatırlayarak, Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin "İncitme incinme, gel barışalım" öğüdünü rehber edinerek yolumuza devam edelim.<br />
<br />
Yeni yılınız mübarek olsun. Hakk, Muhammed, Ali sizleri korusun, yolunuzu aydınlatsın.<br />
<br />
Erenler demine HÛ!<br />
<br />
Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı 31 Aralık 2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/alevi-islam-inanc-hizmetleri-baskanligindan-2026-yeni-yil-mesaji-1767210990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevlana Celâleddîn-İ Rumi</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/mevlana-celaleddin-i-rumi-45</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/mevlana-celaleddin-i-rumi-45</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, ünlü mutasavvıf Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin hayatını, öğretilerini ve ilahi aşk anlayışını vurgulayan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Başkanlık, Mevlâna'yı hoşgörü, barış ve insan sevgisinin sembolü olarak nitelendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, ünlü mutasavvıf Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin hayatını, öğretilerini ve ilahi aşk anlayışını vurgulayan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Başkanlık, Mevlâna'yı hoşgörü, barış ve insan sevgisinin sembolü olarak nitelendirdi.<br />
<br />
Açıklama, Mevlâna'nın 1207 yılında Horasan'ın Belh bölgesinde doğduğunu ve 1273'te Konya'da vefat ettiğini belirtiyor. Babası Muhammed Bahâeddin Veled'in "âlimlerin sultanı" olarak tanındığı, annesinin ise Mümine Hatun olduğu kaydediliyor. Mevlâna'nın temel öğretisinin tevhid (Allah'ın birliği) etrafında şekillendiği, ilahi aşk yolunda ilerlediği ifade ediliyor.Özellikle Şems-i Tebrizî ile tanışması, Mevlâna'nın hayatında dönüm noktası olarak anlatılıyor. Bu buluşma, "iki denizin buluştuğu nokta" olarak adlandırılmış.<br />
<br />
<strong>İnsan-ı Kâmil Olma Öğütleri</strong><br />
<br />
Başkanlık, Mevlâna'nın İnsan-ı Kâmil olma yolundaki öğütlerini şu şekilde aktarıyor:</p>

<ul>
	<li>Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol</li>
	<li>Şefkat ve merhamette güneş gibi ol</li>
	<li>Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol</li>
	<li>Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol</li>
	<li>Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol</li>
	<li>Hoşgörülülükte deniz gibi ol</li>
	<li>Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol</li>
</ul>

<p>Bu öğütler, Alevi inancındaki "el, dil, bel" prensibi ve insan sevgisiyle örtüştüğü belirtiliyor.<br />
<br />
<strong>Hz. Ali'ye Övgü</strong><br />
<br />
Açıklama, Mevlâna'nın Hz. Ali'yi öven uzun bir metniyle sona eriyor. Mevlâna, Hz. Ali'yi "Tanrı velisi", "vücut güneşi", "ilim şehrinin kapısı" ve "iki cihanın beyi" olarak tanımlıyor. Hz. Ali'nin tüm peygamberlerin sırrında yer aldığı, Hakk'ın sıfatlarının onda tecelli ettiği vurgulanıyor. Metin, "Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O’dur" sözleriyle bitiyor.<br />
<br />
Başkanlığın açıklaması şöyle:<br />
<br />
<br />
<strong>MEVLANA CELÂLEDDÎN-İ RUMİ </strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Yolumuz; ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur.”</strong></em></p>

<p><strong>Hacı Bektaş Veli</strong></p>

<p>Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî / 28 Eylül 2023, Perşembe</p>

<p>Mevlâna 1207 yılında Horasan’ın Belh bölgesinde Vahş kasabasında doğmuş 1273 yılında Konya’da vefat etmiştir. Annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun, babası, "<strong>âlimlerin sultanı"</strong> unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled’dir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diğer bütün sufiler gibi Celâleddîn-i Rûmî'nin temel öğretisi tevhid düşüncesi etrafında örgütlenir.<strong> Celâleddîn-i Rumi, </strong>rabbine duyduğu aşk ile ön plana çıkmış, diğer mutasavvıflar gibi Hakk yolunun yolcusu olmuş ve ilahi aşkın peşine düşmüştür.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevlana Celâleddîn-i Rumi <strong>hoşgörü ve barışın</strong> sembolüdür. Yüzyıllarca süregelen bir hoşgörünün öncüsüdür ve din bilginidir. Mevlana’nın hayatı <strong>Şems-i Tebriz</strong>’iyi tanıdıktan sonra baştan ayağa değişmiştir. Rivayete göre o ana kadarki yazmış olduğu<strong> tüm kitapları suya </strong>atmıştır. Mevlana’nın Mesnevisi ve Divan- Kebir’i okunduğunda ilahi aşkın sembollerle ve büyük bir coşkunlukla nasıl dile getirildiğini görebilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevlana ile Şems’in tanışması noktasında anlatılan rivayet şöyledir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>-Ey bilginler bilgini, söyle bana, Muhammed mi büyüktür yoksa Beyâzîd Bistâmî mi?</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevlânâ, yolunu kesen bu garip yolcudan çok etkilenmiş, sorduğu sorudan ötürü şaşırmıştı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>-Bu nasıl sorudur? O ki peygamberlerin sonuncusudur; O'nun yanında Beyâzîd Bistâmî'in sözü mü olur</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunun üstüne Tebrizli Şems şöyle dedi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>-<em>Neden Muhammed “Kalbim paslanır da bu yüzden Rabbime günde yetmiş kez istiğfar ederim” diyor da, Beyâzîd, “Kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, cüppemin içinde Allah'tan başka varlık yok” diyor; buna ne dersin?</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu soruyu Mevlânâ şöyle karşıladı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>-Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Beyâzîd ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı; onun için böyle konuştu.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tebrizli Şems bu yorum karşısında<strong> "Allah, Allah"</strong> diye haykırarak onu kucakladı. Evet, aradığı o’ydu. Kaynaklar, bu buluşmanın olduğu yeri Merec-el Bahreyn (iki denizin buluştuğu nokta) diye adlandırdı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevlana’nın genel itibariyle insanlara söylemiş olduğu ve İnsan-ı Kamil olma noktasında vermiş olduğu öğütler şöyledir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cömertlik ve yardım etme noktasında sürekli çalışmamız gerekir. Yapmış olduğumuz iyiliklerin, Salih işlerin devamlılığı olmalıdır. Durmadan akıp gitmelidir. Çünkü akıp giden akarsu bir gün ummana karışacaktır. Ummana karışmak için sürekli cömert ve yardımsever olmalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Şefkat ve merhamette güneş gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şefkat ve merhamet duygumuz öyle olmalı ki en soğuk insanı dahi güneş gibi eritebilsin. Şefkati ve merhameti esirgememeliyiz. Nasıl ki insanın ve bitkilerin gelişmesinde güneş önemli bir rol oynuyorsa ruhsal olarak da şefkat ve merhamet insanın kâmil olma yolunda en büyük silahıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kusurları gören değil; kusurları görüp düzeltip kapatanlardan olmalıyız. Kusur gören gözdedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hiddet ve asabiyet insanoğlunun baş düşmanıdır. Bu fiillere karşı ölü olmalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tevazu ve alçak gönüllükte toprak gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toprak herkesin ayağının altında ezilir ancak her şeyi ve herkesi kabul eder, bağrına basar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hoşgörülülükte deniz gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hoşgörülü olmak insanı ön yargılardan kurtarır. Deniz gibi olmalıyız her şeyi kabul eden. Ancak içine sığmayanları sahile vuran bir deniz gibi olmalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Riyakârlıktan uzak olmalıyız. Olduğumuz gibi görünüp olduğumuz gibi davranıp olduğumuz gibi konuşmalıyız. Olmadığımız şey olmaya çalışırsak taklitten öteye gidemeyiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;Son olarak Mevlana Hz. Ali’yi nasıl anlatmış bir bakalım:</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>&nbsp;&nbsp; “O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi, safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekânda, zamanda Hakk’la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Onun toprağı birlik âlemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Her şey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır; yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakk’ın yüksek sıfatları Ali’nin vasfıdır. Hakk’ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı’nın zatına yapışmış “O” olmuştur. Hani duyduğun lâhutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hakk’ta Hakk’la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali’dir. Hakk’ın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hâkimdir, her şeyin bilginidir.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hakk iledir; Hakk ondan görünür. Hakk ile ebedidir.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Âdemin toprağı onun nurundan idi; o sebeple meleklerin tacı oldu. Allah’ın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Âdem, her şeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Âdem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Şit, kendinde Ali’nin nurunu gördü ve yüksek âlemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrud’un ateşi, o Allah’ın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail’e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf’un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran’ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: “Yarabbi! Bana bu lütfundan bir alamet ver.” Hakk ona: “İşte sana nurlu eli verdim” dedi. Gene Ali’nin vergisidir ki, Meryem’e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, Hakk’a yakınlık gecesinde, Allah’a kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali’nin nutkunu, Ali’den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali’den başka bulunmaz.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı: “Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.” Allah’a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir. O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa: “Benimle açıkça beraber bulundu” dedi. Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O’dur.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O’dur.”</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Dec 2025 21:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/mevlana-celaleddin-i-rumi-1766254973.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamdullah Dedeoğlu: &quot;Alevilik Bilinmelidir&quot; kitapçığı Aleviler için değerli bir el kitabı</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/hamdullah-dedeoglu-alevilik-bilinmelidir-kitapcigi-aleviler-icin-degerli-bir-el-kitabi-43</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/hamdullah-dedeoglu-alevilik-bilinmelidir-kitapcigi-aleviler-icin-degerli-bir-el-kitabi-43</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Hamdullah Dedeoğlu, Cem Vakfı tarafından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla yayınlanan "Alevilik Bilinmelidir - Alevilik Kronolojisi ve Teolojisi" kitabının kamuoyuna ulaşmasının büyük önem taşıdığını belirterek, Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek'e ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cem Vakfı tarafından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla yayınlanan 40 sayfalık "Alevilik Bilinmelidir - Alevilik Kronolojisi ve Teolojisi" adlı kitapçık, Alevi İslam inancının temel ilkelerini sade bir dille ele alıyor. Kitapçık, Prof. Dr. Ali Yaman, Prof. Dr. Caner Işık, İlahiyatçı Mustafa Cemil Kılıç, Alevi dedesi Mesut Yıldırım ve Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek tarafından hazırlanmıştı.</p>

<p>Araştırmacı yazar Hamdullah Dedeoğlu, kitabın kamuoyuna ulaşmasının büyük önem taşıdığını belirterek, Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek'e ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti. Dedeoğlu, eserin hem Alevi toplumu hem de Aleviliği merak edenler için değerli bir el kitabı olacağını vurguladı.<br />
<br />
Hmdullah Dedeoğlu'nun makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>ALEVİ İNANCI-TEOLOJİSİ (1)</strong></p>

<p>Alevi İslam inancı (teolojisi) hakkında Cem Vakfı tarafından, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ile kırk sayfalık bir kitapçık yayınlandı. Konunun uzmanlarınca hazırlanan kitapçıkta yer alan bilgilerin kamuoyuna ulaşmasında büyük yarar görmekteyim. Böyle basılı bir eseri yayınladıkları için Cem Vakfı Genel Başkanı Sayın Ahmet Rasim Tükek’e ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerimi iletiyorum. Zira yayınlanan bu eserin hem Alevi toplumu hem de Alevi İslam inancını merak edenler için bir el kitabı olacağı kanaatindeyim.</p>

<p>Kitapçıkta yer alan Alevi İslam inancının ilkeleri, herkesin anlayacağı sade bir dille kaleme alınmış. Bu nedenle esere bilgileri ve sade dilleri ile katkıda bulunan uzmanları tebrik ediyorum.</p>

<p><strong>ALEVİLİK BİLİNMELİDİR- Alevilik Kronolojisi ve Teolojisi”</strong> başlığına taşıyan ve ilk sayfasına Hacı Bektaş Veli’nin “<strong>Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur</strong>” veciz sözü ile başlayan kitapçığı, Prof. Dr. Ali Yaman, Prof. Dr. Caner Işık, İlahiyatçı Mustafa Cemil Kılıç, Alevi dedesi Mesut Yıldırım ve Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek yayına hazırlamış. Konusunda uzman olan yazarlarca hazırlanan eseri, altı ayrı makale de özetleyerek sunacağız. Böylece, kitapçıkta yer alan bilgilere internet ortamında herkesin ulaşmasını sağlamış olacağız.&nbsp;</p>

<p>Kitapçıkta yer alan bilgilerin daha rahat okunması için kısa bölümler halinde vereceğiz. Birinci bölümde Alevi İnancı (Teolojisini), ikinci bölümde Alevilikteki Temel İlkeleri, üçüncü bölümde Dedelik makamı ve Musahipliği, dördüncü bölümde Cem İbadeti ve On iki hizmeti, beşinci bölümde Alevi Ocakları ve önemini, altıncı bölümde ise Alevi ocaklarının listesini vereceğiz.</p>

<p>Kitapçıkta konu ile ilgili birinci bölümü aşağıda bilgilerinize sunuyorum:</p>

<p><br />
<strong>ALEVİ İNANCI-TEOLOJİSİ</strong></p>

<p><strong>“Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, Kuran’ı Kerim’in Hak kelam olduğunu kabul eden, Hz. Muhammed’e (SAV) ve Hz. Ali’ye bağlı, Ehli Beytin yolunu izleyen, Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar’daki toplulukların, gelenek ve görenekleri ile bütünleşmiş İslam’ın irfan-i ve tasavvufi bir yorumudur.”</strong></p>

<p><br />
<strong>EHL-İ BEYT VE ALEVİ İNANCI</strong></p>

<p>“Ehlibeyt, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in ailesi anlamına gelir ve özellikle Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i kapsar. Alevilik için Ehlibeyt, inanç sisteminin merkezinde yer alan ve büyük bir öneme sahip olan bir kavramdır.”</p>

<p>“Alevilik, Hz. Muhammed’in sünnetine ve Ehlibeytin öğretilerine büyük önem veriri. Ehlibeyt, Aleviler için sadece bir aile değil, aynı zamanda dini ve manevi bir otoritedir.”</p>

<p>“Alevilikte sıkça kullanılan ‘Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali’ üçlemesi, ilahi hakikat, peygamberlik ve velayetin bir araya gelmesini ifade eder. Bu üçleme, Alevi inancının temelini oluşturur. “</p>

<p>“Aleviler, Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın soyundan gelen On iki İmam’a büyük saygı duyarlar. On iki imam, Aleviler için rehber ve örnek kişilerdir.”</p>

<p>“Alevi dedeleri, genellikle peygamber soyundan geldiklerine inanılan seyyidlerdir. Bu durum, dedelerin dini liderlik konumunu güçlendirir.”</p>

<p>“Alevilikteki ‘Dört Kapı, Kırk Makam’ öğretisi, insanın kemale ermesi için aşması gereken manevi mertebeleri ifade eder. Bu makamlar, Ehlibeytin öğretileri doğrultusunda yapılan tasavvufi bir yolculuk içinde anlaşılabilir. Dört kapı; Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikattir. Her bir kapıda on makam vardır. Toplam kırk makam olarak kabul edilir. “</p>

<p><strong>Alevi inancındaki Ehlibeyt sevgisi, Kur’an’daki Şura Suresi 23. Ayete ve Hz. Muhammed’in Veda hutbesindeki sözlerine dayanmaktadır. Ayet aynen şöyledir:</strong></p>

<p>“Allah’ın iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: “Ben buna karşılık sizden, yakın Ehlibeytimi sevmeniz dışında hiçbir karşılık istemiyorum.” Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah çok affeder, iyiliğe karşılık verir.”</p>

<p><strong>Hz. Muhammed, veda hutbesinde ise,</strong> “<strong>Size iki emanet bırakıyorum, birisi Allah’ın kitabı, diğeri Ehlibeytimdir.” Demiştir. </strong></p>

<p><br />
<strong>EHL-İ BEYT İNANCININ ALEVİLİKTEKİ YANSIMALARI</strong></p>

<p><strong>“Cem İbadeti</strong>: Cemlerde, Ehli Beyti ve soyunu, Seyyid Nesimi, Şah Hatay-i, Pir Sultan Abdal gibi onların yolundan giden Alevi-Bektaşi Ulularını zikretmek, onların da ruhaniyetiyle Hakk’a ulaşmak için, dua etmek önemli bir yer tutar. Cem ibadetinin Kırklar Meclisinden kaldığına inanılır. “</p>

<p><strong>“Dedelik Kurumu</strong>: Dedeler, Ehlibeytin soyundan geldiklerine inanılan ve topluma rehberlik, pirlik ve mürşitlik eden kişilerdir.”</p>

<p><strong>“Babalık Kurumu</strong>: Bektaşilikte babalık, sadece biyolojik bir bağdan çok daha öte, derin bir manevi toplumsal anlam taşır. Bir Bektaşi’de babalık, bir rehberlik, bir yol göstericilik, bir kardeşlik ve önemlisi bir aşk bağlamında ele alınır.”</p>

<p><strong>“Aleviliğin Sosyal Yapısı</strong>: Alevi toplumunda, Ehlibeyt sevgisi, toplumsal birliği güçlendiren önemli bir bağdır. Razılığa dayalı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir sosyal yapı özlemi içindedir. Bu sosyal yapı “Rıza Şehri” olarak adlandırılır”</p>

<p><strong>“Alevi Kültürü</strong>: Alevilikteki birçok ritüel, ibadet ve inanç, Ehlibeyte olan saygıyı yansıttığı gibi, geçmiş kültürel yapıların sosyal bağı sağlayan unsurlarını da içerir. Bu anlamıyla kadim zamanlardan izler taşıyan töre temelli ahlaka vurgu yapan bir kültürdür.”</p>

<p><strong>Ehlibeyt Neden Bu Kadar Önemlidir?</strong></p>

<p><strong>“Adalet ve Eşitlik</strong>: Ehlibeyt, İslam tarihinde adalet ve eşitlik prensiplerini savunmuştur. Aleviler de bu değerleri benimseyerek toplumsal adaleti amaçlarlar.”</p>

<p><strong>“İnsanlık Sevgisi</strong>: Ehlibeyt, tüm insanlara karşı sevgi ve merhamet göstermiştir. Alevilikte de insanlık sevgisi temel bir değerdir.”</p>

<p><strong>“Bilgi ve Bilgelik</strong>: Ehlibeyt, İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren bilgi ve bilgelik sahibi olarak kabul edilmiştir. Aleviler de bilgiye ve öğrenmeye büyük önem verirler.”</p>

<p><strong>“İslam’ın Doğru Uygulanması</strong>: Ehlibeyt, Hz. Muhammed’i (SAV) en iyi anlayan ve uygulayan aile üyeleridir. Aleviler bu soy bağı ve aktarımını önemser. İslam’ın ahlak temelli doğru okumasının yaşayan kaynağı olarak Ehlibeyti kabul eder.”</p>

<p><br />
<strong>EHLİ BEYT KİMLERDİR?</strong></p>

<p>“Ehlibeyt, Hz. Muhammed’in kendisi, kızı Fatma, amcasının oğlu (ve damadı) Hz. Ali, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşur. Ehlibeyt içerisinde, peygamberimiz Hz. Muhammed’in birinci kuşaktan torunları olan İmam Hasan ve İmam Hüseyin ile başlayan peygamber soyu, On iki İmam ile devam etmiştir. Günümüzde ise, bu soydan gelen Alevi Dedeleri, Ehlibeyt inancını temsil etmektedir. Peygamberimizin yedinci kuşaktan torunu olan 8. İmam Ali Rıza, Ehlibeyt inancının Orta Asya toplumlarına taşınmasında önemli bir rol oynamıştır.”</p>

<p><br />
<strong>ON İKİ İMAMLAR</strong></p>

<p>“Alevilikte, Hz. Muhammed’in (SAV)torunları olan Hz. Ali’nin soyundan gelen On iki imam büyük bir öneme sahiptir. Bu imamlar, sadece dini liderler değil, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki değerlerin temsilcileridirler.”</p>

<p><strong>“Ali Sevgisi</strong>: Alevi inancında Hz. Ali, merkezi bir konuma sahiptir. O’na sevgi, saygı ve derin bir bağlılık duyulur. Sadece peygamberimiz Hz. Muhammed’in damadı ve halifesi olmakla kalmaz, aynı zamanda onunla birlikte ilahi sıfatların tecelli ettiği bir nur olarak görülür. Aleviliğin temel ilkelerinin ve değerlerinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır.”</p>

<p><strong>“On İki İmam:</strong> Hz. Ali ve soyundan gelen on bir imamla birlikte toplam on iki imam, Alevi inancında kutsal kabul edilir. Onlar, adaletin, bilginin ve erdemin sembolüdür. Bu imamların her biri, Hz. Ali’den aldıkları manevi mirası devam ettirmiş ve İslam dünyasına örnek, Alevi toplumuna da rehberlik etmiştir.”</p>

<p><br />
<strong>On iki İmamlar:</strong></p>

<p><strong>“1-Hz. Ali (599-661), 2-İmam Hasan (624-670), 3-İmam Hüseyin (626-680), 4-İmam Zeynel Abidin</strong> (<strong>658-713), 5- İmam Muhammed Bakır (676-734), 6-İmam Cafer-i Sadık (699-765), 7-İmam Musa Kazım (745-799), 8-İmam Ali Rıza (765-818), 9- İmam Muhammed Taki (810-835), 10-İmam Ali Naki (827-868), 11-İmam Hasan El Askeri (846-874), 12-İmam Muhammed Mehdi (868-Sır)”</strong></p>

<p>Cem Vakfı tarafından yayınlanan <strong>“Alevilik Bilinmelidir</strong>” isimli kitapçıktan aktardığımız birinci bölümü tamamlamış olduk. Yararlı olması dileği ile…</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 06:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/hamdullah-dedeoglu-alevilik-bilinmelidir-kitapcigi-aleviler-icin-degerli-bir-el-kitabi-1765770823.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ammar Bin Yasir</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ammar-bin-yasir-42</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ammar-bin-yasir-42</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, geleneksel Asr-ı Saadet sohbetleri kapsamında “Ammar bin Yasir” konulu bir program düzenledi. Programda konuşan Başkanlık yetkilisi, Yasir ailesinin İslam tarihindeki eşsiz yerini ve günümüze bıraktığı mesajları duygusal bir üslupla anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, geleneksel Asr-ı Saadet sohbetleri kapsamında “Ammar bin Yasir” konulu bir program düzenledi. Programda konuşan Başkanlık yetkilileri, Yasir ailesinin İslam tarihindeki eşsiz yerini ve günümüze bıraktığı mesajları duygusal bir üslupla anlattı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İSLAM’I AİLECE KABUL EDEN İLKLERDEN: YASİR AİLESİ</span></span></strong><br />
<br />
570 yılında Mekke’de doğan Ammar bin Yasir, kıvırcık saçlı, geniş omuzlu, esmer tenli bir yiğitti. Babası Yasir, annesi Sümeyye ile birlikte İslam’ı en önce kabul edenler arasındaydı. Hz. Hatice’den sonra İslam’ı ilk kabul eden kadın unvanını taşıyan Hz. Sümeyye, aynı zamanda ümmetin ilk kadın şehidi oldu. Bazı tarihi kaynaklar (Muhammed Hamidullah’ın tespiti dahil) Hz. Sümeyye’nin aslen Türk kökenli olduğunu rivayet etmektedir.</p>

<p>Başkanlığın açıklaması şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">AMMAR BİN YASİR</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Sevgili canlar, cümlenize aşkı muhabbetlerimi sunarım. Hepiniz hoş geldiniz. Yüce Yaradan yapacağımız hizmetleri, Hak olan dua ve niyetlerimizi dergâh-ı izzetinde kabul eylesin.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bugün sizlerle Peygamberimizin sahabelerinden <strong>Ammar bin Yasir</strong>’i konuşacağız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammar bin Yasir, tarihi kaynaklara göre 570 yılında doğmuştur. Kıvırcık saçlı, geniş omuzlu, karayağız bir karaktere sahiptir. Ammar bin Yasir ve ailesi İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Babasının adı Yasir, annesinin adı ise Sümeyye’dir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Hz. Muhammed’in peygamberliğine ilk inanan kişi, eşi Hz. Hatice’dir. Yani İslam’ı ilk kabul eden bir kadın, <strong>Hz. Hatice Ana</strong>dır.<br />
Sevgili canlar, İslam dini için ilk şehit olan da yine bir kadındır: Ammar’ın annesi <strong>Sümeyye</strong>’dir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Asr-ı Saadet çalışmalarının bu yüzyılda en önemli isimlerinden olan Muhammed Hamidullah’ın tespitlerine göre Sümeyye'nin aslen <strong>Türk</strong> olduğu rivayet edilmiştir. Yani bir şehit olan Ammar’ın annesi, Hubbat kızı Sümeyye budur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İslam’ın ilk günleri olan Mekke döneminde müşriklerin yaptığı en ağır işkencelere maruz kalanların başında Ammar’ın ailesi gelmektedir. Baba Yasir, anne Sümeyye ve oğulları Ammar’ın işkence altında inlediklerini gören Hz. Peygamber, onlara yardımcı olamamanın acısını gözyaşlarıyla dışa vurur ve şöyle derdi:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Sabredin ey Yasir ailesi…”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Anne Sümeyye yaşlı ve zayıftı. Fakat ümmetin firavunu Ebu Cehil’in bütün zorlamalarına rağmen imanından dönmemiş, ona böyle bir mutluluğu tattırmamıştır. Bir işkence sırasında Ebu Cehil’in “Yeni dini inkâr et, kurtul!” isteğine Sümeyye Ana tükürerek karşılık verince, müşrik zalim onu şehit etmiştir.Birkaç yıl sonra Bedir Savaşı’nda Ebu Cehil, Müslüman askerler tarafından öldürülmüş ve Hz. Peygamber, Ammar’a dönerek şöyle demiştir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Allah, annenin katili Ebu Cehil’i öldürdü.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr’ın babası Yâsir, İslam’a ilk gönül verenlerdendir. Mekke putperestlerinin akıl almaz zulümlerine uğrayan ve tarihe <em>mustaz'afûn</em> (ezilenler) olarak geçen hak ve özgürlük kahramanlarının en önde geleni idi. Yâsir, Yemen’den gelerek Mekke’ye yerleşmiş ve Ebu Huzeyfe bin el-Muğîre’ninkölesi olmuştu. Kendisi gibi bir köle olan Sümeyye ile evlenmiş ve Ammâr bu evlilikten dünyaya gelmişti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Sevgili canlar, düşünün Mekke yılları sıcaklık ortalaması neredeyse 40 derecenin altına düşmeyen bir şehir. Mevsim yaz, sıcaklık 50 derecenin üzerinde. Yâsir ailesi saatlerce aç ve susuz bırakılıyor; çölün ortasında, ateş koruna dönmüş kızgın kumların üzerine sırtüstü yatırılıyor ve göğüslerinin üzerine iri kayalar konuluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Kurtulmanın tek yolu vardır: <strong>Hz.Muhammed’e ve onun mesajına sövmek;<br />
“Allâh bir değildir, O’nun yedekleri ve yardımcıları vardır” demek.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Fakat Yâsir ailesi buna boyun eğmez. “Allah birdir. Muhammed O’nun elçisidir. Biz aksini söylesek de hakikat değişmez.” diye haykırırlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İşkenceler arttıkça artar. İleri yaşlarda olan Yâsir buna dayanamayıp ruhunu Hakk’a teslim eder. Böylece şehitlik makamına ulaşır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İslam’ın aile boyu şehitlerinin üçüncüsü ise oğulları Ammâr’dır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr’ın ölüm tarihi, Asr-ı Saadet şehitleri arasında görülmeyebilir; çünkü o, Peygamberimizin vefatından çok sonra, Hicrî 36 (Miladî 656) yılında, Sıffîn savaşında, İslam’ı yozlaştıran Emevî azgınları tarafından şehit edilmiştir. Başka bir deyişle: Mekke’de babasını öldüren şirk düzeninin torunları tarafından…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Kıvırcık saçlı, geniş omuzlu, karayağız Ammâr; anne ve babasından yıllar sonra, 93 yaşında iken Emevîlerin kılıcıyla can verdi.Yıllar önce, Mekke’de Yâsir ailesinin uğradığı işkenceleri gören Hz. Peygamber, onların yanından geçerken şöyle derdi:<strong>“Sabredin ey Yâsir ailesi; ödülünüz cennettir.”</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bir gün yine işkence altında olan Ammâr’ın yanına yaklaşan Peygamber Efendimiz, elini onun başında gezdirerek şu sözü söyledi:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Ey Ammâr, seni bu işkence değil; seni azgın bir güruh öldürecektir.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ve aynen öyle oldu. Ammâr’ı putperest Ebu Cehil’in işkenceleri değil, Emevî kralı Muaviye’nin Hz. Ali’ye kılıç çeken askerleri şehit etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İşkencelerin insan kudretini zorlayan şiddeti karşısında, bir ara tahammül edemez hale gelen Ammâr kendini kaybettiği bir sırada, müşriklerin “Muhammed’e söv, ilahlarımızı öv” telkinlerine mecburen uydu ve bunun üzerine serbest bırakıldı. Hemen Peygamber’e koşarak durumu anlattı.<br />
Hz. Peygamber ona: <strong>“Kalbini nasıl buluyorsun?”</strong> diye sordu. Ammâr:<br />
<strong>“İmanla dopdoluyum.”</strong> diye karşılık verdi.Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: <strong>“Git ey Ammâr. Sana tekrar işkence ederlerse yine istediklerini söyle”</strong>dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bu olay üzerine Kur’an’da Ammâr’ı aklayan ve benzeri durumlar için ölümsüz bir ilke getiren Nahl suresi 106–110. ayetler nazil oldu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Kalbi imanla yatışmış olduğu halde, baskı ile inkâra zorlanan kimse hariç; kim imanından sonra Allah’ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa, Allah’ın gazabı onların üzerinedir. Onlar için büyük bir azap vardır.”</span></strong><span style="font-size:14.0pt"> (Nahl, 106)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr, Hicret’ten önce sürdürdüğü fedakâr ve samimi hizmetlerini, Hicret’ten sonra da aynı aşkla devam ettirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Sevgili canlar, İslam’ın ilk mescidi olarak anılan <strong>Kuba Mescidi</strong>nin yapımını teklif eden ve yapımında kullanılacak ilk malzemeyi toplayan kişi Ammâr’dır. Kaynaklar onu bu davranışı sebebiyle <strong>“Müslümanlık’ta ilk mescidi bina eden adam”</strong>olarak anmaktadır.Kur’an bu mescitten şöyle bahseder:<br />
<br />
<strong>“İlk gününde takva üzerine kurulan ve tertemiz olmak isteyen insanların toplandığı mescit.”</strong> (Tevbe, 108)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr sadece mescidin yapımını teklif etmekle kalmadı; inşaat sırasında da büyük bir fedakârlıkla çalışarak Hz. Peygamber’in takdirlerini kazandı. İnşaat devam ederken Ammâr’ın şiirler okuduğu, Peygamberimizin de zaman zaman ona katıldığı rivayet edilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Öte yandan Ammâr’ın çalışkanlığı sebebiyle bazıları ona takılır, “Böyle çalışırsan ölürsün” derlerdi. Hatta bir gün “Ammâr duvar altında kalıp ölmüş” şeklinde bir söylenti bile yayılmıştı. Bu haberleri duyan Peygamber her seferinde aynı sözü tekrarlardı: <strong>“Onu bir azgın grup öldürecektir.”</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İbn Hişam’ın aktardığına göre bir keresinde Ammâr, omzuna fazla kerpiç yüklediklerinde:<br />
<strong>“Ey Tanrı Elçisi, bunlar beni öldürecekler!”</strong> diyerek latife etmişti.<br />
Peygamberimiz onun saçlarını okşamış, terini silmiş ve şöyle buyurmuştu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Vah Sümeyye’nin oğlu! Seni öldürecek olan onlar değil; seni öldürecek olan azgın bir güruhtur.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bedir, Uhud ve Hendek gibi harplerde Ammâr’ın büyük yararlılıklar gösterdiği bilinir. Hatta Bedir savaşında putperest savaşçılardan üç veya beş kişiyi Ammâr’ın öldürdüğü kaydedilir. Ammâr’ın bu savaşlardaki cesaret ve başarıları, yıllar sonra söylediği şu sözden de anlaşılmaktadır:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Ben, Hz. Peygamber’in emrinde, sadece insanlarla değil, cinlerle bile savaştım.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr’ın savaşlardaki başarısı Hz. Peygamber’den sonra da devam etmiştir. Sıffîn’de, doksan üç yaşında can verdiği sırada yine savaş meydanındaydı; hem de komutan sıfatıyla kılıç sallıyordu. Birinci Halife, Ebubekir zamanında yapılan Yemâme harbinde kahramanca çarpışmış ve bir kulağını kaybetmişti. Bu kulağıyla alay edenlere ise şöyle karşılık vermişti:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“En hayırlı kulağımı küçümsüyorsunuz.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Halife Ömer devrinde de faal bir rol üstlendi. Bir süre (H. 21’de) Kûfe valiliğine getirildiyse de, Kûfelilerin bitmeyen şikâyetleri sebebiyle bir buçuk yıl sonra görevden alındı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ammâr, yakın dostu Ebu Zer gibi, &nbsp;Osman’ın hilafetine biat etmişti. Ancak zamanla yapılan yanlış icraatları görünce muhalifler arasında yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Hz. Ali ile olan münasebetlerinde ise ona hep sadık kaldı. Hem samimiyeti, hem de fedakârca hizmetleriyle Hz. Ali’nin en güvenilir dostlarından biri oldu. Cemel ve Sıffîn savaşlarında Hz. Ali’nin sağ kolu gibi çalışan bir kumandandı. Hz. Ali’nin diğer dostu Malik bin Eşter zehirlendiğinde, Muaviye bile şu sözleri söylemekten kendini alamadı:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Ali, kollarından biri olan Ammâr’ıSıffîn’de kaybetmişti; şimdi de öbür kolu koptu.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Hayatının renkli, olağanüstü hâllerle dolu olduğu gibi, ölümü de aynı niteliği taşımaktadır. Sıffîn harbine girmeden önce şöyle vasiyet etti:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">“Şehit olursam kanlarımı yıkamayın, üstüme toprak yığmayın. Çünkü Allah’ın huzuruna bu halimle, davacı olarak çıkacağım.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt">Devam edecek…</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 20:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/ammar-bin-yasir-1764872025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri başlıyor</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/2-uluslararasi-alevi-sinema-gunleri-basliyor-41</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/2-uluslararasi-alevi-sinema-gunleri-basliyor-41</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri, 19-20-21 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul’da sinemaseverlerle buluşuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alevi Vakıfları Federasyonu</strong> (AVF) tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri, 19-20-21 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul’da sinemaseverlerle buluşuyor.<br />
&nbsp;</p>

<p>Etkinliğin açılış töreni 19 Aralık Cuma akşamı saat 20.00’de Taksim Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilecek. Açılışın ardından saat 20.30’da protokol konuşmaları, 20.45’te ise dinleti ve müzik dinletisi yer alacak.</p>

<p>Film gösterimleri 20-21 Aralık tarihlerinde tarihi <strong>Atlas Sineması’nda</strong> yapılacak. Program şu şekilde:</p>

<p><strong>20 Aralık Cumartesi – Atlas Sineması&nbsp;&nbsp;</strong><br />
- 14.00 → Kızılırmak - Karakoyun (Yön: Ömer Lütfi Akad) &nbsp;<br />
- 16.00 → Akdeniz’den Ege’ye Tahtacılar (Yapımcı: Birol Soylu) &nbsp;<br />
- 18.00 → Başka Semtin Çocukları (Yön: Aydın Bulut)</p>

<p><strong>21 Aralık Pazar – Atlas Sineması</strong><br />
- 14.30 → Ali’nin Tabiatı (Yön: Levent Çetin) &nbsp;<br />
- 17.00 → Bars (Yön: Orçun Köksal)</p>

<p>Alevi kültürünü, tarihini ve güncel meselelerini sinema diliyle ele alan filmlerin izleyiciyle buluşacağı etkinlik, ücretsiz ve herkese açık olacak.</p>

<p>Detaylı bilgi ve iletişim: &nbsp;<br />
<strong>Web:</strong> avf.org.tr &nbsp;<br />
<strong>E-posta:</strong> info@avf.org.tr &nbsp;<br />
<strong>Sosyal medya: </strong>@alevivakfederasyonu</p>

<p>Alevi sineması tutkunlarını 19 Aralık’ta İstanbul’da buluşmaya davet ediyoruz!<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/public/images/detay/cbd44a3d-9d52-4ebd-a12b-d555335d632d.jpeg" style="height:800px; width:566px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 22:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/2-uluslararasi-alevi-sinema-gunleri-basliyor-1764794006.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunus Emre’nin başyapıtı: İlim İlim Bilmektir</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/yunus-emrenin-basyapiti-ilim-ilim-bilmektir-40</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/yunus-emrenin-basyapiti-ilim-ilim-bilmektir-40</guid>
                <description><![CDATA[Yunus Emre'nin (1240–1320), şiirleri, sekiz asırdır dilden dile, gönülden gönüle dolaşır; çünkü söylediği şey ne eski ne yenidir, ezelî ve ebedîdir: İnsanın asıl bilmesi gereken şey kendisidir, kendisinin içindeki Hak’tır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunus Emre'nin&nbsp;(1240–1320),</strong>&nbsp;şiirleri, sekiz asırdır dilden dile, gönülden gönüle dolaşır; çünkü söylediği şey ne eski ne yenidir, ezelî ve ebedîdir: İnsanın asıl bilmesi gereken şey kendisidir, kendisinin içindeki Hak’tır.</p>

<p>“İlim ilim bilmektir” diye başlayan ve genellikle “Kendin bilmek” redifli ilahi olarak okunan bu şiir, Yunus’un en bilinen, en çok ezberlenen ve en derin manalı eserlerinden biridir. Zahirî ilmin, diploma ve kuru bilginin yetmediğini; asıl ilmin “marifetullah” yani Allah’ı bilmek, O’nu gönülde bulmak olduğunu çarpıcı bir sadelikle anlatır.</p>

<p><strong>ÏLİM KENDİN BİLMEKTİR</strong></p>

<p>İlim ilim bilmektir</p>

<p>İlim kendin bilmektir</p>

<p>Sen kendini bilmezsin</p>

<p>Ya nice okumaktır</p>

<p>Okumaktan murat ne</p>

<p>Kişi Hak'kı bilmektir</p>

<p>Çün okudun bilmezsin</p>

<p>Ha bir kuru ekmektir</p>

<p>Okudum bildim deme</p>

<p>Çok taat kıldım deme</p>

<p>Eğer Hak bilmez isen</p>

<p>Abes yere gelmektir</p>

<p>Dört kitabın mânâsı</p>

<p>Bellidir bir elifte</p>

<p>Sen elifi bilmezsin</p>

<p>Bu nice okumaktır</p>

<p>Yiğirmi dokuz hece</p>

<p>Okursun uçtan uca</p>

<p>Sen elif dersin hoca</p>

<p>Mânâsı ne demektir</p>

<p>Yunus Emre der hoca</p>

<p>Gerekse bin var hacca</p>

<p>Hepisinden iyice</p>

<p>Bir gönüle girmektir</p>

<p>YUNUS EMRE</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/12/yunus-emrenin-basyapiti-ilim-ilim-bilmektir-1764737297.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Velayet Makamı</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/velayet-makami-39</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/velayet-makami-39</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, “Velayet Makamı” başlıklı kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, Alevilikte imanın esasının “Allah – Muhammed – Ali” üçlüsü olduğu vurgulanarak, velayet makamının İslam’ın ve özellikle Alevi inancının vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, “Velayet Makamı” başlıklı kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, Alevilikte imanın esasının “Allah – Muhammed – Ali” üçlüsü olduğu vurgulanarak, velayet makamının İslam’ın ve özellikle Alevi inancının vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.<br />
<br />
Başkanlıktan şu açıklama yapıldı:<br />
<br />
Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, “Velayet Makamı” başlıklı kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, Alevilikte imanın esasının “Allah – Muhammed – Ali” üçlüsü olduğu vurgulanarak, velayet makamının İslam’ın ve özellikle Alevi inancının vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3>Velayet Makamı</h3>

<p>17.07.2025</p>

<p>&nbsp;“Alevilikte imanın aslı üçtür. Bu üç ilke; “<strong>Allah – Muhammed – Ali”&nbsp;</strong>dir.</p>

<p><strong>“Lâ İlâhe İllâllâh, Muhammed’ün Resulullah, Aliyyün Veliyullah”</strong></p>

<p>Yani;<strong>&nbsp;Uluhiyyet, nübüvvet, velayet…</strong></p>

<p>Bu üç ilkenin tek bir ilke olarak açıklanması ise; Allah inancı üzerine inşa edilmiş ve ona bağlı olarak yapılandırılmıştır. Elçi, bu öğretiyi Allah’tan almakta ve veli de elçi ile ilişkisinden ötürü elçiden almaktadır.</p>

<p>Nübüvvet (Peygamberlik) makamı; iyiliklerin ve güzelliklerin temsilidir. Nübüvvet makamı Hz. Peygamber ile sona erdiğine ve başka da peygamber gelmeyeceğine göre iyiliklerin ve güzelliklerin temsilini kim sağlayacaktır?</p>

<p>Velayet makamı sağlayacaktır.</p>

<p>&nbsp;Kur’an buyurur ki; “<strong>Gözünüzü açın, Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur. Tasaya da düşmez onlar. Dünya hayatında da ahirette de müjde vardır onlara</strong>…” (Yunus,62-64)</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Allah velileri yüzyıllardır hem dirileri ve hem de ölüleri toplumun birliğine, dirliğine vesile olmuş, hastasına, umutsuzuna umut olmuş ve toplumu peşinden sürüklemişlerdir. Hz. İmam Ali; “<strong>Alim ölü olsa bile diridir, cahil diri olsa bile ölüdür.”</strong>&nbsp;Diyerek ne de güzel “Beka billah” makamı olan velayeti tanımlamıştır.</p>

<p><strong>&nbsp; “Allah yolunda ölmüş olanları ölüler sanmayın sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.”</strong>&nbsp;(Ali İmran, 169)</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli, Kur’an’ı Kerim’de Allah’ın zati isimlerindendir. Kâmil insanda hakkın sıfatları çıkmıştır. Hz. Muhammed’de bu sıfatları görüyoruz. “<strong>Allah güzeldir, güzel olanı da sever</strong>” denmiştir. Muhammed’in güzelliği ahlakıdır. O Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmıştır. Allah’ın Resul veya Nebi diye ismi yoktur ama Veli diye ismi vardır. Kişinin varacağı son aşama velayettir. Çünkü Allah yeryüzüne halife yaratacağım diyerek bütün insanların içine soyluluk yani zati sevgisini koymuştur. Tohum meyvenin içindedir ama, tohumun içinden de ağaç çıkar. Yani “<strong>içindeki içinde</strong>” dir. İşte insanın içindeki ilahi tohum velayettir. Velayet bir erdem noktasıdır. Yalnız Allah rızasını gözeterek insanlığın kurtuluşuna hizmet eder. Onların hizmeti karşılıksızdır, hiç karşılık beklemezler. Velayetin başı Hz. İmam Ali’dir. İnsan Suresi Hz. Ali’nin şanınadır. Okuduğumuzda o yüce karşılıksız hizmeti göreceğiz.</p>

<p><strong>İslam’ın temel koşulları Alevilikte altıdır:</strong></p>

<ol>
	<li>Tevhid&nbsp;&nbsp;</li>
</ol>

<p><strong>2</strong>. Adalet</p>

<p><strong>3</strong>.&nbsp; Nübüvvet&nbsp;</p>

<p><strong>4</strong>.&nbsp; Velayet&nbsp;</p>

<p><strong>5</strong>.&nbsp; İmamet&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>6</strong>.&nbsp; Mead</p>

<p>Tevhid = Allah’tır. Adalet = Yasadır. (Usuli dindir).&nbsp;</p>

<p>Nübüvvet = Hz. Muhammed’dir. Velayet ve İmamet = Hz. İmam Ali’dir. (Usuli dindir)</p>

<p>Mead = Yasanın uygulandığı alandır, yani ölüm ötesidir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Üç koşul, makam ve varlıktır. Allah bu üç koşula uymamızı buyuruyor. “<strong>Sizin veliniz Allah’tır. O’nun Resulüdür. Ve ibadet rükuda iken zekât verendir</strong>” (Maide,55)</p>

<p>Tevhidi, Nübüvveti, Velayeti temsil eden bu üç ismi birlikte anmak temel inançtır. İmanın şartıdır.</p>

<p><strong>Zat</strong>: Kaynaktır. Nübüvvet: Emirdir. Velayet&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Uygulamadır. Velayet, bütün mevcudata ilmen ve halen tasarruf (Sahip Olma) etmektir; Veli de tasarruf edendir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Vahiy iki türlüdür. Aracılı, aracısız. Aracılı Cebrail’dir. Aracısız gelen ise gönle gelen ilhamdır. Nübüvvete, vahiy yoluyla (Cebrail vasıtasıyla, aracı) bilgi, velayete aracısız olarak bilgi (gönle gelen ilham) gelmiştir. Nübüvvet Peygamber efendimizle birlikte sona ermiş, artık ondan sonra peygamber gelmeyecek ama velayet sonsuza kadar devam edecektir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Hacı Bektaş Veli buyurur ki; “<strong>Ey Derviş bil ki, Allah’ın velisi, kendi zamanının Nuh’udur. Onun yardımı, Allah’ın kullarını tufan belasından koruyan gemidir. Su tufanında her ne kadar su bela ise de vücutlara yönelik olduğu için ondan kurtulmak kolaydır. Ancak cehalet ondan daha zordur, daha kötüdür. Çünkü onda boğulan kimse ilelebet kurtulamaz.” (</strong>H.B. Veli, Makalat-ı Gaybiye)</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Bu velilerin kendileri gibi türbeleri de hep yükseklerde / yücelerde olmuştur. Dağların başları onların mekanlarıdır. Yücelerden alemi seyreylemektedirler. Toplumun çerağlarıdır onlar. Karanlık günlerinde yollarını aydınlatmış, dertlerine derman, gönüllerine şifa olmuştur. Allah’a veli olanlar; Allah dostudurlar. Keramet sahibidirler. Onlar görülünce Allah hatırlanır. Onun için yüzyıllardır ülkemizde Alevi, Sünni olsun bu Allah velilerinin türbeleri ziyaret edilmiş, orayı vesile edinerek Allah’a dua edilmiş, kurbanlar kesilmiş, vesile kıldığı velinin hürmetine rabbinden affı mağrifet dilenmiştir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Ne yazık ki; Vahabileştirilen İslam, velilerin türbelerini ziyaret etmeyi şirk olarak tanımlanmıştır. Suudi’nin Vahabi yorumu Hz. Peygamberimizin mübarek makamını ziyaret edip, el açıp dua etmeyi de şirk saydığından hacıların el açıp dua ettiklerinde askerin dipçiği ile karşılaşmaktadırlar. Cennet seyyidesi Hz. Fatima’nın mezarının (ne yazık ki türbesi yoktur) olduğu yeri tahmin edip başına bir taş konulduğunda koyanın başı vurulmaktadır.&nbsp; İslam bu hale geldi / getirildi.</p>

<p>Ey Aleviler! İnadına ziyaret edin türbeleri. Başında dua edin, dualarınızın kabulünü Allah’tan dileyin. Lokmalarınızı yapın, kurbanlarınızı kesin. Biz Aleviler o velilerin nice kerametlerine, yüceliklerine tanık olduk.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizler İslam’ı Alevi’ce okuduk ve öyle kabullendik ve öyle yaşadık. Vahabi’ler gibi İslam’ı okumadık / okumayacağız da. O zihniyet Hz. İmam Hüseyin’in türbesine bile tahammül edemeyip yedi kez yıkmış, darmadağın etmiştir. Bizi temsil etmeyenlerin fetvaları bizleri bağlamaz. “<strong>Onların dini onlara, bizim dinimiz de bizedir”</strong>&nbsp;der Kur’an’ı Kerim. Alevilikte dinin temel koşullarından biridir velayettir. Velayetin inkârı Aleviliğin inkarıdır.</p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Biz Aleviler; alemlerin rahmetini, Ehl-i Beyt’ini ve Allah velilerini sevdik. Ve buna da tevella teberra dedik. Tevella edip ikrar verdiklerimizin izini takip ettik ve de edeceğiz... Yolları yol’umuz, ikrarları da ikrarımız olmuştur. Onların yollarına halen binlerce insan kurbanlarını keserek, Allah rızasına paylaşmaktadırlar. Bu velilerin dergahları; yoksulların aş evi, barınağı, okulu, dayanışması ve aynen mescitlerin işlevi gibi olmuşlardır. Burada ruhsal tedavilerini gerçekleştirmişler, Mevlasına dualarını sunmuşlar, seyr-i seferini yapıp, sevdiğiyle hasbıhal olmuşlardır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu veliler, şekil ve şölenlerle değil, gönül yoluyla Rabbine ulaşmayı hedeflediler. Özgürlüklerin ve esaret tanımamanın sembolü oldular. Dini saltanat aracı olarak kullanmadılar. Kendilerini Allah’a yakınlaştıracak rahmet vesilesi ibadetlerini öncü kıldılar. İnsanlığın maneviyatının öncüleri olarak öne geçtiler ve Allah’ın yakınlığına (Kurb-u âlâ) mazhar oldular. Kurallar ve şölenlere büründürülmüş bir inanç insanı olgunlaştıramaz. Şekil ve şölenlere bürünüp veli olan birine tanık oldunuz mu?</p>

<p><strong>“Allah’tan bir nimeti, bir lütfu ve Allah’ın müminlerin ödülünü vermezlik etmeyeceğini de müjdelerler.”</strong>&nbsp;(Ali İmran,171)</p>

<p>O müjde velayet makamının sırrına ermemizin müjdesi olsun. Cennet ve huriler ise, ödüllenmek isteyen zahir ehlinin olsun.&nbsp;<strong>&nbsp;</strong>Bizlere salt sevgiye büründürülmüş Allah yeter.<strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;VELAYET NEDİR?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin Hakk’a yürümesinden sonra nübüvvet sona ermiştir. Velilerin devri yani “velayet” devri başlamıştır. Velayet devri, Hz. Ali ile başlamış bundan dolayı Hz. Ali’ye “<strong>Şah-ı Velayet”</strong>&nbsp;denilmektedir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Hz. Ali’ den sonra gelen tüm veliler, velayet makamının temsilcileridir.</p>

<p>Veli kimdir ve velilik nasıl bir olgudur. Veli halktan Hakk’a dayanan bir sistem içerisinde görev yapar. Halka makbul olmadan Hakk’a makbul olunmaz vecizesi gereğince, önce halka makbul olur ki, dolayısıyla Hakk’a makbul sayılır. Veli, bu mertebeye Allah yolunda çok çalışıp, çok emek ve gayret sarf ederek Allah’ın rızasını kazanarak erişir. Kendisini Hakk yoluna adamış gece, gündüz Allah yolunda olan, Allah’ın ilmiyle ilimlenen haliyle ve Allah’ın iradesine göre hareket eden bu gibi kimseler; bazı ilahi mesajlara muhatap olabilirler. Gece gördükleri rüyalar, bu gibi kimseler için önemli mesajlar olabilir. Ali ile kalın, Velayetle kalın, Muhabbetle kalın.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 00:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/velayet-makami-1764450956.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlar neden ibadete ihtiyaç duyar?</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/insanlar-neden-ibadete-ihtiyac-duyar-38</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/insanlar-neden-ibadete-ihtiyac-duyar-38</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, insanın neden ibadete ihtiyaç duyduğuna dair kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Başkanlık, insanın yalnızca fiziksel bir varlık olmadığını, fizik bedeni yöneten “ruh” adlı manevi bir enerji kaynağıyla insan kimliğinin tamamlandığını vurguladı.Açıklamada şu görüşlere yer verildi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>İNSANLAR NEDEN İBADETE İHTİYAÇ DUYAR</h3>

<p>07.08.2025</p>

<p>İnsanın fiziki yapısı evrenin bir parçasıdır. Bütün var olan canlı yaratıklarında fiziki yapısı evrenin hava, su, ısı ve toprak olan dört ilkesinden meydana geldiği bilinmektedir.</p>

<p>Var olan insan, yalnız fiziki yapısı ile insan değildir. Öyle olmuş olsaydı insanın hayvandan farkı olmazdı. İnsanda fiziki yapıyı yöneten bir ruh yapısı vardır. Bu iki varlığın birleşimi insanı, insan eder.</p>

<p>Her iki yapının da yaşam süreci içerisinde ihtiyaçları ve istekleri vardır.</p>

<p>Ruh bedenin arzu ve isteklerini yerine getirmesi için bedenin ihtiyaçları olan dünya nimetlerine kavuşturmakla nefsini tatmin ediyor ve ihtiyaçlarını karşılıyor. Ruh ve fiziki yapıya hizmet ederken düşünce yapısındaki manevi yönüyle en güzel olan hakikatin özüne ulaşmaya çaba gösterir.</p>

<p>Hedefe ulaşmak için, yaratılmışın yaratıcıya karşı yapması gereken niyaz ve yalvarış anlamındaki ibadet ve dualar ile Tanrı’nın mekânı olan insanı kâmilin gönlünde Hak’la birleşmeye çalışılır.</p>

<p>Ruh bedenin içerisinde bir enerji kaynağıdır. Fiziki yapı olan bedenimiz ruhumuz ile yaşamını sürdürür Ruhsuz beden bir cisimdir veya bir cesettir. El ile tutulmayan göz ile görülmeyen ruh, bedeni yöneten beyni kumanda eden bir enerji kaynağıdır. Tıpkı bir radyoya bir televizyona elektrik enerjisi vermeden hiçbir görüntü ve ses alamıyorsak ruhsuz bedenden de aynen hiçbir hareket ve ses beklenemez.</p>

<p>Ruh beyni kumanda etmekle görmeyi duymayı tatmayı koklamayı hissetmeyi ve düşünmeyi harekete geçirir Ruh gönle kumanda etmesiyle de duygusal davranışları harekete geçirir. Memnuniyet anında sevinmeyi gülmeyi kederli anında üzülmeyi ve ağlamayı rahatlaması için kendinden üstün güçlere inanmasını ve tapınmasını yönlendirir. İnsanlık var olduğu günden beri bu psikolojik ruh hali, inanmasına ve tapınmasına yönlendirmiştir.</p>

<p>Tarihlere baktığımızda, Deokritos ,Lecretus , Epikuros&nbsp; gibi ortaçağ bilim adamları şöyle diyorlar: İnsan kendi özünde bütün evreni yaratmıştır . Evrenin bağlı bulunduğu bütün yasalara kurallara koşullara insanoğlu da aynen bağlıdır “ Bu görüş Ortaçağda bütün bilim adamları tarafından benimsenmiştir.</p>

<p>Tasavvufta da ona şöyle denilmiştir “Âlemi Ekber (Büyük Evren) veya Âlemi Kübra (Büyük Evren)” insandır. “Âlemi Asgar” .</p>

<p>Evren Dünyadır Çünkü dünyanın fiziki yapısı ne kadar büyük olursa olsun keşfedilmiştir. İnsanın fiziki yapısı küçük olmasına rağmen, psikolojik ruhsal yapısı o kadar büyük ki o kadar geniş ki henüz keşfedilmemiştir.&nbsp; Ortaçağ âlimlerinden,&nbsp; “Thales Anaksimenes ve Herakleitos evrende var olan her cismin sudan havadan ateşten ve topraktan var olduklarını söylerken bir var olan başka bir değerin de altını şöyle çiziyorlar. Evrenin özünde değişmeyen, olduğu gibi kalan tek ilke “Logos “tur</p>

<p>(Ruh) yani enerji veren bir güç vardır. Logos evrene gerçek biçimi birliği ve düzeni veren ilkedir.</p>

<p>Aristo’nun Thales’in&nbsp; Platon’un&nbsp; ilk çağlardaki araştırmalarının temelinde de aynı düşünceler yatıyor Yalnız MÖ&nbsp; 5. Yüzyılda&nbsp; yaşayan&nbsp; Sicilyalı&nbsp; bilim adamı Empodekles kendinden evvel yaşayan bilim adamlarının&nbsp; teorilerini incelerken bu dört ilkeyi tanımlıyor. Bu dört ilkede var olan cisimlerin içindeki enerjiyi ikiye ayırıyor</p>

<p>1-&nbsp;Birleştirici kaynaştırıcı yaklaştırıcı olan Sevgi enerjisi</p>

<p>2 -Ayırıcı dağıtıcı bozucu uzaklaştırıcı olan Nefret enerjisi</p>

<p>Şimdi bu bilim adamlarının düşüncelerinde evrenin içinde var olan bütün varlık türlerinin yoktan yaratılmadığı anlaşılıyor. Her ne kadar varlığın özünden değişmeyen genel düzeni sağlayan emirler veren bir logos&nbsp; (ruh) varlığından bahsediyorlarsa da kendi zamanlarında bu konuya ge deniş bir açıklama getirmemişler Onlardan sonra MÖ 460”lı yıllarda İstanbul İstanköy de doğan “Hippokrates ‘in öne sürdüğü bizim dilimizde&nbsp; “Nefes Yel “ dediğimiz Latincede “Anima”&nbsp; Yunancada “Spiritus” ibranice “Rıh” denilen sonradan lehçe değişikliğine uğrayarak “Ruh” olan enerjinin insan bedenini yönettiğini söylüyor. Tanrı kavramı adı altında ele alsak bile karşımıza yine bir ruh kavramı çıkıyor. Bakalım Kur’an -ı Kerim bu duruma ne diyor Sad süresi 71-72 ayetleri : ‘Rabbin meleklere şöyle demişti:&nbsp; Ben balçıktan bir insan yaratacağım.&nbsp; Onu yapıp ruhumdan ona ruh üflediğim zaman ona secdeye kapanın.’</p>

<p>Şimdi bu ayet ile insan varlığını tamamlayan Allah’ın ruhundan insanda da bir zerre olduğunu ispatlıyor Onun için insanlık var olduğundan beni gerekçesi ne olursa olsun kendi gücünün bittiği yerde güvenecek tapınacak ve inanacak bir manevi güce ihtiyaç duymuştur. İnsanda var olan bu psikolojik ruh gelmiş olduğu öz varlık ile her zaman ilişki kurmaya çabalar ve onunla birleşme duygusunu her an yaşatır. İşte ruhun bir arzu ve isteğinden doğan ilgi şudur: O bir eşi ve benzeri olmayan büyük ve güçlü olan Allah’a yaklaşmaya onun rızasını kazanmaya yönelik gönülden gelen ruh halinin bir takım davranışlara yansıması ile meydana gelen akıl üstü ve ilim üstü olan duygu ile ibadet etmeye ihtiyaç duymuştur.&nbsp; Şunu çok iyi bilmeliyiz ki dinsel düşünce insanlığın en eski davranışlarının ilkidir.&nbsp; Fakat yaratıcı ile ilişki bir bilim bir lisan bir davranış işi değildir. Bir gönlün bir duygunun bir tefekkür halinin davranışlara yansımasıdır.&nbsp; Bu duyulur anlatılmadan, müsaade edilir görmeden gösterilmeden saf gönül temiz kalp onu bahar çiçeklerinin kokular gibi duyar ve sezer.</p>

<p>O duyuşla mest olur ve söylenecek bir sözü olmaz o kokusu hissedilen varlık insanla yüz yüze, iç içe kucak kucağıdır işte ilim ve lisan üstü bu oluş bu durum ibadet sayesinde gerçekleşmiştir.</p>

<p>Psikolog Jung’un belirttiği gibi: Modern psikoloji henüz Tevhidin yarattığı mucizeyi çözememiştir. Kur’an da şöyle diyor Kaaf süresi ayet 16 “ Biz insana şah damarından daha yakınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 07:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/insanlar-neden-ibadete-ihtiyac-duyar-1764392126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hz. Fatıma</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/hz-fatima-37</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/hz-fatima-37</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Hz. Fatıma Zehra’nın (Ana Fatma) hem kutsallığını hem tarihî mağduriyetini anlatan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Başkanlık, “Hz. Fatıma, yalnızca Peygamber kızı değil; aynı zamanda Ehlibeyt’in, nurun, ana rahmetinin ve Kerbelâ mateminin sembolüdür” vurgusu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Hz. Fatıma Zehra’nın (Ana Fatma) hem kutsallığını hem tarihî mağduriyetini anlatan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Başkanlık, “Hz. Fatıma, yalnızca Peygamber kızı değil; aynı zamanda Ehlibeyt’in, nurun, ana rahmetinin ve Kerbelâ mateminin sembolüdür” vurgusu yaptı.<br />
<br />
Başkanlığın açıklaması şöyle:<br />
<br />
Hz. Fatıma</h3>

<p>24.07.2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hz. Muhammed tarafından en çok sevilen isim idi. Öyleki Mescide geldiklerinde, Hz. Muhammed önünde ayağa kalkmıştır. Bu saygı Hz. Fâtima’nın yüceliğini bildirmesi bakımından kanıttır.</p>

<p>Hz. Muhammed tarafından hakkında söylenmiş pek çok kutlu söz bulunmaktadır. Bazıları şöyledir;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>“Ey Fâtima! Allah sana ve senin soyuna cehennemi haram kılmıştır.”</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Allah Fâtima’nın sevincinden sevinç duyar, gazabından gazaba gelir.”</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Fâtima’yı inciden beni incitmiş, beni inciden ise Cenabı Allah’ı incitmiş olur.”&nbsp;(bu hadis Fâtima’yı incitenlere ithaf olunur.)</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Benim soyum Fâtima’dan gelecektir.”</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Fâtima cennet hatunların seyyidesidir.”</strong></p>

<p>Künyesi:&nbsp;<strong>Ümmül Hasan, Ümmül Hüseyin, Ümmül Muhsin’dir.</strong></p>

<p>Lakabı: &nbsp;<strong>Zehrâ</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(parıl parıl parlayan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;<strong>&nbsp;Sıddıyka&nbsp;</strong>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(özden bağlı olan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Tâhire</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(tertemiz olan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<strong>Betül</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;(her türlü kirden arınmış olan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Mübareke</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(kutlanmış olan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<strong>Zekkiye</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(her kötülükten korunmuş olan),</p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Râziyye</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(Allah’ın rızasını kazanmış olan),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Hayrünnisâ</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(kadınların en hayırlısı),</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Seyyide&nbsp;</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (kadri yüce ve ulu olan).</p>

<p>Alevi-Kızılbaş inancına sahip Anadolu’da her sabah anneler başta olmak üzere güne başlayan her birey güneş doğarken, saf ve tertemiz bir gönülle güneşe döner. Ve şu şekilde dua eder:</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ya Ana Fatma’nın ışığı, sen himmetini çocuklarımızdan, evlatlarımızdan, masumlarımızdan eksik eyleme. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp;&nbsp;Ya Ana Fatma’nın ışığı sen bizi evlat acısı ile terbiye eylemeyesin. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ya Ana Fatma’nın ışığı hatamızı kusurumuzu çocuklarımızdan evlatlarımızdan sormayasın. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya Ana Fatma’nın ışığı sen kusurumuzu, hatamızı on iki imamın hürmetine bağışlayasın.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sen hayırlı talih, rızık veresin. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Derdi, kederi çocuklarımızdan uzak eyleyesin. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Arsızı, nursuzu, uğursuzu bizden uzak eyleyesin. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ya Ana Fatma’nın ışığı sen gözümüzü yolda, tasada koymayasın.</strong></p>

<p>Kızılbaş inancında, Ana Fatma zikredilmeden yapılan gülbank eksik kalır. Ana Fatma bir nur bir sır dır. Bu nur ve sır hakkındı, sadece onda kendini var edenler bilebilirdi bunu. Yani yaradılışın temelindeki Küntü Kenz sırrına mail olanlar sadece&nbsp;Fatıma da ki sırrı görebilirdi. Aslına, Fatıma özün özetiydi.</p>

<p>Muhammet Mustafa’nın&nbsp;göz bebeği, Kutbu alemin Şah-ı&nbsp;Merdan’ın yâri, Cennet-i alanın gençleri olan, Pir İmam Hasan, Hüseyin’in&nbsp;validesi, sır-ı Cebrail, ikrar-ı Güruh-u Naci, feryad-ı&nbsp;Kerbelâ.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu inancı, Aşık Veli şöyle dile getirir:</p>

<p><strong>Cihan derya iken âlem su iken<br />
Arşta yeşil kandil nur olmadı mı?&nbsp;<br />
Zöhre yıldızından kırk bin yıl evvel<br />
Kudretten bir top nur olmadı mı?<br />
<br />
Ol nur idi üç mürşidin atası&nbsp;<br />
Allah, âşık Muhammet'tir putası&nbsp;<br />
Allah Muhammed Ali'den ötesi<br />
Ol zaman ikisi bir olmadı mı ?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cenab-ı Hak, Cebrail’i yaratır ve sorar<strong>: “Sen kimsin ben kimim?”</strong>&nbsp;&nbsp;Cebrail de&nbsp;<strong>“Sen sensin, bende benim!”</strong>&nbsp;diye yanıtlar. Bunun üzerine Hak onu katından kovar ve&nbsp;<strong>“Uç!”</strong>&nbsp;diye emreder. Binlerce yıl uçan Cebrail sonunda yorulur ve konacak bir yer ararken Cenab-ı Hak tekrar sorar:&nbsp;<strong>“Sen kimsin ben kimim?</strong>&nbsp;“Cebrail yine aynı cevabı verir. Tekrar Cenab-ı Hak&nbsp;<strong>“Uç!”</strong>&nbsp;emrini verir. Tam altı bin yıl daha uçar. Tam gücü tükenmişken,&nbsp;<strong>Kudret Kandili’ni&nbsp;diğer bir ifade ile Yeşil Kubbe’li&nbsp;bir makam görür.</strong>&nbsp;Oraya konar fakat ne kadar etrafını dolaşsa da kapısını bulamaz. Derken içerden bir ses gelir:&nbsp;<strong>“Ya Cebrail niyaz eyle!”</strong>&nbsp;Cebrail hemen niyaz eyler ve kapı açılır. Cebrail içeri girer, orada iki nur görür biri Ak biri Yeşil. Bu nurlar seslenir:&nbsp;<strong>“Ey Cebrail! Var git o yüceler yücesi Hakk’a. Sana yine sorarsa, şöyle cevap ver: “Sen Mabut ben Mahluk, sen yaradan ben yaratılan de!”</strong>&nbsp;Cebrail tekrar uçar ve Hak yine sorar<strong>: “Sen kimsin ben kimim?”</strong>&nbsp;der. Cebrail,&nbsp;<strong>“Sen Yaradansın ben yaratılan. Sen Haksın, ben mahlukum.”</strong>&nbsp;Diye cevap verince Hak&nbsp;<strong>“Mürşidine rahmet der. Var git Mürşidine.”</strong>&nbsp;Der. Cebrail bu sınavını verdikten nice vakit sonra&nbsp;Cenab-ı Hak, Âdem ve Havva’yı yaratır ve onlara&nbsp;Cenneti ihsan eder. Cennete giren Havva’nın güzelliğine güzellik gelir.&nbsp; Âdem, bir gün Havva’nın güzelliğini seyrederken:&nbsp;<strong>“Acaba ol yüce Hak, senin güzel yüzünden daha güzel suret nakşetmiş midir?”</strong>&nbsp;Ol vakit Hak bargâhından Cebrail'e şu emir geldi:&nbsp;<strong>Âdem'i Cennetin yüksek makamlarını seyretmek hidayetine eriştir!</strong></p>

<p><strong>Âdem, Cennet&nbsp;&nbsp; katlarını çıktıkça gördü ki, yüksekçe bir yere kurulmuş bir döşek üstünde, daha önce hiç görmediği giyişiler giyinmiş ve hiç görmediği bir güzellikte genç bir kız oturmaktadır. Başında parlak bir taç, belinde bir kemer ve iki kulağında birer büyük küpe.</strong></p>

<p>Âdem, hayret içinde kalıp:&nbsp;<strong>Ey Cebrail, dedi, bu ne güzel kızdır!</strong><br />
Cebrail, cevap verdi:&nbsp;<strong>Bu Muhammed Mustafa'nın kızı Fâtıma-i Zehra'dır.&nbsp;Başındaki parlak taç, Nebiler Sultanı Muhammet Mustafa’dır. Belindeki kemer zevci Ali Murtaza ve kulağındaki küpelerden biri Hasan Mücteba ve diğeri Kerbelâ şehitlerinin şahı Hüseyin'dir.</strong><br />
Âdem, sordu:<strong>Ey Cebrail! Bunlar, hangi zamanın mahlûklarıdır?</strong><br />
Cebrail, cevap verdi:&nbsp;<strong>Ey Âdem! Bunlar sûret âleminde senden sonra zuhur edeceklerdir. Fakat yaradılışları senden evvel vâki olmuştur.</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(Âşık Fuzuli, Saadete Ermişlerin Bahçesi adlı eserde, bu inancı büyük bir edebi sanatla anlatır.)&nbsp; İşte o vakit, Cebrail kendisine Yeşil Kandilde yardım eden Ak Nuru Fatıma-i Zehra’nın başında, Yeşil Nuru ise belinde ki kemer de görür. O vakit Cebrail mürşidini tanımıştır.</p>

<p><strong>Hz. Fatıma-i Zehra, Hz. Muhammet’in tek, kızıdır.</strong>&nbsp;Doğum tarihi ile ilgili çeşitli rivayetler mevcuttur, ama Peygamberlikten beş yıl önce doğduğu en doğru tarih’tir. Bu duruma göre Hz. Fatıma 623 miladi tarih ve 18 yaşında Hz. Ali ile evlenmiştir. Hz. Fatma’nın doğumu da kendisinin teşkil etmiş olduğu inançsal temsili yet içerisinde mucizevî bir şekilde olmuştur. &nbsp;Bu mucize şu şekilde anlatılmaktadır:&nbsp;<strong>“Annesi Hz. Hatice doğumu yaklaşınca Haşim oğulları kadınlarına haber göndererek doğumda onlardan kendisine yardım etmesini istemiştir. Fakat Haşimoğulları kadınları buna yanaşmamıştır. Çünkü o, onları dinlememiş Muhammet ile evlenmiştir.</strong>&nbsp;Kadınların bu cevabı Hz. Hatice’yi üzmüştür. Fakat Allah onu yalnız bırakmamıştır.&nbsp; Birden uzun boylu, buğday tenli ve haşimoğulları kadınlarına benzeyen dört kadının içeriye girdiğini gördü.&nbsp;<strong>Bunlar: Hz. İbrahim’in eşi, Sara, diğeri Mezahim kızı Asiye, diğeri İmran’ın kızı Meryem ötekisi ise Musa’nın kız kardeşi Gülsüm’dür.</strong>&nbsp; Hz. Hatice’nin yanında durmuşlar ve doğumuna yardım ederek, doğumu kolaylaştırmışlardı. Sonunda&nbsp;<strong>Hz. Fatıma dünyaya gözünü açar ve hemen&nbsp;onu Kevser suyu ile yıkadılar. Sonra sütten daha beyaz, misk ve amberden daha hoş kokulu iki beyaz bez parçasına sardılar.</strong>&nbsp;Sonra Fatıma’yı konuşmaya başladı ve dedi ki<strong>: “Şehadet ediyorum kuşkusuz ki Allah’tan başka ilah yoktur ve babam Allah Resulü nebilerin ve eşim Ali vasilerin ve iki oğlum Hasan, Hüseyin ise torunların efendisidir.”</strong>&nbsp;&nbsp;( Şeyh Abbas KUMMİ, çevr. Latif YILMAZTEKİN, Hüzünler Evi, Orijinal Adı: Beytu’l-Ehzan fi zikri Ahvalati Seyyidet-i Nisai’l –Alemin Fatımat’ez-Zehra Selamullahi Aleyha, 1.Baskı, Aralık 2007 İstanbul,s.17-19)</p>

<p>Fatıma, Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün değimi ile:&nbsp;çocuğu sütten kesmek, yani annesinin memesinden uzaklaştırmak anlamına gelen&nbsp;<strong>“Fatm’’&nbsp;</strong>kökünden türetilmiştir. Hz. Muhammet, bir konuşması sırasında<strong>: “Ey Fatıma, bilir misin, seni neden Fatıma diye adlandırdım?”</strong>&nbsp;deyince, Fatima, nedenini sordu ve şu cevabı aldı:&nbsp;<strong>“Tanrı kıyamet günü seni&nbsp;ve soyunu cehennemden uzak tutacaktır da o yüzden.”</strong>&nbsp;(KALELİ, Lütfi, 1995; s.81)</p>

<p><strong>KEVSERİN SIRRI FATIMA</strong></p>

<p>Hz. Peygamber’in erkek çocukları çok küçük yaştayken vefat ederler.&nbsp;O zamanlarda Araplar kız çocuklarını diri diri&nbsp;toprağa gömüyorlardı. Onlar için makbul olan erkek çocuktu. Kız çocuğu uğursuzdu. Böyle bir ortamda erkek çocuklarını kaybeden Muhammet Mustafa, onu küçültmek aşağılamak için&nbsp;<strong>Ebter</strong>&nbsp;yani soyu kesik diyorlardı. Bunun üzerine Kevser suresi indi ve Cenab-ı Hak bu suresinde şöyle diyordu:&nbsp;<strong>“Hiç kuşkusuz, biz sana Kevser’i verdik. O halde Rabbin için dua et, kurban kes. Doğrusu sana buğz eden, soyu kesik olanın ta kendisidir.”</strong>&nbsp; Kız çocuklarının hiçe sayıldığı anda soyun için Kevser’i yani Fatıma’yı verdik diyor Cenab-ı Hak. Bazıları buradaki Kevser’den mana ahirette inananlara sunulacak içecek olarak yorumlasalar da surenin mahiyeti itibari ile soya vurgu yapmaktadır.&nbsp;<strong>Zaten Kevser’in diğer bir manası soy, bereket, mutluluk anlamlarına gelmektedir.&nbsp;</strong>Bu soydan maksat, Arap kültüründeki soy anlayışı değildi. Alevi-Kızılbaş/ yolu- inancında bu soy,&nbsp;<strong>Gurüh-u Naciye</strong>&nbsp;idi. Hakkın kendi mihman edip, saf nurun tecelli ettiği mekandı.</p>

<p><strong>HZ.ALİ İLE EVLİLİĞİ</strong></p>

<p>Hicretten iki yıl sonra, 18 yaşında iken 21 Mart 624 miladi tarihte Hz. Ali ile evlendirilir. Evlenme olayları kısaca şöyle olur.</p>

<p>Hz. Fâtima’yı pek çok kişi istemiştir. Hz. Resul isteyenlere&nbsp;<strong>“Fâtima’nın evlendirilmesi benim iznime bağlı değildir. Allah’a bağlıdır.”</strong>&nbsp;Diyerek cevap verir. Evlenme zamanı geldiğinde, Tanrı Cebrail vasıtasıyla emrini bildirir. Emir üzerine Hz. Resul, Hz. Ali’yi çağırarak:&nbsp;<strong>Ya&nbsp;Ali! Allah senin ve Fâtima’nın nikâhını dört kutlu meleğin tanıklığında kıymıştır. Bana düşen o’nu sana teslim etmektir. Hazırlığını gör!</strong>&nbsp;Diyerek emir verir.</p>

<p>Hz. Ali, Resuli Kibriya’nın bu emrini hemen yerine getirir. Son derece sade bir törenle evlendirirler. Nikâhlarını yeryüzünde Hatem-ül Enbiya Muhammed Mustafa hazretleri kıyar. Böylece hem Tanrı hemde o’nun sevgili elçisinin katında iki kez nikâh kıyılmış olur.</p>

<p>Bu kutlu evliliklerinden&nbsp;<strong>Hasan, Hüseyin, Muhsin adında 3 erkek ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adında 2 kız çocuğu olur.</strong>&nbsp;Çocuklarından en son doğan Muhsin Hz. leri, hilafet kavgası için Hz. Ali’nin evini basan Ömer İbni Hattab tarafından kapı ittirilmek suretiyle şehit edilir. Annesinin kucağında iken üstüne düşen kapı masumun hayatını sona erdirir.</p>

<p><strong>FEDEK HURMALIĞI OLAYI</strong></p>

<p>Hz. Muhammed, Hayber kalelerini alırken, en son Fedek bağlarının olduğu kale kalmıştı orduyu hazırlar ki, son kalan kaleyi de alsın. Fakat Fedek Yahudileri içlerinden bir heyet seçerek, Hz. Muhammed’e şöyle bir başvuruda bulunurlar.</p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp;“Biz, sizler ile savaşmak istemiyoruz. Bağlarımızı harap etmeyin, bizi de buradan çıkarmayın. Mülkiyeti sizin olsun. Biz, size ortakçı olarak çalışalım. Bağların bakımını biz yapalım, mahsulü yarı yarıya bölelim”</strong>&nbsp;teklifini yaparlar. Hz. Peygamber’de, bunların teklifini kabul eder. Hz. Ali’ye, bunlar ile yazılı anlaşma yapılmasını emir buyurur. Bu yazılı anlaşma ile&nbsp;<strong>Fedek bağları Hz. Muhammed’in himayesine geçer.</strong>&nbsp;Diğer savaşların ganimetlerinde olduğu gibi, Hayber kalelerinde de elde edilen ganimetin&nbsp;%5’i olarak, sahabeler Fedek hurmalıklarını Hz. Muhammed’in payı olarak verirler.&nbsp;<strong>Fedek mülkiyeti, Hz. Muhammed’e geçtikten bir süre sonra, İsra Suresi’nin 26’ıncı ayeti ve Rum Suresi’nin 38’ inci ayetleri gelir.</strong>&nbsp; Hz. Muhammed, bu ayetleri öğrenince, aklına en fakir olan Ali ile Fâtima gelir. Bu ayetlerin hükmüne dayanarak,&nbsp;<strong>kızı Fâtima’yı çağırır ve Fedek hurmalıklarını yazılı bir hüccet ile Hz. Fatima’nın üzerine kayıt eder.</strong>&nbsp;O tarihten sonra, Fedek’teki ortaklar ile Hz. Fâtima ilgilenir ve sahip çıkar. Böylece bu bağların bütün geliri de Hz. Fâtima’ya gelmiş olur. Fakat Halife Ebu Bekir,&nbsp;<strong>“Peygamberlerin mirası olmaz, onların bıraktıkları mallar sadakadır”</strong>&nbsp;diyerek, Hz. Fâtima’nın mülkü olan Fedek hurmalığını elinden alınmıştır.</p>

<p>Kur’an-ı Kerim ayetlerinde, şöyle buyuruyor.&nbsp;<strong>İsra Suresi ayet 26:&nbsp;“Ve âti zil kurba hakkahuilaâhir.”&nbsp;</strong>Türkçe anlamı:<strong>&nbsp;Kurba’ya kendi hakkını ver. Hz. Peygamber, Cebrail aleyselâma sorar:&nbsp;“Kurba kimdir? Onun hakkı nedir?”&nbsp;</strong>Cebrail aleyselâm buyurur ki<strong>:&nbsp;“Zil Kurba, Fâtima’dır. Onun hakkı Fedek’tir.”</strong></p>

<p>Bu ayet, Hz. Fâtima anamıza, babasından bir hak sahibi olduğunu ve hakkının verilmesini emrediyor.</p>

<p>Rum Suresi ayet 38:&nbsp;<strong>“Yakınlığı olan yoksula, yoldan kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızasını bilenler için en hayırlısı budur. Onlar saadete erenlerdir.”</strong></p>

<p>Hz. Fâtima, Fedek’teki vekillerinin çıkarıldığını, babasından kalan malına Ebu Bekir’in el koyduğunu duyunca, doğru Ebu Bekir’e gider.</p>

<p>Ona der ki:&nbsp;<strong>“Ne sebeple benim babamın bana verdiği malımı alıyorsun? Bunu bana Allah ve onun Resulü vermiştir. Ne yüzden benim vekilimi Fedek’ten çıkarttın?.”</strong>&nbsp;Ebu Bekir:&nbsp;<strong>“babanın sana verdiğine şahidin ve ispatın var mı?”&nbsp;</strong>diye sorar.</p>

<p>Hz. Fâtima, babası Resullahın, kendisi için yazıp altını tasdiklediği hücceti gösterir. Fakat Ebu Bekir, Peygamber’in altını tasdiklediği hücceti kabul etmez. Hz. Fâtima’dan şahit ister. Hz. Fâtima:&nbsp;<strong>“Ey Ebu Bekir! Sen Allah’ın kitabını, Resullah’ın altını tasdiklediği senedini bir tarafa atıp, şahit istiyorsun. Bizde yalan sadır olmaz. Fakat pekâlâ, öyle olsun”</strong>&nbsp;diyerek, çıkar gider.</p>

<p>Hz. Fâtima, biraz sonra Cennet ile müjdelenen Ümmî Eğmeni şahit olarak getirir. Ümmî Eğmen diyor ki:&nbsp;<strong>“Ben şahidim, Allah peygamber’e, vahy etti. Peygamber de, yazılı hüccetle Fedek mülkünü kızı Fâtima’ya verdi.”</strong>&nbsp;Ebu Bekir, onu da kabul etmez. Yeniden başka şahitler getir, der. Bunu üzerine Hz. Fâtima, Hz. Ali’yi, İmam Hasan’ı, İmam Hüseyin’i şahit olarak götürür. Ehli Beyt’in tamamı buna şahitlik ederler ki,&nbsp;<strong>“Hz. Muhammed, Allah tan gelen vahyinin hükmüne uyarak, sağlığında, Fedek bağlarını kızı Fâtima’ya verdi.”</strong>&nbsp;Ne yazık ki, Ebu Bekir ile Ömer, o bağlar bütün Müslümanların malıdır bahanesiyle, yine geri vermezler.</p>

<p>Hz. Ali der ki:&nbsp;<strong>Ey Ebu Bekir! Sen Allah’ın hükmünün hilafına, bir hüküm veriyorsun. Eğer bir Müslüman’ın elinde bir mal olsa, ben de gelip bu mal benimdir desem, sen kimden şahit istersin? Ebu Bekir “senden”, der Ali de “Öyleyse neden Fâtima’dan şahit istiyorsun? O mal onun tasarrufundadır. Gasp eden sizsiniz, sizin şahit göstermeniz gerekir”</strong>&nbsp;deyince, Ebu Bekir susar kalır, cevap veremez. Fakat her zamanki gibi, Halife Ömer, sert bir tavırla,&nbsp;<strong>“Ey Ali, bu sözleri bırak, bizim seninle karşılıklı fikir yürütmeye gücümüz yetmez. Ne yaparsan yap vermeyeceğiz, bunu bilesiniz”&nbsp;</strong>diye, çok sert ve saygısızca cevap verir.</p>

<p>Ümmü Eymen’in ve Hz. Ali’nin şahitliklerini kabul etmeyen Halife Ebu Bekir’e karşı, Hz. Fâtima, Mescide gelerek, mim bere çıkar ve şu konuşmayı yapar, hakkı olan Fedek hurmalığını geri almaya çalışır.</p>

<p><strong>“Ey insanlar! Biliniz ki ben Fâtima’yım ve babam Muhammed Mustafa’dır. Sözün ilkini ve sonunu bilerek söylerim. Konuşmamda, davranışımda lüzumsuz ve münasebetsiz bir şey yoktur ve olmaz. Şimdi siz tutup, benim kendi babamın varisi olmayacağımı söyleyebilir misiniz? Cahiliye ahlâkı ile mi hüküm ediyorsunuz? Yoksa durumu bilmiyor musunuz? Hayır biliyorsunuz.</strong></p>

<p><strong>Şu parıldayan güneş kadar biliyorsunuz ki, ben Peygamberin kızıyım. Ey Abu Kuhâfe’nin oğlu Ebu Bekir, Allah’ın kitabında senin için “Babasına varis olur” yazılı iken, benim için “vâris olmaz” mı yazılı? Çok çirkin bir iş yapıyorsun. Allah’ın Kitabı’nı göz göre göre bir kenara mı atıyorsun? Yoksa Kur’an’ın hükmü benim için geçerli değil mi? Benim ile babam arasında akrabalık ve verâset işlemiyor mu? Mirasla ilgili ayetler size mi özgü? Babam ve ben o ayetlerin dışında mı kalıyoruz? Kur’an size mi, yoksa babama mı inmişti? Yoksa iki Kur’an ve iki din mi var? Ben ve babam bunların ikincisin demiyiz? Yoksa Kur’an-ın inceliklerini siz, babam ve Hz. Ali’den daha mı iyi biliyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>Ve siz ey Ensar! Allah’ın Resulü babam, her zaman demez miydi: “Kişinin varlığı evladında korunur.” Ne kadar çabuk unuttunuz, ne kadar acele yeni şeyler icat ettiniz. Ey insanlar! Yaptıklarınız Allah’ın gözü önünde oluyor. Ben size acıklı bir azabı da haber vermiş olan bir nebinin kızıyım. Yaptığınız bu yanlış işler ile Kur’an hükümlerini inkâr etmiş oluyorsunuz. Yapın yapacağınızı ve bekleyin sonucu, biz de bekleyelim.”</strong></p>

<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em>Hz. Fâtima, yüzünü Halife Ebu Bekir’e çevirerek<em>,&nbsp;</em><strong>“Ne çabuk bizim hakkımızda gelen ayetleri unuttun? Sen ve senin gibiler hakkında gelen Araf süresinin 179’uncu ayetini hatırlamaya çalış”&nbsp;deyip, ağlayarak çıkar, evine gider.&nbsp;(Araf süresi ayet 179):&nbsp;“Ant olsun ki, cehennem için birçok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri var, ama anlayamazlar. Gözleri var, ama görmezler. Kulakları var, ama işitmezler. İşte bunlar sapık olanlardır. İşte bunlar gafildirler, yaptıklarının cezasını göreceklerdir.”</strong></p>

<p>&nbsp;&nbsp; Konuşma bittiğinde mescit birbirine karışmıştı. Hz. Fâtima’nin haklı olduğunu savunanlardan ağlayanlar, isyan edenler ortalığı mahşer yerine çevirmişlerdi. Fakat bu olaylar Halife Ebu Bekir’i ve Ömer’i kararından geri çevirememişti. Onlar Ehli Beyti maddi ve manevi çökertmeye kararlıydılar.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Hz. Fâtima, sağ olduğu müddetçe de Ebu Bekir ile Ömer’e küs kalır ve bir daha onlar ile konuşmaz.&nbsp;Hz. Ali’ye vasiyet eder ki:&nbsp;<strong>“Ben ölürsem, Ebu Bekir ile Ömer’i cenazemin üzerine bırakma. Beni gece defin et ki, mezarımın nerede olduğunu dahi bilmesinler.”</strong>&nbsp;Hz. Peygamberin sevgili kızını, bu derece gönülden yaralayanlara, Hz. Peygamber şefaat eder mi, bilmem. Takdiri Allah’a kalmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 06:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/hz-fatima-1764387548.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İslamda kardeşlik</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/islamda-kardeslik-36</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/islamda-kardeslik-36</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, bugün yayımladığı yazılı açıklamada Kur’ân-ı Kerîm’in müminler arasındaki kardeşlik ilkesini ve bu kardeşliğin kan bağından üstün olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, bugün yayımladığı yazılı açıklamada Kur’ân-ı Kerîm’in müminler arasındaki kardeşlik ilkesini ve bu kardeşliğin kan bağından üstün olduğunu vurguladı.Açıklamada, Hucurât Suresi 10. ayet-i kerimesi hatırlatılarak “Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan sakının ki, size merhamet edilebilsin” denildi ve şu ifadeler kullanıldı:<br />
&nbsp;</p>

<h3>İSLAMDA KARDEŞLİK</h3>

<p>31.07.2025</p>

<p><br />
<br />
Bugünkü sohbetimizde Kur’an-ı Kerim’de Yüce Yaratıcının, ilahi bir emir ile insanlığa ilettiği kardeşlik mesajı üzerinde duracağız. Aynı anne, babadan doğanlar kardeştir. Ama biz bugün inancımızdaki kardeşliği konuşacağız. Kimler kardeştir, kimlere kardeş denir? Bu soruların cevabını kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’den verelim: “<strong>Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah'tan sakının ki, size merhamet edilebilsin.”<a href="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/Haftalik-cem-sohbeti/20562/islamda-kardeslik#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a>&nbsp;</strong>Ancak, müminler kardeştir diyen Kur’an-ı Kerim, inanmanın, erdemli olmanın, ahlaklı olmanın ve bu çerçeve içerisinde kardeş olmanın kan bağından üstün olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Velayet pınarının başı olan Hz. İmam Ali, bir sözünde&nbsp;<strong>“İnsanların aslını ve neslini sorarsanız toprak ile çamurdur. Bizim aslımızı ve neslimizi soracak olursanız bizim aslımız; erdem, yüksek ahlak ve bilgidir.”&nbsp;</strong>diyor. Hz. İmam Ali, kendi özünü ilkelere bağlıyor. Hangi ilkelere bağlıyor? Hak olan ilkelere, değişmeyen ilkelere bağlıyor. Bu Hakk olan ilkeler olmaz ise sadece kan bağı ile kardeşlik olur. Örnek verecek olursak: Hz. Âdem’in oğulları olan Kabil, Habil’i öldürdü; Nuh Peygamberin karısı ve oğlu Hz. Nuh’a inanmadı; Hz. Lut’un karısı Lut peygamberi dinlemedi; Hz. İbrahim’in babası put yapıyordu ve Hz. Muhammed’in amcaları olan Ebu Leheb ve Ebu Cehil Hz. Muhammed’e düşmanlık yaptılar. Bunlar kardeşti, eşti, çocuğuydu, babasıydı ve akrabalarıydı. Sadece kan bağıyla değil, yüce değerleri kendimize rehber edinirsek Hakk’ın emrinde olursak ve nefsimizi değil, irademizi bedenimizde hâkim kılarsak yol’da beraber yürüdüğümüz kişiler bizim kardeşimiz olur. Çünkü “<strong>Müminler sadece kardeştir”&nbsp;</strong>diyor yüce kitabımız.</p>

<p>Peygamber efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra, Mekke’den gelenleri (Muhacir) Medine’nin (Ensar) yerlileri ile kardeş (Musahip) yaptı ve kendisi de Hz. İmam Ali ile kardeş oldu. Alevilik, Peygamber Efendimizin uyguladığı bu içtihadı yüzyıllardır uygulamakta ve ikrarında sabit kalmaktadır.</p>

<p>Musahiplik kurumunu yoğun olarak yaşayan ve yaşatan Alevilik, “el, dil, bel” diyerek edebe vurgu yapmış, “<strong>Ahlak binasının son tuğlasıyım</strong>” diyen Hz. Muhammed’in uyguladığı Musahipliğe sarılmış ve de Peygambere ikrar vererek Muhammedî ahlakı yaşamıştır. Onun içindir ki, elinden, dilinden, belinden şüphe duyulan kişiler Cem ibadetinde dara çıkartılıp Hakk meydanında sitem verilmiştir. Daha ağır suç işleyenler düşkünlük kurumuna sevk edilip toplumdan uzaklaştırılmıştır.</p>

<p>“<strong>Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim</strong>” diyen Hz. Muhammed’in ümmeti, cahilliğin içerisinde boğuluyor. Cahiliye devrinde olduğu gibi küçük çocuklara yapılan zulüm, kadınlara yapılan işkence, toplumun vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bundan daha üzücü olan ise, bu kötülükleri yapan kişilerin din kisvesi altında bunları yapmasıdır. İşte böyle bir ortamda bizler Yüce Rabbimizin mesajını aklımızdan çıkartmayacağız.&nbsp;<strong>Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız takvaca (Ahlakta) en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah Alîm’dir, Habîr’dir.”<a href="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/Haftalik-cem-sohbeti/20562/islamda-kardeslik#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<p>Kapıdan çıkınca köşe gözetme</p>

<p>İçin karartıp ta dışın düzeltme</p>

<p>Şah Hatayi ötesini uzatma</p>

<p>Mümin isen bir ikrarda durasın</p>

<p>Peki, ahlak neden unutuldu? Neden şekle bu kadar değer verildi? Kabın dışı yıkanırken içi neden kirletildi? Allah’ın birliğine, Muhammed Mustafa’nın Nübüvvetine, Hz. İmam Ali’nin Velayetine inanan Alevilik, “<strong>Ben cem ibadetine gidip görevimi yapıp geleyim</strong>” demez. Allah içimizi de dışımızı da görüyor. Cem ibadetine gelen bir can, Muhammed Mustafa’ya, İmam Ali’ye layık olmaya çalışır; tuğla tuğla üstüne koyup ahlakta en üstün seviyeye çıkmanın derdine düşmüştür. Musahip kardeş tutup, Pirin huzuruna gelip aklanıp paklanmayı diler. “<strong>Nefsini bilen Rabbini bilir”&nbsp;<a href="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/Haftalik-cem-sohbeti/20562/islamda-kardeslik#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></strong>düsturunun izinden gidip kötü nefsiyle her daim mücadele içindedir. Şekil önemlidir, zira Zahir’dir; ama mana da vardır çünkü o da Batın’dır. Alevilik şekle uyar, ama oraya takılıp kalmaz. Görünene değil, görünenin ardına yani Batın’a ulaşmayı amaçlar.</p>

<p><em><strong>İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar!</strong></em><a href="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/Haftalik-cem-sohbeti/20562/islamda-kardeslik#_ftn4" name="_ftnref4"><strong><strong>[4]</strong></strong></a><em><strong>&nbsp;Allah, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir. Ve O, yalancıları da elbette bilecektir.</strong></em><a href="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/Haftalik-cem-sohbeti/20562/islamda-kardeslik#_ftn5" name="_ftnref5"><strong><strong>[5]</strong></strong></a><em><strong>&nbsp;</strong></em>Hz. Mevlana’da&nbsp;<strong>“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol”&nbsp;</strong>demiştir. Riyasız, dedikodusuz, menfaatsiz sadece Allah sevgisi için bir araya gelen insanlar kardeş olabilir. Bu duygu ve düşüncelerle cümlenize sevgilerimi sunuyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 05:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/islamda-kardeslik-1764385204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırklar</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/kirklar-35</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/kirklar-35</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Aleviliğin temel unsurlarından biri olan “Kırklar Meclisi”nin İslam’ın en derin hakikatlerini barındırdığını ve bu meclisi anlamayanın Aleviliği çözemeyeceğini vurgulayan kapsamlı bir açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Aleviliğin temel unsurlarından biri olan “Kırklar Meclisi”nin İslam’ın en derin hakikatlerini barındırdığını ve bu meclisi anlamayanın Aleviliği çözemeyeceğini vurgulayan kapsamlı bir açıklama yayımladı.Başkanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kırklar Meclisi’nin Hz. Muhammed’in Miraç yolculuğu ile doğrudan bağlantılı olduğu, bu olayın İslam’ın ana kaynaklarında 610 yılında gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:<br />
<br />
KIRKLAR</h3>

<p>10.07.2025</p>

<p>KIRKLAR&nbsp;</p>

<p>Kırklar, Alevilikte olmazsa olmazlardan Kırklar Meclisi&nbsp;</p>

<p>Kırklar meclisinin izahı içerisinde, İslam’ın gerçek değerleri saklı.&nbsp;</p>

<p>Kırklar meclisini çözemeyen Aleviliği çözemez...  Kırklar meclisi ve miraç olayı. İslam kaynaklarına göre 610 yılında gerçekleşmiştir.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Peygamber Hz. Muhammed Mustafa Miraç’a giderken, yolda önüne bir Arslan çıkar, Arslan yatmış, yolu kesmişti, o an, ''Amcam oğlu Ali, şimdi burada olsaydı bu Arslanın hakkından gelirdi" diye düşündü. Bu sırada bir ses duydu: yüzüğünü (hatemini, Peygamberlik mühürü) Arslana ver, Peygamber yüzüğünü çıkardı arslanın ağzına verdi, arslan sakinleşti. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Peygamber Sidretül Münteha'ya (Allah’a) erişti. Dost dosta kavuştu. Doksan bin kelam dile geldi, sırrı hakikat ile yüzyirmidört bine ulaştı. Otuz bini şeriat, otuz bini tarikat, otuz bini marifet’te kaldı 34 bini sırrı hakikat ile Hz. Ali’de kaldı. Doksan bin kelam halka anlatılır. 34 Bin kelam Hz. Ali ve Ehli Beytte sır olur. Otuz dört bini birçok sırra mazhardır. Evrenin nasıl ne şekilde yaratılıştan tutun Peygamber'imizden sonra neler olacaklarını bilmesine kadar. "Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır" buna işarettir.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;<br />
Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Miraçtan döndükten sonra Resul hazretleri, ashab'i Suffa'nın kapısına vardı. Kırklar orada sohbet ederlerdi. O hazreti Resul, kapıya vurdu. ''Kimsin" dediler. ''Nedir istediğin?" Resul hazretleri: Peygamberim, açın kapıyı, içeri gireyim, siz erenler ile dem-i didar görelim" dedi. İçerdekiler:" bizim aramıza Peygamber sığmaz. Peygamberliğini var ümmetine eyle" dediler. Peygamber hazretleri bunu işitip hemen geri döndü. Hak Teâlâ Hazretinden ol vakit ses geldi ki, ''Ya Muhammet, ol kapıya var..." Resul hazretleri o sesi işitip derhal geri döndü. Yine geldi, ol kapının halkasına vurup kapıyı tıklattı, içeriden ''kimsin?" dediler. Hz. Resul dedi ki? Ben Resulüm... Açın kapıyı, içeri gireyim, mübarek cemalinizi göreyim" dedi. İçerdekiler: ''Bizim aramıza Resul sığmaz ve hem bize gerek değildir" dediler. Resul Aleyhisselam bu sözü işitince geri döndü, diledi ki feragat gele, kendi makamına geri sakin ola. Tanrı'dan Peygamber’in kulağına aynı ses erişti: ''Ya Habibim, var yine o kapıya, o meclise dahil ol. Nere gidersin, dön geri." ''Seyyid geri döndü. Geldi o kapının halkasına el vurdu. İşaret eyledi." Yine dönüp geldiğini bildirdi, dediler ki, ''Kimsin?'' Resul dedi ki? "Sırrıl kayyum, hadimül fıkarayım.:" (yoksulların hizmetçisi olduğunu söyleyen Peygamber’in o esnada "Ene biatihim, ene miskinim, ene fıkarayım" dediği de rivayet olunur...Bu, ''Yoksulum, sizlerden birisi ve sizlere uyanım" demek olur.) kapı açılır Kırklar dediler ki "Buyur! Ehlem ve Sehlen'' dediler. Yani, Hoş geldin, kadem getirdin, gelmekliğin mübarek olsun" dediler. Resul hazretleri bismillah deyip ol kapıdan içeri girdi. Evveli sağ ayağını bastı baktı gördü ki, otuz dokuz sahabe otururlar. &nbsp;<br />
Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammed'e yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammed tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Ali Peygamberin önüne ağzından çıkardığı yüzüğü koyar. Bu olaydan sonra Allah'ın aslanı denilmiştir Hz. Ali’ye.&nbsp;</p>

<p>Hz. Muhammed sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır “denir. (Cebrail’e gitti) "Peki, sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammed. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir.&nbsp; Muhammed, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Bunun üstüne Muhammed meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek neşterin ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her canın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Zaten o sırada salman da kolu sarılı olarak elinde bir üzüm tanesi ile içeriye girer. Daha sonra peygambere bu lokmanın pay etme görevi verilir, ama pay edemiyor. Salman elinden alıp eziyor, kırkların birisinin dudağına değdirmesi ile kırkı birden mest olurlar. Çünkü kırkı bir, biri kırk, aynı anda hepsi hareket halinde bir bütün. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammed'de onlara katılır. Sonra, üryan, büryan semaha duruyorlar. (Neden üryan, büryan? Üryan büryan, çıplak, kıyafetsiz demek ama manası gönülden arınma) Semah esnasında peygamberin sarığı yere düşüyor, sarık, kırk parçaya yırtılıp bele kemer olarak bağlanıyor. Yani kemerbest olunuyor.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>

<p>Bu olayın kaynağı İmam Cafer Sadık'ın buyruğunda yazar.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Aleviliğin dört kapı ve kırk makamındaki aşamalarının mana anlamında ayrı ayrı dili var.&nbsp;</p>

<p>Birinci kapı herkesin bildiği ve takiye (koruyan) yapılan dinin anlaşılır dili ve her kapının kendi içerisinde de yine dört ayrı dili. Kapılardan ilerledikçe talibin gelişimine ve algılama durumuna göre yeni bilgiler yükleniyor ve bir önceki kapı daki bilgiler boşa çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Sırrı hakikat kapısına erişince talibin öğrendiği inanç bilgilerin tümü elekten eleniyor, gereksiz olanlar terk ediliyor. Talip artık kendisi eğri ile doğruyu anlıyor. Sonuç olarak da karsısına bilimin bütün dalları çıkıyor. Son basamağı tamamlayan talibe o nokta da su söz söyleniyor „Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır “.&nbsp;</p>

<p>Dört kapıdır kırk makam&nbsp;</p>

<p>Üç yüz altmış menzil var&nbsp;</p>

<p>Coşma deli gönül coşma&nbsp;</p>

<p>Coşup ta bendinden tasma&nbsp;</p>

<p>Üç yüz altmış altı çeşme&nbsp;</p>

<p>Ser çeşmenin gölü benim.&nbsp;</p>

<p>Sırrı Hakikate eren ozanlarımızın çoğu bu 366 rakamını deyiş ve nefeslerinde işlemiştir. Açıp bakabilirsiniz sayısız örneği vardır. Hepsinde de su, ırmak, çeşme vb. gibi geçmektedir.&nbsp;</p>

<p>Pir Sultan burada kırkların oluşan damarlarının 360 (366) damarını izah eder. Cem esnasında kadın, erkek bir can olmamızda çocuğun henüz ilk kırk gününde cinsiyetsiz oluşudur. Neşteri vurunca kırkından da kan akması demek, çocuğun damarlarından akan kanın kaynağının tek vücut olması kanın ayni damarlardan akmasıdır. Kırkının aslında bir kişi olmasının tek can olmasının izahıdır.&nbsp;</p>

<p>Üryan büryan semaha girmek de ana karnındaki çocuğun çıplak olarak dönüşümünü simgeler.&nbsp;</p>

<p>Güruhu Naci ye özümü kattım.&nbsp;</p>

<p>İnsan sıfatında çok geldim gittim.&nbsp;</p>

<p>Bülbül olup firdevs bağında öttüm&nbsp;</p>

<p>Bir zaman gül için dara düş oldum (sıtkı)&nbsp;</p>

<p>  &nbsp;</p>

<p>Biz üç bacıydık güruhu neciydik (temiz, yeniden doğmak)&nbsp;</p>

<p>Kırklar meydanında süpürgeciydik&nbsp;</p>

<p>Süpürgeci Selman kör olsun Mervan&nbsp;</p>

<p>Zuhur ede mehdi sahibi zaman&nbsp;</p>

<p> &nbsp;</p>

<p> Alevilik bütün semavi dinlerden önce var olan bir geçmişe sahiptir.&nbsp;</p>

<p>Aleviler, bilim ve ilimi sır ederek binlerce yıldır, deyişlerin, cemin, semahın, sazın, sözün içerisine inanç öğeleri ile bütünleştirip günümüze kadar ulaştırmışlardır.&nbsp;</p>

<p>“Ellerin kabesi var benim kabem insandır” diyenler, insanin hem içini hem dişini çok güzel çözmüşlerdir.&nbsp;</p>

<p>                                                                                                       </p>

<p>Binlerce yıllık bir birikimi olan Alevilik bütün dinlerin Şah’ıdır.&nbsp;</p>

<p>Hiç kimsenin gücü Aleviliği ne yok saymaya yetmez. Aleviler inançlarını bilimle bütünleştirerek sadece elle tutulan gözle görülen bilimle ispatı gerçekleştirilebilen, değerlere inanarak yasamış ve yaşatmıştır. Bu yasayışın merkezinde de insan oturmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Kaldırın baslarınızı yukarıya, „ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır “diyenlerin bir bildiği varmış ki bu sözleri söylemişler. Bütün bu izahlar bizlere Aleviliğin nerde durduğunu çok iyi anlatmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Alevilik İslam la çok ince bir bağla hafiften bağlıdır gibi sözler sarf edenler Aleviliği hiç tanımamış geri kafalılıktan başka bir şey değillerdir.&nbsp;</p>

<p>Eğer Aleviliği bağlayacak bir yer arıyorlarsa o bağlanacak yer göbek bağıdır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>KAYNAK: Aleviliğin anayasası- Hasan Harmancı&nbsp;</p>

<p>Kaynak kitap, Arif Tekin&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Damlanın içindeki gerçek, Ünsal Öztürk&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 05:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/kirklar-1764384631.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gadir Hum Bayramı</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/gadir-hum-bayrami-34</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/gadir-hum-bayrami-34</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Alevi, Bektaşi, Nusayri ve Şii topluluklarının en önemli bayramlarından biri olan Gadir Hum Bayramı (Velayet Bayramı) ile ilgili açıklamada bulundu. Başkanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>GADİR HUM BAYRAMI</h3>

<p>11.06.2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her yıl zilhicce ayının on sekizinci gününde kutlanan Gadir Hum Bayramı Alevi, Bektaşi, Nusayri ve Şii dünyasında çok önemli bir yere sahiptir. Gadir Hum Bayramı, peygamber efendimiz Hazreti Muhammed’in vefatından kısa bir süre önce Veda Haccından dönerken Gadir Hum denilen yerde Müslümanları toplayıp kendisinden sonra Hazreti Ali’yi önder olarak kabul etmelerini bildirmek için yaptığı büyük ve tarihi konuşmanın yıl dönümünde kutlanır. Bu bayram diğer adıyla&nbsp;<strong><em>“Velayet Bayramı”</em></strong>dır.</p>

<p>Gadir Hum, &nbsp;<strong>“Hum Gölcüğü”&nbsp;</strong>demektir. Mekke ile Medine arasındaki Rebiğ Vadisi’nde bulunan bir mıntıkada yer alan Gadir Hum, Medine’den Mekke’ye giden yolun 5. Km’sinde yolun sol tarafında düşer. Gadir Hum, aslında Rebiğ Vadisindeki küçük bir nehrin yol açtığı küçük bir gölcüktür.</p>

<p>Bu mevkide kafileyi durduran Hz. Muhammed, Kur’an’ı Kerim’de Maide Suresi 67.ayetinin gereğini yerine getirmiştir.<br />
<br />
&nbsp;<strong><em>“ Ey elçi, rabbinden sana indirilen buyruğu onlara bildir. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği elçilik görevini yerine getirmemiş olursun. Elbette ki, Allah seni insanlardan korur. Kuşkusuz Allah, inkârcılar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.</em></strong></p>

<p>Bu ayete bianen, indirilen buyruğu yerine getirmekle mükellef olan Peygamberimiz tam o sırada İmam Ali’yi yanına çağırmıştır. Tüm halkında şahit olduğu bu olayda, Hz. Muhammed İmam Ali’nin elini havaya kaldırmış; öyle ki Hz. Ali’nin koltuğunun altındaki beyazlık görünmüştü.</p>

<p>Hz. Muhammed bu haldeyken tüm Müslümanlara hitaben ;<br />
<br />
‘’Ey insanlar Allah benim Mevlamdır. Ben de sizin mevlanızım. Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır.’’</p>

<p><strong>“Men küntü mevlahü fe haza Aliyyün mevlahü…”</strong></p>

<p>Peygamber efendimiz Gadir Hum gününde Allah’ın buyruğuyla Hazreti Ali’yi bütün müminlerin önderi ve Allah’ın velisi olarak ilan etmiştir. Bu olay bütün Müslümanlar için büyük bir bayram olmuştur. O gün tüm Müslümanlar Hz. Ali’yi peygamberin tek velisi ve varisi olarak kabul ederek tebrik ettiler.</p>

<p>Bu olaydan hemen sonra tüm Alevi, Bektaşi, Nusayri ve Şiilerin mutabık kaldığı Maide Suresi’nin 3. ayetindeki şu kısım peygamberimize vahiy olunmuştu;</p>

<p><strong><em>“…Bugün dininizi olgunlaştırdım; size olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim</em></strong></p>

<p>Tüm Ehl-i Beyt muhiblerinin velayet ve imamet inancının kaynağını işte bu hadise oluşturur. İmam Aliyyel Murtaza bizzat Allah’ın emri ile tüm müminlere peygamberden sonra önder tayin edilmişti.</p>

<p>Aleviler bu bayramı çeşitli törenlerle kutlamaktadırlar. Özellikle cem evlerinde yapılan cem ibadetleri, söylenen deyişler ve dönülen semahlarla bu bayram inanç ve coşkuyla kutlanmaktadır. Yine Hatay ve Adana’da yaşayan, Arapça konuşan Alevi canlarımız bu bayrama büyük katılımlar göstererek kutlamaktadırlar. O kutlu günün anısına, Hak aşıkları, Şah-ı Merdan’ı &nbsp;On iki İmamları anlatan methiyeler, deyişler yazmışlardır. Onlara duyulan sevgi, ikrârlarının da temeli oluşturmuştur. Nice bu uğurda hayatlarını hiçe saymışlar ancak verdikleri sözden, ettikleri muhabbetten asla dönmemişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>Hak nasip eylese dergâha varsam<br />
Bir dem divanına dursam ya Ali<br />
Eğilsem eşiğine niyaz eylesem<br />
Yüzüm tabanına sürsem ya Ali<br />
<br />
Yüzüm tabanına sürdüğüm zaman<br />
Zerrece gelmezdi gönlüme güman<br />
Ali’m Düldüle bindiği zaman<br />
Önünce Kanber’in olsam ya Ali</em></strong></p>

<p><strong><em>Kanber gibi hizmetimi getirsem<br />
Bir dem ağlatıp bir dem güldürsem<br />
Çekip Zülfikar’ı beni öldürsen<br />
Elim eteğinden çekmem ya Ali<br />
<br />
Çeker miyim eteğinden elimi<br />
Hak katında kabul ettiğim ölümü<br />
Doğru sürsek erenlerin yolunu<br />
Mümince kulların sevsem ya Ali<br />
<br />
Mümin olan neresinden bellidir<br />
Hakkı söyler nefesinden bellidir<br />
Erenlerin demi gonca güllüdür<br />
Tomurcuk güllerin dersem ya Ali<br />
<br />
Pir Sultan’ım niyaz eyle pirine<br />
Umarım ki dergâh gire kalbine<br />
İnandın mı Hak Muhammed Ali’ye<br />
Bir gün fırsat elden gider ya Ali</em></strong></p>

<p>Yüce Allah tüm İslam alemine o kutlu günün aşkına barış, huzur, birlik ve beraberlik ihsan eylesin.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 05:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/gadir-hum-bayrami-1764384296.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elinle Koymadığını Alma</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/elinle-koymadigini-alma-33</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/elinle-koymadigini-alma-33</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Alevi-Bektaşi yol ve erkânının temel ilkelerinden biri olan "eline, diline, beline sahip olma" kaidesini hatırlatan ve özellikle "Elinle koymadığını alma" öğretisini vurgulayan kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Alevi-Bektaşi yol ve erkânının temel ilkelerinden biri olan "eline, diline, beline sahip olma" kaidesini hatırlatan ve özellikle <strong>"Elinle koymadığını alma"</strong> öğretisini vurgulayan kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı.Açıklamada, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî’nin “Elinle koymadığın bir şeyi alma! Ekmeğini kimseden esirgeme!” sözünün yolun en önemli yaşam ilkesi olduğu belirtilerek, rızasız hiçbir işin yapılmaması gerektiği ifade edildi. Başkanlık, “Devletin malı deniz…” anlayışının Alevi-Bektaşi inancıyla bağdaşmadığını vurguladı.<br />
<br />
Başkanlığın açıklaması şöyle:<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3>Elinle Koymadığını Alma</h3>

<p>02.10.2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bilindiği üzere; Alevî Bektaşi yol ve erkânında, “eline, diline ve beline sahip olmak” her şeyin başıdır. Yolumuzun Serçeşmesi, Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî’nin; “Elinle koymadığın bir şeyi, alma! Ekmeğini, kimseden esirgeme!” sözü, en önemli yaşam ilkemiz olmuştur.</p>

<p>Eline sahip olmayıp, başkasına ait bir şeyi izinsiz kullanmak veya hırsızlık yapmak, bir Hakk talibini yoldan düşürür. Dede huzurunda, yıllık sorgudan ve görgüden geçen ikrârlı bir Alevî’nin elinden, dilinden hiçbir kimse incinmemelidir. Alevî Bektaşi talip ve dervişi, rızasız bir tek lokma dahi yiyemez. “Devletin malı deniz…” diyemez.</p>

<p>Hacı Bektâş-ı Velî’nin yukarıdaki çağrısı, tekke ve dergâhlarda karşılığını bulmuş, Buyruk ve Erkannâmelerde taliplerin elleriyle koymadıkları herhangi bir şeyi almamaları konusunda somut örnekler üzerinden, oldukça ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.</p>

<p>Bunlardan birisi şöyledir: “Bu tarikat içinde olan kişi, rızasız hiçbir iş yapmamalıdır. Öyle ki bir bahçede ağaçtan düşmüş bir elma görseler, o elmayı almamalıdırlar. Eğer bahçıvan olan kişi, elmayı alıp kendi rızasıyla yolcuya verirse, yol ehli olan kardeşler bu durumda elmanın kıymetini (ücretini) ödemeden o elmayı almamalıdırlar, kıymetini verirlerse alabilirler. Bu yol içinde olan kişi gerektir ki rıza ehli ola ve her işinde rızayı araya. Eğer böyle olmazsa, yol mürtedi (yoldan dönmüş) olur.</p>

<p>Şöyle hikâye edilmiştir ki günlerden bir gün, Şeyh Safi arkasında talipleri olduğu halde yürürken, bir bahçedeki ağaçta üç elma olduğunu görmüş; ancak gezinti dönüşü, o ağaçta üç elmadan birisinin olmadığını fark etmiş ve bahçıvanla aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir.</p>

<p>Şeyh Safî: Bu ağaçta üç elma vardı, birisi şu anda yok, ne oldu? Bahçıvan: Şâhım, düştü. Şeyh Safî: Kopardılar mı, yoksa kendi mi düştü? Bahçıvan: Kendi düştü. Şeyh Safî: Peki, o düşen elmaya ne oldu? Bahçıvan: Bir sûfîye verdim. Şeyh Safî: Peki, o mu istedi, yoksa o istemeden sen mi verdin? Bahçıvan: O istemeden ben verdim. Şeyh Safî: Kıymetini verip mi aldı, yoksa vermeden mi aldı? Bahçıvan: Şâhım! Değerini verip aldı. Şeyh Safî: Parasını sen mi istedin, yoksa o kendiliğinden mi verdi? Bahçıvan: Şâhım! İstemeden verdi.</p>

<p>Şeyh Safi, her türlü noksanlıklardan münezzeh (uzak) olan Hakk Teâlâ Hazretlerine şükürler edip şöyle söyledi: El-hamdü lillâh Aliyyün veliyyullâh. Sûfîlerim Rahmânîymiş, şeytânî değilmiş.”</p>

<p>Şeyh Safi’nin, adına Allah’a şükrettiği İmam Ali, hilâfeti sırasında “elinle koymadığını almama” konusunda, cümle mü’minlere örnek olmuştur. Bir gün kardeşi Akîl, kendisine gelip de beytülmalden (devlet hazinesinden) para istediğinde, ocaktan bir parça köz alarak, kardeşinin avucuna koymak istemiş, kardeşinin itirazı üzerine ise; “Kardeşim! Senin eline bu köz parçasını koymamla, tüyü bitmedik yetimlerin hakkı olan bir parayı beytülmalden alıp sana vermem arasında hiçbir fark yok.” demiş.</p>

<p>Bunun üzerine, Akil, İmam Ali Efendimize karşı olan Muâviye bin Ebî Süfyân’a giderek, ondan para almış ve kardeşi İmâm Ali’nin muhalifi olmuştur. Akîl’in şu sözü meşhurdur: “Biliyorum ki abim Ali haklıdır ama Muâviye’nin de pilavı yağlıdır.”</p>

<p>Allah, bizleri İmâm Ali’nin, Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî’nin ve Şeyh Safî’nin “adalet ve hakîkat” yolundan ayırmaya. Bizleri, ahlâkı Muhammed Mustafâ’ya (s.a.a.v.), huyu Aliyyü’l-Murtezâ’ya (k.v.) benzeyenlerden eyleye. Yolumuzu arsıza, hırsıza ve uğursuza uğratmaya.</p>

<p>Gerçeğe Hüü, mü’mine yâ Ali!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İNSANIN MAYASI ÖNEMLİ!</p>

<p>Herkes, yaratılış ve mayasının gereğince konuşuyor ve hareket ediyor. Kiminin ağzından, içindeki zulüm ve karanlık dışarıya dökülüyor: İnsanlara hakaret ediyor, tehdit ediyor, iftira atıyor, alay ediyor, küçümseyip aşağılıyor.</p>

<p>Kimi de mayasının bir gereği olarak güler bir yüzle, tatlı bir dille gönülleri alıyor; kanayan yaraları tedavi etmeye çalışıyor. Güzel günleri, rengârenk çiçekli bir baharı müjdeliyor.</p>

<p>Bakın, bu konuda ariflerin tacı, gönüllerin ilacı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî ne buyuruyor:</p>

<p>“Gerçeği araştıranlar yanında asalet; insanın emir veya vezir sülalesinden gelmesi, bilerek günah işleyenler veya zalimler zümresinden olması değil, yaratılışı sağlam ve ahlâkı, mayası temiz olmak gibi insanın zatında bulunan bir cevherin varlığından ibarettir. Halkın asâlet sandığı şey asâletsizliğin ta kendisidir.</p>

<p>Asâletsiz insanlar birbirinin gıybetini (dedikodusunu) yapacakları zaman kendilerinin zâtında bulunan kötülükler dillerinden dökülüverir. Çünkü onlar bu anlayışa daha yakındırlar.”</p>

<p>İnsanın mayası bozuksa, ona ne aldığı abdestin, ne de kıldığı namâzın faydası var. Gönül hanesi temiz olmayanın, dışı da temiz olmaz. Riyakârâne yaptığı amellerin de bir faydası bulunmaz. Bu gerçeği gören Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî bakın ne söylüyor:</p>

<p>“Vay sana ki, içinde; kin, haset, cimrilik, tamahkârlık, öfke, gıybet, kahkaha, maskaralık ve bunca şeytan fiili olduğu halde suyla yıkanıp nasıl temizlenip arı olacaksın! Şöyle bil ki; asla arınamazsın.”</p>

<p>Büyüklük, saraylarda yaşamakla, en lüks araçlara binmekle, sürekli zenginleşmekle olmuyor. Hacı Bektâş-ı Velî, bu gerçeği de şu cümlede ifade ediyor:</p>

<p>“Büyük; dışı halkın dışı gibi olan, içi ise seçkinlerin içi gibi olandır.”</p>

<p>Demek ki dışını süsleyen, içini pisliyor…</p>

<p>Allah bizleri yaratılışı ve mayası bozulmuş, nefis ve şeytana esir olmuş zalimlerin ve kötülerin şerrinden emin eyleye! Birlik ve dirlik için çalışanları mansûr (yardım edilmiş) ve muvaffak eyleye! Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı hâsıl eyleye!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 05:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/elinle-koymadigini-alma-1764383659.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ahilik</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ahilik-32</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ahilik-32</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı,  Ahilik İle ilgili bir açıklama yayımladı. “Ahilik, Aleviliğin kentleşmiş ve meslekî kurumsallaşmış biçimidir” başlıklı metinde, 13. yüzyılda Anadolu’da ortaya çıkan Ahilik teşkilatının hem meslekî eğitim hem de ahlakî oluşum açısından taşıdığı değerler detaylı bir şekilde ele alındı. Başkanlık açıklamasında şu ifadelere yer verdi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>AHİLİK</h3>

<p>25.09.2025</p>

<p>Çıraklık, kalfalık, ustalık yolu,<br />
Ahi esnafının, kutsal okulu,<br />
Pirinden feyz alan, olurdu ulu<br />
Ahilik, eğitim demekti dostum.<br />
<br />
Ahi Evran idi, ulu pirleri,<br />
Âlim Edebali, bundan birleri;<br />
Bosna'dan Kırım'a var tesirleri<br />
Ahilik, adalet demekti dostum.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Ahilerde temel ilke:</strong>&nbsp;meslek sahibi olmak, üretmek ekonomik olarak gelişmek, toplumun gelir düzeyini adil bir şekilde yükseltmek, güzel huy, güzel davranış, güzel düşünce, güzel yaşam ve güzel ahlak’a sahip bir esnaf yaratmaktır.</p>

<p><strong>Ahilik:</strong>&nbsp;cömert, eli açık anlamındadır.</p>

<p><strong>Ahi:</strong>&nbsp;vicdanını kendi üzerine gözcü koyandır. Helalinden kazanan yerinde ölçü ve tartı ehli olan, yararlı işler yapıp insanlığa hizmet sunandır. Sanatkârlara iş yerinde yamak, çırak, kalfa ve usta işleyişi ile mesleğinin incelikleri öğretirlerken, akşamları toplandıkları Ahi dergâhlarında ahlak eğitimi uygulanıyordu. İşte bu yolla yetiştirilen Türk esnaf ve sanatkârları aralarında güçlü bir dayanışma ve yardımlaşma kurmuştur. Öyle ki, bir esnaf diğer bir esnafın önüne geçmez (aynı meslekten) yarım bırakılan bir işe dahi talip olunmazmış.</p>

<p>Ahilik 13 yy. da Anadolu’da ahlakın, zarafetin, kalitenin, farklı inanç ve kimliklere saygı göstermenin ve insana hizmet etme anlayışının sanatlarla birleşmesidir. 13. yüzyılda Anadolu’da kurulan bir esnaf ve sanatkârlar birliğidir. (Dericilik, marangoz, sarraf, berber, terzi, kabzımal vs.)</p>

<p>Unvanı Nimetullah, asıl adı Şeyh Mahmud Nasrüddin El Hoy olan aynı zamanda Hacı Bektaş Veli’nin yakın dostu Ahi Evren tarafından kurulan bu kurum. &nbsp;Anadolu’nun aydınlanmasını sağlamış güzele ve güzelliğe yönelik toplum yaratılmış ve geliştirilmiştir. Anadolu’da yaşanan misafirperverlik, dayanışma, hürmet önemli ölçüde ahilerden kalmadır.<br />
Ahiliğe, yiğitlik, mertlik anlamına gelen&nbsp;<strong>(</strong>Arapça kökenli&nbsp;<strong>“feta”</strong>dan<strong>)</strong>&nbsp;Fütüvvette denilir. Hz. Ali’nin yiğitliğini, cömertliğini simgeleyen bu futuvva (<strong>yiğitlik</strong>) payesi, Peygamber tarafından Hz. Ali’ye verildiğine de inanılır. Ahi (<strong>Fütüvve</strong>t) kuruluşlarının çoğu yol olarak kendilerini Hz. Ali’ye bağlarlar. Fütüvvetin dört temel ilkesini Hz. Ali şöyle açıklar:<br />
• Güçlüyken affetmek,<br />
• Hiddetli iken hilmiyyet (<strong>yumuşaklık</strong>) göstermek,<br />
• Düşmanına bile iyilik etmek,<br />
• Muhtaçken bile başkalarıyla paylaşmak.<br />
<br />
Fütüvvet üç bölüme ayrılır:</p>

<p>1)&nbsp;<strong>Kavli:</strong>&nbsp;Sözünde durma, doğruluk, bağlılık; eline, beline, diline sahip olma, gibi ilkelere dayanan bu koldakiler, asker olmaz ve kılıç kullanmazlardı.</p>

<p><br />
2)&nbsp;<strong>Seyfi:</strong>&nbsp;Kılıçlı; fütüvvet kurallarına göre nefse karşı savaşan ve zalimlerle vuruşan kimselerdir. İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsidir. İnsan, her şeyden önce nefsine karşı savaşmalı, sonra zalimlerle vuruşmalı. Seyfiler, Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye kılıç vermesini örnek alarak, kılıç kuşanırlardı.</p>

<p><strong>“Lâ feta illa Ali, la seyfe illâ Zülfikâr”</strong>&nbsp;deyimi, Seyfi Ahiler tarafından âdeta bir ilke haline getirilmişti.</p>

<p><br />
3)&nbsp;<strong>Şürbi:</strong>&nbsp;Fütvvet geleneklerine göre şerbet içen, kuruma bu yolla bağlananlardır. Törenleri Anadolu’daki kan kardeşliği geleneğine benzerdi.<br />
<br />
Ahiliğin usul ve erkânlarını, anayasası sayılan Fütüvvet nameyi hazırlayan ve o kurumu Türkmen örf âdetlerine ve geleneklerine göre düzenleyen ve örgütleyen de Ahi Evren Veli’dir. Ahi Evren’in eşi Fatma Bacı ise, Ahilik, Bektaşilik bünyesinde örgütlenen Baciyan-ı Rum (<strong>Anadolu Bacıları</strong>) teşkilâtının lideridir. 4 ayrı teşkilat bulunmaktadır bunlar, Gaziyan-ı Rum, Ahiyan-ı Rum, Abdalan-ı Rum ve Bacıyan-ı Rum deniliyordu. Bilindiği gibi o dönemlerde bazı Ahi zaviyeleri ve Bektaşi tekkelerinin kurucuları ve yöneticileri kadınlardı.<br />
Ahilik, bugünkü anlamda, bir yanda halkın sanat ve meslek alanında yetişmesini sağlayan bir meslek okulu, diğer yanda çalışanların emeğini koruyan, onları güvence altına alan, karşılıklı yardımlaşmayı ve dayanışmayı sağlayan inanç ağırlıklı bir sosyal güvenlik kurumuydu.</p>

<p>Temel ahlâk prensipleri, Alevilikte olduğu gibi:<br />
• Eline, beline, diline sahip olmak;<br />
• Nefsini yenmek;<br />
• Alçakgönüllü olmak;<br />
• Hoşgörülü davranmak; gibi temel prensiplere sahiplerdir<br />
<br />
Alevilikte görgü cemleri olduğu gibi, Ahilik’te de fütüvvet namelerdeki usul ve erkânlara göre belli törenler yapılırdı.&nbsp;<strong>Örneğin</strong>&nbsp;çırak çıkarma merasimi yapılırken, yani çırağa piri veya ustası tarafından önünde diz çöken çırağa icazet verilir.<br />
Hırsızlar, yalancılar, dolandırıcılar, vurguncular, haram yiyenler, zina edenler, üfürükçüler, falcılar, hokkabazlar, cellâtlar, hatta kasaplar gibi bazı kişiler ve meslek sahipleri, Ahi kuruluşlarına alınmazlardı ve bu kişilere fütüvvet kemeri (<strong>şed, kuşak</strong>) bağlanmazdı.</p>

<p><br />
Bir yerde Alevilikteki yol kardeşliğini (musahipliği) simgeleyen kuşak, Hz. Peygamber’in Hz. Ali’yi vekili ve yol kardeşliğini (<strong>musahipliği</strong>) ilân etti ve Tanrı’nın buyruğuyla Cebrail tarafından beline bağlanmış olan Âdem Ata’nın kemerini, Ali’nin beline bağladı.</p>

<p>Ali de, Peygamber’in buyruğuyla kemeri Selman, Kanber ve Cafer-i Tayyar’ın beline bağladı.</p>

<p><strong>Hacı Bektaş Ahi Evren Dostluğu:</strong></p>

<p>Ahi Evren Kırşehir’e yerleştikten sonra&nbsp;<strong>“Kaya Şeyhi”</strong>&nbsp;denilen şeyh Salih ve sulucakarahöyük’te yaşayan pir Hacı Bektaş Veli ile dost olur. Gölhisar ve göl pınar denilen yerlerde sık, sık buluşup görüşürler. Bu iki kutup kişinin dostluklarına Hacı Bektaş-ı Veli&nbsp;<strong>“Velâyetname”</strong>&nbsp;si yer verir. Zaten hemen, hemen tek bilgi orada vardır. Ahi Evren fütüvvet ehlinin ulusu dur. Gayb Erenleri’ndendir. O’nu çevreye yörenin önemli adlarından mutasavvıf düşünür sadreddin konevi tanıtmıştır.</p>

<p>&nbsp;Ahi Evren’e Hacı Bektaş’tan söz edilir. Onunla tanışmak ister. Görüşmek için, sulucakarahöyük’e gider. Ahi Evren’le Hacı Bektaş, Sulucakarahöyük ile Kırşehir arasındaki bir tepede görüşürler. Bu tür görüşmeler ve muhabbetler sık, sık tekrarlanırdı. Birbirlerinin toplantılarına katılırlar. Kimi kez ortak toplantılar düzenlerler. Bu toplantılar yönetimin kuşkusunu çeker ve denetlenirler. Yönetim, toplantıların amacını öğrenmek için bir kadı gönderir.</p>

<p>Hacı Bektaş Veli ile Ahi Evren, birbirlerine gönül bağlıydılar. Hatta Ahi Evren, bir gün muhabbet ederken,&nbsp;<strong>“kim bizi şeyh edinirse, onun şeyhi Hacı Bektaş Hünkâr’dır.”</strong>&nbsp;diye buyurmuştur.</p>

<p>Ahi Evren, Hacı Bektaş’ı “<strong>erenler şahı”</strong>&nbsp;olarak nitelendirmektedir. O’nu önemseyip yüceltmektedir.&nbsp;<strong>“</strong>Velâyetname<strong>”</strong>ye göre, birlikte birçok keramet çıkartırlar. Ama üstünlük hep Hacı Bektaş’tadır. Ahi Evren de o’nun üstünlüğünü kabul etmektedir. Ahi Evren 1261’de öldürülmesi üzerine eşi Fatma bacı ile yandaşlarının çoğu sulucakarahöküy’e göçerek, Hacı Bektaş’ın yanına yerleşirler. Bilindiği gibi bu adres, daha Ahi Evren’in sağlığında gösterilmiştir.</p>

<p><strong>Değerli canlar!</strong>&nbsp;Ahilik insan merkezlidir. Ahilikte amaçlanan; insanın zaten yaratılışında var olan yüce niteliklerini ortaya çıkarıp ilkeli bir yaşama dönüştürmesidir. Bunu da gerek Fütüvvet nameler gerek Ahilik uygulamalarında ortaya çıkan Ahiliğin önemli ahlaksal kurallarına baktığımızda görüyoruz. Ayrıca bu kurallar tamamıyla Allah’ın emri iradesidir. İnsanlığa bir kutsal rehber olarak gönderilen Kuran’da da mevcuttur. Ancak bu rehberi okuyup anlayanlar hayat edinecektir. Ahilikte tıpkı Alevilik – Bektaşilik gibi Kuran’ı kendi diline çevirip toplumun anlayacağı bir şekilde ilke edinmesini tavsiye etmiştir. Ahiliğin kuralları tıpkı dört kapı, kırk makam gibidir.</p>

<p>Fütüvvet ehlinin;</p>

<p><strong>“Başında tac’ı izzet / tac’ı devlet,&nbsp;</strong>Gözünde mühr-ü Nur-u<strong>,</strong></p>

<p><strong>Ağzında iman-ı şahadet,&nbsp;</strong>Dilinde dem-i muhabbet<strong>,</strong></p>

<p>Elinde hayr-ı bereket<strong>, kaşında kalem-i kudret,</strong></p>

<p><strong>Kulağında beng-i Muhammed,&nbsp;</strong>Burnunda ruz-i cennet,</p>

<p>Kursağında helal-i kazanç<strong>, dizinde</strong>&nbsp;<strong>erkân-ı edeb,</strong></p>

<p><strong>Ayağında nalın-ı himmet,&nbsp;</strong>önünde nasip ardında ecel olacaktır<strong>.”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>Alevilikle Ahiliğin Aynı İnanç İlke ve Öğelerini Paylaşmalar:</strong></em></p>

<p>Ahilik Aleviliktir. Yerleşik toplulukların ve kentleşmenin yoğunlukta olduğu kesimlerde ve yörelerde Aleviliğin bir kolu olarak tutunmuş ve başından beri toplumun dinsel- mezhepsel tarikatsal inancı durumuna gelmiştir.</p>

<p>Aleviliği tanımlamada yardımcı olan ve Alevilik tanımının omurgasını oluşturan olmazsa olmaz koşulları, Ahilik içinde geçerlidir. Ahiliğin iş ve meslek yanının dışında, bu olmazsa olmaz koşullar Ahilik için de tanımlamada aracı olmaktadırlar.</p>

<p>İnançsal öz ve biçim bakımından Ahilikle Aleviliğin hiçbir farkı yoktur. Aleviliğin bütün inançsal değerleri, Ahiliğin de değerleridir. Aleviliğin bütün inançsal öğeleri, kuralları, ilkeleri Ahiliğin de öğeleri, ilkeleri ve kurallarıdır.&nbsp;<strong>Alevilik</strong>; Hz. Ali, on iki imam ve Ehl-ibeyt’e sevgi ve bağlılık duyar. Ahilik de bu bağlılık üzerine kurulmuştur, aynı biçimiyle saygı ve bağlılık vardır. Ahi fütüvvet namelerinde bu kültüre geniş yer verilir. Ehl-ibeyt’i seveni sevme, sevmeyeni sevmeme inancı olan “Tevella” ve “Teberra” her iki eğilimde de aynı biçimiyle vardır. Musahiplik kurumu, cemde&nbsp;<strong>“halk mahkemesi”</strong>&nbsp;türünde yargı sistemi, suçlu görülenlerin cezalandırılması olan&nbsp;<strong>“Düşkünlük”</strong>&nbsp;kurumu aynen hem Alevilikte hem de Ahilikte vardır. Bilindiği gibi,&nbsp;<strong>“Dört kapı kırk makam”</strong>&nbsp;tasavvufun özüdür. Tasavvuf da Aleviliğin özü ve felsefesidir.</p>

<p>Alevilik, bu nedenle dört kapı kırk makamı olduğu gibi benimsemiş, kendi sistemi içerisinde yoğurmuş, geliştirmiş ve toplumu yetiştirme eğitme yöntemi olarak kullanmıştır. Tasavvufta ödünç aldığı dört kapı anlayışına kırk makam anlayışını da eklemiştir. Bu anlayışlar Ahilikte de aynen vardır.</p>

<p>&nbsp;<strong>“Allah</strong>&nbsp;-<strong>Muhammed – Ali”</strong>&nbsp;üçlemesi Ahilikte de aynen mevcuttur. Alevilikte Cem’in karşılığı Ahilikte&nbsp;<strong>“Mahfil’dir”</strong>&nbsp;mahfil cemin aynı fonksiyonunu yürütür. Aleviliğin temel ahlaksal ilkesi olan&nbsp;<strong>“Eline- Diline – beline”</strong>&nbsp;Sahip Olmak, yani&nbsp;<strong>“Edeb”</strong>&nbsp;anlayışı olduğu gibi Ahilikçe de benimsenmiş, yolun tüzüğü olan fütüvvet namelerde işlenerek geliştirilmiş, yolun ülküsel kâmil toplumu yaratmada temel kural haline getirilmiştir.</p>

<p>Ahilik, Aleviliğin sosyal ilke ve kurallarını kurumsallaştıran bir manzumenin adıdır.</p>

<p><em><strong>Fütüvvet namelerde Hz. Ali, On iki İmam ve Ehl-i beyt İnancının Esas Alınışı:&nbsp;</strong></em></p>

<p>Fütüvvet namelerde, Hz. Ali kültürü üzerine kurulmuştur. Hz. Ali inancı, ona bağlılık ve sevgisi esastır. Bu yanıyla fütüvvet nameler tam bir Alevi klasikleridirler. Hz. Ali, on iki imam ve Ehl-ibeyt’e bağlılık inancını işler. Alevilik ile bir kolu olan Ahilik bu temel kaynaklar yoluyla özde birleşirler. Fütüvvet nameler bir yerde, Aleviliğin bir yolu yolağı olan Ahiliğin erkân nameleridir. Hz. Ali inancını temel alan yolun inceliklerini, esaslarını, inanış ve tapınç biçimini açıklarlar. Aynı zamanda Hz. Ali’ye dayanan inancın kaynaklarıdırlar. Fütüvvet nameler, Hz. Ali merkezli inancı tanıtma ve yayma araçlarıdırlar. Böyle bir tarihsel ve düşünsel görev üstlenmişlerdir. Bunu da en güzel olarak Hz. Ali ve Ehl-i beyt’ine dayandırılan miti, (Kutsal bir anlatı) söylenceleri işleyerek yaparlar. Alevi dünyasında tarih boyu Hz. Ali için yaratılan mitler, söylenceler, efsaneler, destanlar, menakıplar bu Fütüvvet namelerde olduğu gibi yer alır. Bu durum; Alevilik ile Ahiliğin tek merkezli olduğunu, yani Hz. Ali’nin her iki eğilimce de inancın ve kültürün merkezine yerleştirildiğini gösterir.</p>

<p>En eski Fütüvvet nameler ve Farsça Fütüvvet nameler de Hz. Ali bütün&nbsp;</p>

<p>Üstünlükler ve erdemliklerle donatılmıştır. Bizzat Peygamber tarafından fütüvvet yoluna sokulmuş, beline şed (Kuşak) kuşandırılmış, mesleki kıyafet giydirilmiş, tuzlu sudan şerbet sunulmuştur. Hz. Muhammed tarafından kendisine armağan edilen kılıcı&nbsp;<strong>“Zülfikar”</strong>&nbsp;bile övgüye değerdir.&nbsp;<strong>“La feta illa Ali, la Seyfe illa Zülfikar”</strong>&nbsp;sözü bu nedenle bir özdeyiş durumuna gelmiştir. Ali gibi er ve yiğidin, Zülfikar gibide kılıcın dünya yüzünde olmadığı işlenir. Peygamber kendisinin ilim şehri, Ali’ninse kapısı olduğu, Ali benden, ben Ali denim hadisleriyle Hz. Ali’yi yüceltmiş ona en yüksek nitelikleri yüklemiştir.</p>

<p>Bu Fütüvvet nameler de Hz. Ali’nin fütüvvetin aslı; vefa, doğruluk, güvenirlik, eli açıklık, özverilik, alçakgönüllülük, öğüt, hidayet ve tövbe olduğunu belirttiği, bu nitelikleri edinmeyenlerin&nbsp;<strong>“fütüvvet ehli”</strong>&nbsp;olamayacağını söylediği yazılıdır. Oğlu İmam Hasan’ın sorusuna;&nbsp;<strong>“fütüvvet, kudreti varken bağışlamak, devleti varken alçak gönüllülükten bulunmak, varlık durumunda cömertlik etmek ve mihnetsiz olarak bağışta bulunmak”</strong>&nbsp;dediği anlatılır.</p>

<p>Evet, sevgili canlar; anlattıklarımız ahiliğin sadece yetmiş kuralıdır. Ahilik sadece bu 70 kuraldan mı ibaret? Ebetteki değil. Fütüvvet nameler de insan yaşantısı tümü ile 740 kurala bağlanmıştır. Bu kurallar, toplumun tüm yaşantısını, toplum içi ilişkilerini ve davranışlarını belirler.</p>

<p>İslam’ın şartının beş olduğu söylenir ki, İslam’ı bununla sınırlamak hâşâ İslam’ı yeteri kadar bilmemek, anlamamak, hatta tabir caizse İslam’ın özünü görmezlikten gelmektir. Bu ise insani erdemlerin tamamlanması adına büyük bir eksiklik olur. İslam’ı sadece şekil düzeyinde beş şart adıyla kalıpların içine sığdırmak İlahi murada (isteğe) aykırı bir durum oluşturur. Hatta insanların asıl kemaletten uzaklaşmasına neden olur ki; bugün İslam dünya’sında yaşanan sosyal bunalımların, toplumsal çarpıklıkların sebebi de budur. Böyle bir durum İslam’ı yeteri kadar tanıyamamanın neticesidir. İslam; Allah’ın isteği doğrultusunda, mükemmel ve her yönüyle insan olmanın da adıdır. Gerçek İnsan, kâmil insan; etrafıyla, kendisiyle uyumlu ve barışık, bütün yaratıklarla, ahenk içinde hayat sürdürebilen, evrenin sorumluluklarını üstlenebilen, kendini ve etrafını, bihakkın tanıyan ve kollayan bir bütünlük içinde. Haza insan olmaktır. Yoksa nefsinin arzularının esiri olmuş, behimi (hayvani) dürtüleri ön plana çıkmış bir insandan söz etmiyorum. Benim bahsettiğim insan, Allah’u Teâlâ’nın eşref mahlûk (en Şerefli yaratık) olarak yarattığı, bütün güzelliklerle donattığı kemalet sahibi insandan söz ediyorum.</p>

<p>Böyle bir insan olabilmenin şartı da beş değil en az 740 tır. Eğer kişi kâmil olamamışsa bu sayısal değerlerin de önemi yoktur. Kişi insanı kâmil oluncaya kadar uyguladığı kural ne ise sayı odur.</p>

<p>Allah bizleri ne sıfatta yarattı ise o sıfatta huzuruna çıkmayı nasip eylesin.</p>

<p><strong>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 05:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/ahilik-1764382894.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsana emanet edilen sorumluluk</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/insana-emanet-edilen-sorumluluk-31</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/insana-emanet-edilen-sorumluluk-31</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, haftalık muhabbetinde Ahzâb Suresi 72. ayeti merkez alarak “emanet” kavramını ve insanın üstlendiği büyük sorumluluğu ele aldı. Başkanlık açıklamasında şu ifadelere yer verdi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>04.09.2025</h3>

<p>‘’Muhakkak ki biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik. Fakat onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve onun sorumluluğundan korktular. Sonunda onu insan yüklendi. Muhakkak o da çok zalim ve çok cahil biri oldu.’’</p>

<p>(Ahzab/Savaşçı Birlikler Suresi, 72)</p>

<p>Kuran’ ın bizzat muhatabı insandır. Yani Yüce Allah insana yönelik söyleyişte bulunmuştur. Bu ayet (Ahzab 72) üzerinde yüzyıllardır tartışmalar yapılmış ancak genel kanaat insana büyük bir emanet veya sorumluluk verildiği yönünde hem fikir olunmuştur. Ayette geçen ‘’emanet’’ ifadesinin sözlük anlamı ‘’maddi mal veya eşyanın güvenilir bir kişiye muhafazası veya korunması amacıyla bırakılmasıdır. Emanet maddi olabileceği gibi, manevi de olabilir. Emanet teslim edilen kişiye ise emanetçi, emin denilir.’’</p>

<p>Emanet ve emin kelimeleri aynı kökten türemiştir.</p>

<p>Yüce Allah ayetinde belirttiği gibi emanet sorumluluğunun bilinci yüksek bir şuur gerektirir. Emanet vahiy, akıl, irade, muhakeme, temyiz etme (iyiyi kötüden ayırabilme yetisi) gibi unsurlarla insana sorumluluk verildiği anlaşılıyor. Emaneti alan kişi, ya emanete sadakat gösterir ve gereğini yerine getirir yahut emanete hıyanet eder, gereğini yerine getirmez. İşte burada emanetin yerine getirilmemesi zulüm ve cehaletin eseridir. Nitekim insanların çoğu Allah’ ın sunduğu akıl ve iradeyi gereği gibi kullanmamaktadır. Aynı ayette emanetin ‘’göklere, yere ve dağlara’’ teklif edildiğini, onların ise bunu yüklenmekten çekindikleri ve sorumluluğundan korktukları, ancak insanın yüklendiği ifade ediliyor. Buradan anlaşılıyor ki sorumluluk almak, akli tercihle bir bilinç ve amaç dahilinde yerine getirilebilen bir görevdir. Çünkü göklerin, yerin ve dağların böyle bir tercih yapma yetenekleri doğalarında yoktur. İnsanoğlunun doğasında var, ancak zulüm ve cehaleti ile sorumluluğu tam anlamıyla yerine getirmesinin önünde bazı engeller de duruyor.</p>

<p>‘’Emaneti yüklenmek’’ bir nevi insanoğlunun ‘’sınava tabii olmayı’’ kabul ettiği anlamına da gelmektedir. İnsanın yaratılışı gereği, vasıflarından dolayı ‘’üstün varlık’’ olmasının nedenlerinden biri de budur: ‘’Sorumluluk bilinci’’.</p>

<p>Kısacası hayat bir anlamda da&nbsp;emaneti taşıma&nbsp;imtihanıdır.</p>

<p>İnsanın üstün varlık oluşu, varlığın insana emanet edilişinin ifadesidir; varlığın insanın egoizmine, sadizmine terk edilmesinin ifadesi değildir.</p>

<p>Varlığı insana emanet eden Yaratıcı kudret, varlıktan vazgeçmiş değildir. İnsanın emanete hıyanetini, nankörlüğünü, varlık ve oluşun tahribine yönelik zalimliğini cezasız da bırakacak değildir.</p>

<p>Allah mülkün sahibidir. Onu dilediğine verir. Ve mülkü, insanın emrine vermiştir. Ancak insan mülkün gerçek sahibi değil, emanetçisidir. Emanete hıyanet ettiğinde mülkün sahibine (yani Yüce Yaratıcı’ ya) hesap vermek zorunda kalacaktır.</p>

<p>Emanete hıyanetle imanın bir arada bulunamayacağı da Kur’an’ın tebliğcisi Hz. Muhammed’in dikkat çektiği gerçeklerden biridir. Şöyle buyurmuştur:</p>

<p>&nbsp;“Emanete saygısı olmayanın imanı&nbsp;da yoktur.”</p>

<p>&nbsp;O halde,&nbsp;insanın emrine verilen tabiat ve uzay emanetlerine hıyanet edenlerin dinleri, imanları olamaz.</p>

<p>&nbsp;Kur'an, emanete riayetin bir yetenek olduğu kadar, bir EHLİYET olduğunu da belirtir. Bu yüzden her iş ve ödev bir emanet olarak algılanmış ve şu evrensel ilke konmuştur</p>

<p>“Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah size, emanetleri onlara ehil olanlara teslim etmenizi emreder.”&nbsp;(Nisa/Kadın Suresi, 58)</p>

<p>Kuran'a göre, işlerin ve emanetlerin ehil olmayanlara&nbsp;teslim edilmesi, İMANSIZLIĞIN EN BÜYÜK BELİRTİLERİNDEN BİRİDİR ve toplumları çöküşe götürür.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Böyle olduğu içindir ki, Kuran, müminlerini, ‘Emanetlerine riayet eden ve ahdlerine&nbsp;vefalı olan kişiler’&nbsp;diye nitelemiştir. (Müminûn, 8; Meâric, 32)</p>

<p>Bu haftalık muhabbetimiz büyük Hak aşığı Yunus Emre ile noktalayalım…</p>

<p>Allah sana da gönderir, bir gün ecel askerini,<br />
Gelir görünür gözüne, azdırır benzin rengini.<br />
<br />
Ver der emanet canını, sahibine götüreyim,<br />
Alırken emanet canı eder seninle cengini.<br />
<br />
Emaneti senden alır, tenini cansız bırakır,<br />
Günahlar boynunda kalır, vurur nefsin gülbengini.<br />
<br />
Malın çok ise ey paşa, akrabaların paylaşa,<br />
Muhtaç olursun bir taşa, görürsün en dar yerini.<br />
<br />
Seni mezara koyarlar, Allah'tan rahmet dilerler,<br />
Üstüne tez tez örterler, dünya toprak ve sengini.<br />
<br />
Karanlık yerde olursun, günahın ile kalırsın,<br />
Ah ederek çok çalarsın sonra pişmanlık çengini.<br />
<br />
Yunus var şimdi tövbe et, can sendeyken Hak'ka yalvar<br />
Aşık isen hemen kuşan dervişlerin palhengini.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 04:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/insana-emanet-edilen-sorumluluk-1764381724.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem ve Razılık</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cem-ve-razilik-30</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cem-ve-razilik-30</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Cem ibadetinin anlam ve önemine dair yürekten bir açıklama yayımladı. “Sevgili Canlar” hitabıyla başlayan mesajda, Cem’in yalnızca bir araya gelmek değil, gönüllerin buluşması, rızalık ve Hak yolunda birlik olduğu vurgulandı.Başkanlık açıklamasında şu ifadelere yer verdi:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sevgili Canlar!</strong></p>

<p><br />
Cümlenize sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bugün yine cem olacağız; birlik olacağız, dirlik olacağız. Rabbim, yapacağımız Hak olan dua ve ibadetleri kendi dergâh-ı izzetinde kabul ve makbul eylesin.</p>

<p>Canlar, insanların bir araya gelmesi sadece yan yana oturmak değildir. Hakikatte bir araya gelmek; gönüllerin buluşması, birbirinden razı olunması ve aynı gaye etrafında birleşerek Hakk’ın istikametine yürümektir. Bu hal, talep etmekle, arınmayı istemekle mümkündür. İşte bunun için Pir, Rehber ve Talip arasında ikrar bağı kurulmuş; Cenab-ı Allah’ın razı olacağı yol gösterilmiştir. Bu arınma da topluca Cem ibadeti içinde yaşanır.</p>

<p>Sevgili Canlar, Cem ibadetinde sohbet yalnızca bilgi paylaşmak değildir. Cem muhabbeti; gönülleri yakınlaştırmak, dertleri paylaşmak, sorunları çözmek ve Hak yolunda yürümeye engel olan ne varsa onlardan arınmaktır. Cem, topluca Hakk’a yönelmenin, Hak odaklı yaşamanın adıdır.</p>

<p>Bir toplum, birbirinden razı olursa Hak bir irade ortaya koyarsa Yüce Yaradan’ın emrine sımsıkı yapışır, O’nun emrettiği konularda irade gösterirsek, işte o zaman Allah’ın razı olacağı ameli işlemiş oluruz. Cenab-ı Hakk buyuruyor ki:<br />
<strong>“Sizden; hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte onlardır.”</strong>&nbsp;(Âl-i İmrân, 104)</p>

<p>İşte Cem, bu ayetin hakikat bulduğu yerdir. Kişi önce kendisiyle barışık olur, toplumla razılaşır; toplum da ondan razı olur. Toplum Allah’ın emrinde olursa, Allah onlardan razı olur; onlar da Allah’tan razı olur. Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki.</p>

<p><br />
<strong>“Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, Rabbinden içi titreyerek korkan kimse içindir.”</strong>&nbsp;(Beyyine,8)</p>

<p>Canlar, önce Allah’ın razı olacağı ameli işleyip O’nun rızasını kazanmamız gerekir. Bu rızalığı kazanırken aslında bir hal de oluşur. O hal, Allah’ın en büyük müjdesi olan makamdır. Kur’an-ı Kerim’de bu şöyle ifade edilir:<br />
<strong>“Allah’ın rızası, cennetlerin en büyüğüdür.”</strong>&nbsp;(Tevbe, 72)</p>

<p>Yani bu dünyada Allah’ın razı olacağı ameli işleyen kişi, ahirette en büyük cennet olan Allah’ın rızalığı makamına erişir.</p>

<p>&nbsp;Hz. Ali efendimize bir gün sorarlar:<br />
“Ya Ali, iman nedir?”<br />
Hz. Ali buyurur:<br />
<strong>“İman; kalple marifet, dille ikrar, azalarla hizmettir.”</strong><br />
İşte Cem de budur sevgili canlar. Kalple marifeti, dille ikrarı, azalarla hizmeti bir araya getiren ibadettir.</p>

<p><strong>&nbsp;Pir Sultan Abdal da bu hakikati şu dörtlüğüyle dile getirmiştir:</strong></p>

<p>“Ariflerin sözü bal ile kaymak,<br />
Cahillerin sözü zehirden yudum.<br />
Gel Pir Sultan, söyle hakk ile gerçek,<br />
Hakk’ı seversen eyleme zulüm.”</p>

<p>Canlar, Cem’de razılık sadece küskünlüğün, kırgınlığın, dargınlığın kalkması demek değildir. Cemdeki razılığın asıl derinliği; herkesin bir yolda, bir amaç doğrultusunda hakk bir ilkeye razı olup onun etrafında birleşmesidir. İşte bu birliktelik Cem evinin ruhudur.</p>

<p><strong>Bir de nefeste söylendiği gibi:</strong></p>

<p>“Hak yoluna gidenlerin<br />
Asa olsam ellerine.<br />
Er pir vasfın edenlerin<br />
Kurban olsam dillerine.</p>

<p>Torunuyuz bir dedenin,<br />
Tohumuyuz bir bedenin.<br />
Münkir ile ceng edenin<br />
Silah olsam ellerine...”</p>

<p>Ve Kur’an’da da buyurulduğu gibi:<br />
<strong>“Müminler ancak kardeştirler.”</strong>&nbsp;(Hucurât, 10)</p>

<p>Sevgili Canlar, Cem; kardeş olmanın, bir istikamette arınarak hep birlikte yürümenin adıdır. Bu niyet ve istek ile Cem’e gelenlerin Yüce Yaradan yollarını açık eylesin menzillerini mübarek eylesin. Hak erenlerinin evliyaların yüzü suyu hürmetine Yüce Yaradan’ın razı olacağı amelleri yaşamayı bize nasip eylesin.</p>

<p>Gelin, bu Cem’de gönüllerimizi arındıralım, birbirimizden razı olalım, Hakk yolunda birlik olalım. Rabbim cümlemizi kendi rızasından ayırmasın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 04:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/cem-ve-razilik-1764381191.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahmet</title>
                <category>ALEVİLİK İLGİLİ BİLGİLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/rahmet-29</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/rahmet-29</guid>
                <description><![CDATA[Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, Allah’ın yaratılanlarla ilişkisinin temel karakterinin “sonsuz rahmet” olduğunu vurgulayan ayrıntılı bir yazılı açıklama yayımladı.Açıklamada, rahmet ile merhametin aynı kökten geldiği hatırlatılarak şu ifadeler kullanıldı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaratan’dan yaratılana, yaratılandan da yaratana uzanan çizginin en belirgin özelliklerinden biri de sonsuz merhamettir. Kaynaklar da bu daha çok rahmet olarak geçer. Merhamette rahmette aynı kökten türemiştir.</p>

<p>Yaradılış dinin belirgin niteliklerinden biri olan rahmet kuranın Allah anlayışında Tanrılığın kullukla ilişkisinin mühür karakteridir. Muhyiddin ibn- Arabi ‘’ Kuran, Allah’ın iyiliklere karşılık verme tarzından bahsederken şu ilkeyi koyuyor.’’</p>

<p>(Kehf 30), İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki biz, güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz.</p>

<p>(Ali İmran 195) , Rableri onlara cevap verdi : “Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” Allah katındandır karşılıkların en güzeli. Hata ve isyan için de olanların karşılaşacakları durumdan söz ederken şöyle konuşuyor.</p>

<p>(Bakara 284), Göklerdekiler ve yerdekiler de yalnız Allah’ındır. İçlerinizdekini açıklasanız de gizleseniz de Allah, ondan sizi hesaba çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah Kadîr’dir, her şeye gücü yeter.</p>

<p>(Ali İmran 129) , Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ındır. Dilediğini/dileyeni affeder; dilediğine/dileyene azap eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.</p>

<p>(Maide 18), Yahudiler ve Hristiyanlar dediler ki, biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz. De ki: “O halde, niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?” Hayır, siz de O’nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder. Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi Allah’ındır. Dönüş de o’nadır.</p>

<p>Anlaşılan odur ki, iyilik yapıp ödülü hak edenin hakkı aynen ödeniyor. Kötülük yapıp cezayı hak edenin cezasını uygulamaya gelince, Allah burada kuralı merhamet yönünden bozuyor. Bunda adaletsizlik yoktur. Zira burada söz konusu olan ‘’ Kulun Allah’a borcudur.’’</p>

<p>Bana kul hakkıyla gelmeyin kul hakkın ı ondan Rızalık almak ve sonra teslim olmak anlamında;</p>

<p>Bir hakkı ancak onun sahibi bağışlaya bilir. Kul hakkının sahibi kul olduğuna göre bunu ancak o bağışlar. Bu yetki onundur. Allah deyim yerindeyse İlahi adaletini kullanarak bir kulunun hakkını başka bir kuluna bırakmıyor. Bunu yaparsa zulme gitmiş olur. Oysa ki Allah, zulümden arınmıştır. Yaratıcı kudret’ in var olan ve var olma imkanının için de bulunan ‘’yaratılmışları’’ kuşatan sonsuzluğu rahmet olarak nitelendirmektedir.</p>

<p>Kuran şöyle söylüyor.</p>

<p>‘’ Allah demiştir ki; ‘’ Rahmetim her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.’’ (Araf 156)</p>

<p>Böyle olduğu içindir ki, yaratıcı bir kanun olarak kendi benliğini, belirgin vasfını ‘’rahmet’’ rahmet olarak yazmıştır.</p>

<p>‘’Sor göklerde ve yerdekiler kimin’’</p>

<p>Cevap ver, Hepsi Allah’ın O Allah ki, Rahmeti ve Öz Benliği üzerine yazmıştır. (En’am 12, 54) ne ilginçtir ki Allah’ın kuran tarafından tespit edilen 99 ismi vardır. İçlerinde yalnız iki (2) tanesi gazap ve intikam manasını taşır, diğerlerinin hepsi doğrudan ve dolaylı olarak bağış, af, kerem, cömertliği ifade etmektedir. Allah Kullarına sorumluluklar yüklediği için elbette onlardan hesap soracaktır. Bu arada yükümlülüklerini yerine getiremeyenleri cezalandırması gerekir. Nitekim kuranın bünyesinde’ de cezalandırmaya da yer verilmiştir. Açıktır ki böyle bir keyfiyetin yokluğu, yükümlülüğü karşılıksız bırakarak dinin en önemli unsurlarından biri olan sorumluluğu zedeler. Dinin insan ruhun da ve İnsan hayatın da beklenen etkileri göstere bilmesi için sorumluluk ve ceza ilkesinin dikkatle korunması gerekmektedir. Aksi halde din estetik zevk ve romantizmden öteye gidemez. İslam’ın böyle bir şeye müsaadesi ve tahammülü yoktur. Kuran bu konu da çok açık konuşuyor. Daha ilk ayetlerinde ‘’ Hesap günü sahibi ve yönetici’’ olarak tanıtılmaktadır. Bütün yükümlü varlıkların (insan, melek, cin, şeytan ve bir anlamda Hayvanların) hesaba çekileceği güne ‘’din günü’’ diyen kuran hesap ve ceza deyimine dikkat çekmiştir.&nbsp;</p>

<p>Sizleri sevgiyle, Hoş görüyle ve Rahmetle selamlıyorum. Birliğimiz daim olsun, yol erkan yerin aslın, hakikat nurunu tamamlasın inşallah.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 04:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/rahmet-1764380045.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;Z&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-z-harfi-ile-baslayanlar-28</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-z-harfi-ile-baslayanlar-28</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "Z" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>Z</h4>

<p>Zahid: Kaba sofu, Şekilcilik<br />
Zahir: Açık<br />
Zakir: Alevi ibadetlerinde sazı eşliğinde deyiş ve nefesler söyleyen hizmet erbabı<br />
Zakkum: Güzel çiçek açan ve Sütü acı ağaç<br />
Zar: Efkarlı ağlamak<br />
Zaruri: Mecburiyet<br />
Zat: Saygın kişi<br />
Zelil olmak: Hakir, zor ve hor duruma düşmek<br />
Zevahir: Dış görünüşte bir iş yapar görünen<br />
Zinhar: Asla<br />
Zeval: Son<br />
Zirve: Doruk, en üst aşama<br />
Ziya: Işık<br />
Zulmet: Karanlık, Sıkıntılı ortam<br />
ZulümÇ Baskı, vicdansızca hareket<br />
Zümre: Topluluk</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-z-harfi-ile-baslayanlar-1764300676.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;Y&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-y-harfi-ile-baslayanlar-27</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-y-harfi-ile-baslayanlar-27</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "Y" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>Y</h4>

<p>Yad etmek: Anma Hatırlama<br />
Yar: Sevgili<br />
Yaren: Sevilen dostlar<br />
Yeksan: Tamamen yok olmak<br />
Yılkı: Yabani hayvanlar sürüsü</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-y-harfi-ile-baslayanlar-1764300594.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;V&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-v-harfi-ile-baslayanlar-26</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-v-harfi-ile-baslayanlar-26</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "Y" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>V</h4>

<p>Vacip: Yapılması gerekli olan<br />
Vahdet: Birlik<br />
Vahdet-I vücud: Tanrı birliği<br />
Vahit: Tek<br />
Vahy: Peygamberlere gelen, Tanrı emri<br />
Vuslat: Kavuşmak, Aşk ehlinin sevdiğine kavuşması<br />
Vefa: Bağlılık<br />
Veyl: Yazık<br />
Vird: Daime ağzında dolaşan, tekrar edilen söz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-v-harfi-ile-baslayanlar-1764300524.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;U&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-u-harfi-ile-baslayanlar-25</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-u-harfi-ile-baslayanlar-25</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "U" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>U</h4>

<p>Usturlap: Gökyüzü cisimlerini ölçmekte kullanılan bir araç<br />
Ukba: Ahiret<br />
Umman: Ana deniz<br />
Urum: Anadolu diyarı<br />
Usul: Asıllar, Kökler, temeller<br />
Uzlet: Sessizlik tenha yer<br />
Üleşmek: Paylaşmak<br />
Ülfet: Sohbet<br />
Ülkü: Amaç edinilen temel kültür<br />
Ümm: Anne<br />
Ümmi sinan: Halveti'ye piri<br />
Üryan: Çıplak<br />
Üstaz: Usta, üstat, maullim</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-u-harfi-ile-baslayanlar-1764300376.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;T&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-t-harfi-ile-baslayanlar-24</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-t-harfi-ile-baslayanlar-24</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "T" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>T</h4>

<p>Taat: İbadet, Tanrının emirlerini yerine getirmek<br />
Tahir: Temiz, pak<br />
Talib: İsteyen, talep eden<br />
Taşra: Dışarı<br />
Takdiri Huda: Tanrının Hükmü<br />
Taharet :Maddi-manevi Temzilik<br />
Tamu: Cehennem<br />
Tarik-I Müstakim: Doğru yol<br />
Tarik-I nazenin: sevilen ince yol<br />
Tasavvuf: Tanrı'nın birliğini ve evrenin oluşumunu ''vahdet-I vücut'' anlayışıyla, açıklayan bir dini terim<br />
Tayyar: Uçan<br />
Tavaf: Kutsal bir yeri ziyaret etmek<br />
Teber: Kısa saplı balta<br />
Teberra: Sevmeyip yüz çevirmek<br />
Tecelli: Belirmek<br />
Tefekkür: Derin düşünceye dalmak<br />
Tenasüh: Ruh göçü,reenkarnasyon kavramı<br />
Temaşa: Seyretmek<br />
Teoloji: İlahiyat<br />
Teşne: Susamış, susuz<br />
Teslim-I hak: Gerçeği kabullenmek<br />
Tevazu: Gösterişsiz<br />
Tevella: Allah'I ve Peygamberi dost bilip düşmanlarından uzak durmak<br />
Te'vil: Bir söze başka mana vermek<br />
Tevfik: Uygun, muaflık<br />
Tevhid: Tanrıyı bir bilmek<br />
Tezahür: Ortaya çıkmak, belirmek<br />
Tuğba: Cennette olduğuna inanılan bir ağacın adı<br />
Türap: Toprak veya enginlik</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-t-harfi-ile-baslayanlar-1764300289.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;S&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-s-harfi-ile-baslayanlar-23</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-s-harfi-ile-baslayanlar-23</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "S" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>S</h4>

<p>Sabak: Ders, ödev<br />
Sabitkadem:Yerinde duran, ayak direyen<br />
Sacid: Secde eden<br />
Sadıkane: Sözünde sadık, vefakar<br />
Sahra: Çöl, ova<br />
Salat: Dua<br />
Samed: Yücelik Allah'ın Kudreti<br />
Sail: Gezgin, Dilenci<br />
Sak-I Kevser: Cennet ısmağından su ikram eden<br />
Sam yeli: Sıcak Çölde esen yel<br />
Sanem: Put<br />
Sayrı: Hasta<br />
Sahabe: Hz. Muhammed ile yakın bulunanlar<br />
Savm: Oruç<br />
Savsaklamak: Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi geciktirmek<br />
Şebber ve Şübber: İmam Hasan ve İmam Hüseyin Hz.rine verilen ibranice isimler<br />
Seher Vakti: Sabah güneş doğmadan önceki vakit<br />
Sema: Gökyüzü<br />
Semah: Alevi- Bektaşi,Mevlevi erkanlarında aşk ile pervaz dönüş<br />
Semavat-u alem: Gökyüzündeki varlıklar<br />
Ser: Baş, kafa<br />
Serdar: Önder, Başkan<br />
Ser-gerdan: Başı dönen şaşkın<br />
Ser-mest: Kendinden geçme<br />
serv-I naz: Uzun boylu naz eden<br />
Settar: Kullarının ayıplarını örten Tanrı<br />
Seyf: Kılıç<br />
Seyyid Şüheda: Şehitlerin efendisi<br />
Sidretül Münteha: Hz. Muhammed'in arşta ulaştığı en son aşama<br />
Silsile tüz zehep: Altın soy, Hz. Muhammed' Ehlibeytinden gelen soy<br />
Sine: Göğüs<br />
Sudur: Çıkış, Fışkırış, yaratılış<br />
Sulp: Belden gelen soy<br />
Sücud: Secde etmek<br />
Süluk: Yola girmek, yol tutmak<br />
Şah: Yüce zat ve Hükümdar, Padişah<br />
Şah-I Merdan: Mertlerin Şah'I Hz. Ali<br />
Şah-I Alem: Hz. Muhammed<br />
Şar: Şehir, il<br />
Şecere: Soy ağacı, ata soyu belgesi<br />
Şefaat: Hz. Muhammed'in imanlı ümmetine yardımı<br />
Şefkat: Sevgi ve Merhamet hissi<br />
Şahadet: Şahitlik iman<br />
Şehin Şah: Padişahlar Padişahı<br />
Şehvet: Aşırı arzu, istek<br />
Şekavet: Soygunculuk, talan, haydutluk<br />
Şem: Mum veya benzeri aydınlatıcılar</p>

<p>Şems: Güneş<br />
Şems-I Taban: Aydınlatan, Güneş<br />
Şerh: Açıklama<br />
Şerir: Kötülük, şerden yana olan<br />
Şerik: Ortak<br />
Şeş cihet: Altı yön/ taraf<br />
Şeyda: Çılgın aşık<br />
Şia: Hz. Ali'ye taraftar olanlar<br />
Şir-I Yezdan: Tanrı Aslanı, Hz. Ali<br />
Şirk: Tanru'ya eş koşmak<br />
Şid: Hz. Şit Peygamber<br />
Şu'le: Alev</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-s-harfi-ile-baslayanlar-1764300216.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;R&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-r-harfi-ile-baslayanlar-22</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-r-harfi-ile-baslayanlar-22</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "R" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>R</h4>

<p>Rabb'ül Alemin: Alemlerin Rabbi<br />
Rah: Allah'a ulaşan yol<br />
Rahim: Merhameti sınırsız olan<br />
Rahman: Acıyan<br />
Rayiha: Güzel koku<br />
Refik: Arkadaş<br />
Rehber: Yol gösteren<br />
Remz: İşaret Rumuz<br />
Riya: iki yüzlülük, sözüne güvenilmez<br />
Rasyonel: Us'a/ akıla dayana görüş<br />
Ravza: çimenlik, ağaçlık yer<br />
Rıdvan: Cennet-I alanın bekçisi<br />
Rıhlet: Ahirete göç etmek<br />
Risalet: Peygamberlik<br />
Ruh-I revan: Yürüyen ruh, İnsan<br />
Ruhullah: Hz. İsa<br />
Ruh'ul Kudüs: Mukaddes ruh, cebrail<br />
Ruşen: Aydınlık yüz<br />
Rücu: geri dönüş, vazgeçmek<br />
Ruz-I mahşer: Mahşer günü</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-r-harfi-ile-baslayanlar-1764300125.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;P&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-p-harfi-ile-baslayanlar-21</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-p-harfi-ile-baslayanlar-21</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "P" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>P</h4>

<p>Pak: Temiz. Arı<br />
Pare: Parça, parça böülünmüş<br />
Paye: Rütbe, derece, mertebe, önem<br />
Payimal: Dağılmış, heder olmuş<br />
Penah: Koruyan saklayan<br />
Pend: Öğüt, nasihat<br />
Pervane: Kelebek<br />
Pervaz: Uçmak<br />
Peyda:Beliren<br />
Peyman:Yemin, and<br />
Pinhan:Gizli<br />
Pir: Yaşlı, ihtiyar, tarikat önderi<br />
Post'nişin: Tarikat dergahının postunda oturan zat</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-p-harfi-ile-baslayanlar-1764300033.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;O&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-o-harfi-ile-baslayanlar-20</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-o-harfi-ile-baslayanlar-20</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "O" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>O</h4>

<p>Od: Ateş<br />
Onama:Tedavi etmek<br />
Öğe: Unsur<br />
Örf: Halkın kendiliğinden duyduğu gelenek, adetler<br />
Öykü: Ayrıntılı anlatılan olay, hikaye<br />
Özge: Başka<br />
Öz: Bir kimsenin, iç güdü varlığı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-o-harfi-ile-baslayanlar-1764299931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;N&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-n-harfi-ile-baslayanlar-19</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-n-harfi-ile-baslayanlar-19</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "N" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>N</h4>

<p>Naçar: Çaresiz<br />
Nadan: Cahil, bilgisiz, kaba<br />
Na'iv: Katıksız, saf<br />
Nahak:Haksızlık<br />
Nakkaş: Nakış çizer<br />
Nakkaş-I Ezel: Ezen nakışçı, Tanrı<br />
Nalan: İnleyen<br />
Nam: Ün<br />
Nar: Ateş<br />
Na'sel: Erkek sırtlan<br />
Natamam:Tamamlanmamış, Noksan<br />
Nazil: İniş, inen<br />
Nebat: Bitkiler<br />
Nebi: Peygamber<br />
Necat: Kurtuluş<br />
Necef: Kıymetli taşı ile meşhur olan Arabistan'da bir yer.( Hz. Ali'nin kabrinin olduğu yer.)<br />
Neces: Pislik<br />
Necm: Yıldız<br />
Nedamet: Pişmanlık<br />
Nefis: Kişinin öz varlığı<br />
Nekes:Cimri<br />
Nemrut: Hz. İbrahim'I ateşe atan zalım<br />
Nesne: Her türlü cansız varlık, eşya<br />
Nida: ün, bağırma<br />
Nihan: Gizli<br />
Nikap: Peçe, Yüz örtüsü<br />
Niyaz: Yalvarma, yakarış<br />
Nur: Işık, İlahi gücün tecellisi<br />
Nur-I Hüda: Tanrının nuru<br />
Nusrat: Selamet,zafer<br />
Nuş et: Yararlı sıvı içmek<br />
Nutk: Söz, natıka<br />
Nüzul: iniş, nazil olma</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-n-harfi-ile-baslayanlar-1764299842.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;M&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-m-harfi-ile-baslayanlar-18</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-m-harfi-ile-baslayanlar-18</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "M" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>M</h4>

<p>Mağrip: Batı<br />
Mabut: Tanrı<br />
Mah: Parlak ay<br />
Mahdum: oğul<br />
Mah-itaban: Yer yüzünü aydınlatan parlak ay<br />
Mahlas: Şairlerin şiirlerinde kendilerine taktıkları takma ad<br />
Mahluk: Yaratık, yaratılmış<br />
Mahşer: Kıyamet günü ruhların tanrı huzurunda haşr oldukları yer<br />
Mahir: Becerikli ve Marifet sahibi<br />
Mail: Hayranlık duymak<br />
Makam: Rütbe, kademe, yer<br />
Maksut: Arzu, istenilen, istek<br />
Malik: Sahip<br />
Manzum: Dizeler halinde kafiyeli söz ve şiir<br />
Ma'siva: Dünya ile ilgili varlıklar.<br />
Maslahat: Önemli iş,mesele<br />
Masum: Günahsız<br />
Maşuk: Sevilen, aşık olunan<br />
Mazlum: Zulüm görmüş<br />
Mazhar: Erişmek, ermiş olmak<br />
Mecaz: Benzetme yoluyla başka anlamda ki söz<br />
Mecnun: Kays,Leylanın sevgilisi<br />
Mecus: Ateşe tapan<br />
Meczup: Aklını yitirmiş, deli, sapık<br />
Meftun: Hayran, tutulmuş, kapılmış<br />
Mekan: Yer, mahal, sığınak<br />
Melamet: Hakirlik, utanılacak duruma düşmek<br />
Men arafe: kendini bilmek<br />
Menkıbe: Tanınmış ve tarihe geçmiş kişiler hakkında hikayeler.<br />
Menzil: Mesafe, gidilecek yer<br />
Merdan: Mertler, yiğitler<br />
Merhem: yaraya sürülen ilaç<br />
Merhum: Vefat etmiş olan kimse<br />
Merkad: Mezar, kabir<br />
Mersiye: Ağıt<br />
Mesnet: üzerine dayanılan şey<br />
Mestane: Sarhoşçasına, kendinden geçmişçesine<br />
Mesut: Saadete ermiş<br />
Meşk:Alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma<br />
Mevali: Hakk yoluna köle olan<br />
Mevt: ölü<br />
Mezat: Açık artırma ile satış<br />
Miat: vade<br />
Mihman: Misafir<br />
Mihnet: Meşakkat<br />
Minval: Tarz, yol, şekil<br />
Miraç: Hz. Muhammed'in gökyüzüne çıkışı</p>

<p>Misyoner: Bir dini veya Felsefeyi yaymaya çalışan görevli kimse<br />
Mizaç: Huy, yaradılış, insanın fizyolojik yapısı<br />
Mizan: terazi tartı yeri<br />
Mucit: yeni bir buluş icat eden kimse<br />
Mucize: İnsan aklınıalmadığı tabiyat üstü olay<br />
Muharrem: Kameri takvim de birinci ayın adı<br />
Muhasara: Kuşatma, sarma, çevirme<br />
Muhkem: Kitabın anası ''hüküm veren''<br />
Muhibb-I Ali aba: Ehlibeyti sevenler<br />
Muhterem: Sayın saygı değer<br />
Musahip: Yol ve Ahiret kardeşliği<br />
Musibet: Başa gelen sıkıntı, felaket<br />
Müctehid: sadakatlı içtihat sahibi<br />
Mülaki: Görüşen , kavuşan biri<br />
Mümin: Allah'a gönülden iman eden<br />
Münacat: Tanrıya dua, yakarış<br />
Münferit: ayrı, kendi başına olan<br />
Münteha: son, nihayet<br />
Mürebbi:Eğitici<br />
Müreffeh: Refah ve saadet<br />
Mürsel: Gönderilmiş Peygamber<br />
Mürşit: Doğru yolu öğreten, öncü<br />
Mürteci: Yeniliğe karşı çıkan, gerici<br />
Mürevvet: Mertlikle iyilik edici<br />
Müteşabih: Benzeşen ayetler/ cümleler<br />
Müşahede: Görme, gözlemlemek<br />
Müşrik: Tanrıya ortak koşan<br />
Müteakip: Arkadan gelen, ardı sıra gelen<br />
Mütevazi: Gönlü alçak, gösterişsiz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-m-harfi-ile-baslayanlar-1764299728.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;L&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-l-harfi-ile-baslayanlar-17</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-l-harfi-ile-baslayanlar-17</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "L" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>L</h4>

<p>Lal: Parlak kırmızı renkte bir taş. 2. dili tutuk olmak<br />
La mekan: Mekansız, yeri olmayan<br />
Layezal: Zevalı yok, sonu gelmeyen<br />
Leb: Dudak<br />
Lebteşne: Dudağı susuzluktan yanan<br />
Ledün: Gizli ilim<br />
Lütuf: Saygın birinden gelen yardım<br />
Levh-I mahfuz: olmuş ve olacakların yazılı olduğu ilahi levha<br />
Leyl: Gece<br />
Leyl-ü nehar: Gece, gündüz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-l-harfi-ile-baslayanlar-1764299614.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;K&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-k-harfi-ile-baslayanlar-16</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-k-harfi-ile-baslayanlar-16</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "K" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>K</h4>

<p>Kaale: Önem verilmeyen<br />
Kabus: Dalgın uykuda basan ağırlık<br />
Kadem: Ayak<br />
Kadirişinas: Kıymet bilen<br />
Kail: Söz Söyleyici<br />
Kaim: Var olan<br />
Kal: Söz, Lakırdı, zahiri sözler<br />
Kamu: Bütün, herkes, alem<br />
Kande: Nerde, hani<br />
Karib: Kullarına çok yakın olan Tanrı.<br />
Kasr: Köşk<br />
kelp: Köpekler<br />
Kem: Kötü, fena, noksan<br />
Kenz: Hazine<br />
Kerim: İyilik etmesini seven, cömert<br />
Ketum: Ağzı sıkı, sır saklayan<br />
Kevn-I mekan: varlığın tecelli yeri<br />
Kevneyn: İki alem. Dünya ve Ahiret<br />
Kevser: Cennetteki bir ırmağın adı<br />
Kısas: Hikayeler, benzetmeler<br />
kıyl-ü kaal: Dedikodu, fitne<br />
Kibir: Kendini beğenmişlik, grur<br />
Kisvet: Elbise, esvap, kıyafet<br />
Künt-ü Kenzullah: Tanrı'nın hazinesi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-k-harfi-ile-baslayanlar-1764299504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;I&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-i-harfi-ile-baslayanlar-15</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-i-harfi-ile-baslayanlar-15</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "I" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>I</h4>

<p>ibn: Oğul<br />
ibadet: Allahtan af-mağrifet dilenmek.<br />
ibret:Kötü olaydan alınan ders<br />
icazet: İzin, onay, onaylamak<br />
idrak: Anlayış, anlama kabiliyeti<br />
ihlas: Temiz yüreklilik, samimiyet, sadakat<br />
ihtar: Tekrar hatırlamak.<br />
İhtiram: Saygı, Saygı duruşu<br />
ikrah: Tiksinme, ,ğrenme<br />
İkrar: Bir sözleşmede, söz vermek<br />
İlahi: Tanrı ile ilgili olan<br />
İllet: Hastalık<br />
İlme'l yakın: Müspet ilim, zahiri bilge.<br />
İlme-I ledün: Tanrıya Has bilgiler.İnsanı kamillere ilham yoluyla gelir.<br />
İkrar bend: Bir mürşide söz verip bağlanmak<br />
İmameyn: İmam Hasan ve İmam Hüseyin efendilerimiz.<br />
İmtina: Kaçınma, çekinme<br />
İnayet: iyilik, Yardım, lütuf<br />
İnsiyatif: Bir iş hakkında bir kimsenin kara verme yetkisi, yeterliliği.<br />
irfan: Bilmek anlamak kültür.<br />
İrşat: Doğru yola sevk etmek.<br />
İrticalen: Doğaçtan konuşma<br />
İsraf: Fuzuli harcamalar<br />
İtham: Suçlama<br />
İvedi: Acele<br />
İzzet: Azizlik, saygınlık</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-i-harfi-ile-baslayanlar-1764299382.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;H&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-h-harfi-ile-baslayanlar-14</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-h-harfi-ile-baslayanlar-14</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "H" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>H</h4>

<p>Hace: Türk büyükleri, babalar<br />
Hakan: Yüce Hükümdar<br />
Hak-I pay: Toprak, ayak tozu<br />
Hakim: Tüm Hikmetlerin kaynağı,bilge, Tanrı<br />
Hakke-l Yakin: Bütün varlığın Hakk'tan ibaret olduğunu bilmek ve kendini bu varlığın içinde saymak, duymak<br />
Hall: İçinde bulunulan durum, vaziyet<br />
Ham: olgunlaşmamış, çiğ<br />
Hangah: Tekke<br />
Har: Dökülüp, savrulan, diken<br />
Harabat: Dünyevi zevklerden arınma<br />
Hariciler: Ayrı, Şia'ya dahil olmayan.<br />
Hars: Kültür, örf, adet, yaşam şekli<br />
Har-u Guş: Kulağı sağır<br />
Has: Güzel, arı, saf, pak,iyi<br />
Haseneyn: Hz. Hasan ile Hüseyin iki güzel manasına gelen bir tabir<br />
Hased: Kıskançlık<br />
Haşr: Kıyamet günü arasat meydanın da toplanmak<br />
Hatem: Yüzük<br />
Haya: Utanma, arlanma<br />
Haydar-I Kerrar: Döne döne hamle yapan. Hz. Alinin sevilen lakabı.<br />
Hayru'n Nisa: Kadınların en hayırlısı. Hz. Fatımanın lakabı<br />
Hazin: Derin ve Acıklı üzüntü<br />
Hazan: Güz/ sonbahar, hazin görünüm.<br />
Heybet: hürmet ve korku hissini veren hal<br />
Hınzırlık: Katı yürekli,kötü kişiler.<br />
Hicran: Ayrılığın verdiği hasret, hüzün<br />
Hicret: göç, Hz.Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçü<br />
Hidayet: Hak yoluna klavuzlanma/kavuşmak<br />
Hilm: Yumuşaklık, sabırlılık<br />
Hilkat: Yaradılış, fıtrat<br />
Hub: Güzel, hoş<br />
Hulk: iç güdü,huy<br />
Hummar: Mest olmuş, sarhoş<br />
Huşu: Tanrıya boyun eğişle dua hali<br />
Hüccet: Belge, tanıt<br />
Hüma: Cennet kuşu<br />
Hümanist: İnsancıl, sevecen<br />
Hünkar: Padişah, sultan, efendi<br />
Hüseyn-I Kerbela: Kerbelada şehit düşen Hüseyin<br />
Hüsn: Güzel davranış<br />
Hüzün: Derin üzüntü<br />
Helenistik: Büyük iskenderden sonraki yunan sanatı, tarihi, kültürü ile ilgili olan.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 06:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-h-harfi-ile-baslayanlar-1764299141.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;G&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-g-harfi-ile-baslayanlar-13</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-g-harfi-ile-baslayanlar-13</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "G" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>G</h4>

<p>Gaddar: Acımazsız, zulümkar<br />
Gaflet: Kayıtsız kalmak, Dikkatsizlik<br />
Gafur: Sürekli affeden.<br />
Gani:çok cömert, zenginlik<br />
Gayet: Son derece, yeterli<br />
Gavze: cenk, savaş, küçük gaza<br />
Ger: Eğer<br />
Gevher: Mücevher<br />
Girdap: Suların döndüğü anafor yeri<br />
Giriftar: Farkına varmak, bilmek<br />
Gulam: Köle<br />
Gussa: Tasa, kader, hüzün<br />
Gulgule: Uğultu, çağıltı<br />
Gülşen: Gül Bahçesi<br />
Güruh: Değersiz, ayak takımı sürü</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 04:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-g-harfi-ile-baslayanlar-1764293519.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;F&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-f-harfi-ile-baslayanlar-12</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-f-harfi-ile-baslayanlar-12</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "F" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>F</h4>

<p>Failatün: Aşk ve Cezbe-I Faaliyet<br />
Fani: Ölümlü<br />
Fatır: Yaratan ve çoğaltan<br />
Fazilet: Erdem,güzel ahlak, ruhi olgunluk<br />
Felsefe: Bir inancın, ilimin ve bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler<br />
Feragat: Bırakmak, Vazgeçmek<br />
Ferman: Buyruk<br />
Fettah: Zafer lütfeden, kapılar açan<br />
Feyz: Verimlilik, bereket, şeref ilim<br />
Feza:Boşluk<br />
Fıtrat: Yaradılış<br />
Fiil: iş, eylem, ekil<br />
Firak: Ayrılık, hasret<br />
Fitne: Hile, ayartma<br />
Fon: belirli bir iş için ayırılan para<br />
Fuzulluk: Vazife ve sınır dışı yapılan iş<br />
Furkan: Kur'an-I kerim hak ile batın arasındaki farkı belirlemek.<br />
Fütursuz: Yiğitlik, cömertlik,gençlik</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 03:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-f-harfi-ile-baslayanlar-1764293335.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;D&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-d-harfi-ile-baslayanlar-11</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-d-harfi-ile-baslayanlar-11</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "D" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>D</h4>

<p>Dalalet: Sapkınlık<br />
Damen: Mürşit Eteğinden tutmak<br />
Dana: Bilen, bilgiç, alim.<br />
Dara Durmak: Taliplerin Pirden dua alırken duruş vaziyetleri, Teslim olmak<br />
Dar-ül beka: Ahiret, öte dünya<br />
Dar-ül aman: Muhammed kapısı, kurtuluş ve bağışlanış yeri<br />
Dede: Büyük baba, Ocak zade Alevi inanç önderleri<br />
Dehr: Asır, zaman<br />
Delalet: Klavuzluk, yardımcılık için aracılık<br />
Delil: Yol gösterici ve kanıt<br />
Dem: Güzel Sohbet ve düşünce ile geçen zaman<br />
Der: Kapı<br />
Dergah: Tarikatta olanların ibadet ve töre yaptıkları yer tekke<br />
Derya: Deniz, Okyanus<br />
Dest: El<br />
Deşt-I Kerbela: Kerbela çölü<br />
Desti-gir: elden tutan<br />
Devran: Dünya, kader, felek, zaman<br />
Dıl: Gönül<br />
Didar: Sevgilinin cemali<br />
Dide: Göz<br />
Dildar: Sohbet ehli sevgili<br />
Divan: Yüksek Makam<br />
Düldül: Hz. Peygamber tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen bnek at<br />
Dür: inci<br />
Düstur: Genel Kural, usul<br />
Duazı imam:on iki imamların adı geçen deyiş</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 03:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-d-harfi-ile-baslayanlar-1764289355.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;C&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-c-harfi-ile-baslayanlar-10</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-c-harfi-ile-baslayanlar-10</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "C" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>C</h4>

<p>Cafer Sadık: on iki imamın altıncısı<br />
Cahil: Yararlı bir eğitim görmeyen<br />
Camia: Topluluk, zümre<br />
Can: Ruh, hayatın madde dışı varlığı<br />
Car: Yardım talep etmek<br />
Cariye: Yabancı topluma esir düşmüş ve bir efendinin hizmetinde ki kadın<br />
Cazibe: ilgi çekici<br />
Cebrail: Dört büyük melekten biri<br />
Cehd eylemek: Gayret göstermek<br />
Celal: Hiddet<br />
Cem olmak: Kutsal Mekanlarda insanların bir araya gelmesi<br />
Cemaat: İbadet veya Muhabbet için bir araya gelen topluluk<br />
Cemal: Yüz güzelliğ, çehre<br />
Cenabı Bari: Var olan, yöneten tanrı<br />
Cendere: Maddi ve Manevi Baskı<br />
Cerrah: Operatör, Ameliyat Doktoru<br />
Cevr etmek: Eziyet, ızdırap vermek<br />
Cezbe: Ruh heyecanı ile Tanrıya yöneliş<br />
Cibillet: Asıl, Yaratılış, huy<br />
Cüda: Sevdiğinden ayrı düşüp hasret çekmek<br />
Cüz-i: azıcık, pek azdır<br />
Çarpık: Asıl düzgünlüğünü yitirmiş<br />
Çarmıh: Dört Mıh,veya suçlu görünen, Hac şeklinde kurulan dar ağacında idam edilmesi<br />
Çatı: Bir yapının üstünün örtüsü veya belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu kuruluş<br />
Çec: Samanla karışık tahıl yığını<br />
Çekineklik: Karar verememek<br />
Çehre: Yüz, Sima<br />
Çelebi: Bektaşi ve Mevlevi Pirlerine verilen sıfat<br />
Çerağ- Kandil: Kutsal mekanlarda mum veya benzeri aydınlatıcı ışık<br />
Çeri: Asker<br />
Çerkez: Kafkasya'daki bir ırkın adı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 03:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-c-harfi-ile-baslayanlar-1764289191.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;B&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-b-harfi-ile-baslayanlar-9</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-b-harfi-ile-baslayanlar-9</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "B" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h4>B içeriği</h4>

<p>Bab: Kapı<br />
Bad: Yel<br />
Badire: Sıkıntılı aşama, engel<br />
Bağban: Bağcı<br />
Baki: ölümsüz, kalıcı<br />
Baran: sağanak şekilde yağan yağmur<br />
Bargah: manevi yer, Tekke<br />
Bariz: Göze çarpan, açık<br />
Basir: Görme gücünün kaynağı<br />
Basiret: Görünürlük<br />
Batıl: Doğruluk yanı olmayan, asılsız<br />
Batın: Gözle görülmeyen fakat her şeyde bir güç olan<br />
Bedi: Güzellikle yaratan ve Ahenkle donatan<br />
Bende: Bağlılık<br />
Beytül kudüs: Kutsal ev<br />
Biat: İtaat<br />
Bikes: Kimsesiz, Çaresiz, Yoksul<br />
Bi-nasip: Arzu ve isteğine ulaşamayan<br />
Buğz: kin<br />
Burak: Hz. Peygamber'in ''arş'' yolunda bindiği at<br />
Bürhan: Şahit, Delil<br />
Büryan: Kebap olma , kavrulma</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 03:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-b-harfi-ile-baslayanlar-1764288914.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanç sözlüğü &quot;A&quot; harfi ile başlayanlar</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-a-harfi-ile-baslayanlar-8</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inanc-sozlugu-a-harfi-ile-baslayanlar-8</guid>
                <description><![CDATA[Alevilik hakkında İnanç Sözlüğü'nün "A" harfi ile başlayanlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevilik Hakkında<br />
Ab: Su<br />
Abdal: Kendisini Tanrıya adamış derviş<br />
Abit: Tanrı'ya Kul olmak<br />
Adab: Edep, tebiye<br />
Adem: İlk Peygamber, İlk İnsan<br />
Adil: Doğru ve Adaletli olmak<br />
Adu: Hain düşman<br />
Afak: Gözle görülebilinecek yerler<br />
Agah: Anlamış olmak<br />
Ahd: Söz vermek, Yemin etmek<br />
Ahfat: Torunlar<br />
Ahir: Son<br />
Ahlaki: Güzel Huy<br />
Ahsap: Hz. Peygamberin Muhabbetinde bulunmuş yakınları ve Arkadaşları<br />
Ahsen-I Takvim: Güzel Şekilde yaratılan insan<br />
Akid'e: İnancın süreği<br />
Alaka: ilgi<br />
Alenen: Açıkça<br />
Ali aba: Hz. Peygamberin Ehlibeyti<br />
Ali: on iki imamların atası, ilk imam<br />
Alim: bilgin<br />
Alp: Yiğit, Kahraman, bahadır<br />
Ama: kör olan, gözleri görmeyen<br />
Aman: Yardım için rica bulunmak<br />
Amir: Yönetici<br />
Aziz: Saygı ve Sevgi kazanmış kişi<br />
An: en kısa zaman<br />
Anane: Töre<br />
Anasır: unsur ( Hava, Su, Ateş, Toprak)<br />
Ar: utanmak<br />
Arasat:Haşr, neşir olma meydanı<br />
Asitan: Dergah<br />
Asuman: Gökyüzü<br />
Aşama: Önem ve Değer bakımından yükselen basamakların her biri<br />
Aşina: sevgili<br />
Ateist: Tanrı Tanımaz<br />
Ateşin: Ateş gibi yakıcı<br />
Avam: Halk<br />
Ayal: Hane Halkı<br />
Ayan: açık<br />
Ayn: Göz<br />
Aynel'yakin: Gözle görünen<br />
Azap: Bedensel veya Ruhsal acı<br />
Azık: Yiyecekler<br />
Azim: Düşündüğünü yapmam kararlılığı<br />
Azimüşşan: Şanı Yüce</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 02:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inanc-sozlugu-a-harfi-ile-baslayanlar-1764288655.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ergene Cemevi Dünyada Tek: Anadolu ve Balkan Semahları Aynı Cem’de Dönüyor</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ergene-cemevi-dunyada-tek-anadolu-ve-balkan-semahlari-ayni-cemde-donuyor-7</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/ergene-cemevi-dunyada-tek-anadolu-ve-balkan-semahlari-ayni-cemde-donuyor-7</guid>
                <description><![CDATA[Tekirdağ Ergene’de bulunan Ergene Cemevi, Alevi-Bektaşi geleneğinde önemli bir ilke daha imza attı. Dünyada Anadolu ve Balkan semahlarının aynı cem ibadeti içinde birlikte dönüldüğü tek cemevi olan Ergene Cemevi, bu uygulamayı artık kalıcı hale getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tekirdağ Ergene’de bulunan Ergene Cemevi, Alevi-Bektaşi geleneğinde önemli bir ilke daha imza attı. Dünyada Anadolu ve Balkan semahlarının aynı cem ibadeti içinde birlikte dönüldüğü tek cemevi olan Ergene Cemevi, bu uygulamayı artık kalıcı hale getirdi.</p>

<p>Cemevi Dedesi Dursun Şahin ve Ergene Cem Vakfı Cemevi Başkanı Volkan Işıklı’nın ortak açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</p>

<p><em><strong>“Ergene Cemevimiz Anadolu ve Balkan semahlarının aynı cem ibadeti içerisinde dönüldüğü dünyada tek cemevidir. &nbsp;"</strong></em></p>

<p><br />
Dede Dursun Şahin ve Başkan Volkan Işıklı, Perşembe cemlerinin bundan sonra tamamen bu şekilde; yani Anadolu ve Balkan semahlarının bir arada döndüğü usulle icra edileceğini duyurdu.</p>

<p><br />
Farklı coğrafyalardan gelen semah kültürlerini aynı cem çatısı altında buluşturan Ergene Cem Vakfı sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda<em><strong> "Kıymetli canlarımız Ergene Cemevimiz Anadolu ve Balkan semahlarının aynı cem ibadeti içerisinde dönüldüğü dünyada tek Cemevidir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu Birlik ve beraberliğe hizmet eden bütün canlarımızın gönül birliğine şükranlarımızı sunuyor erenlerin ve evliyaların şefaatlerinin üzerine olmalarını niyaz ediyoruz... BİRİZ , İRİYİZ ,DİRİYİZ."</strong></em>ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
Öte yandan&nbsp;Cem Vakfı Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada Trakya ve Ege’de bundan böyle birlikte yapılması için Cem Vakfı olarak çalışmaların devam etmekte olduğu vurgulandı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/public/images/detay/588016222_18296396107262161_3346208974638586273_n.jpg" style="height:541px; width:800px" /><br />
<img alt="" src="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/public/images/detay/589338037_18296396098262161_3658278080119279935_n.jpg" style="height:540px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/ergene-cemevi-dunyada-tek-anadolu-ve-balkan-semahlari-ayni-cemde-donuyor-1764220834.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cem Vakfı Gençlik Kolları’ndan  Anıtkabir ziyareti</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cem-vakfi-genclik-kollarindan-anitkabir-ziyareti-6</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cem-vakfi-genclik-kollarindan-anitkabir-ziyareti-6</guid>
                <description><![CDATA[Cem Vakfı Gençlik Kolları, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 87. yıldönümünde saygı, minnet ve özlemle andı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cem Vakfı Gençlik Kolları, Cumhuriyetimizin kurucusu <strong>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü</strong> vefatının 87. yıldönümünde saygı, minnet ve özlemle andı.</p>

<p>23 Kasım 2025 Cumartesi günü, Gençlik Kolları Başkanı <strong>Öykü Kerse</strong> öncülüğünde gerçekleştirilen programda 55 kişilik otobüs dolusu genç, Ankara’da 1. Meclis binası ziyaret ettikten sonra Anıtkabir’e çıktı.&nbsp;</p>

<p><strong>Gençlik Kolları adına duygularını şu sözlerle ifade ettiler:</strong></p>

<p><em>“Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, &nbsp;<br />
Bugün bir kez daha huzurunuzdayız. &nbsp;<br />
Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i ilelebet koruyacağımıza, akıl ve bilim yolundan ayrılmayacağımıza söz veriyoruz. &nbsp;<br />
İlke ve devrimlerin ışığında, çağdaş uygarlık hedefinden asla vazgeçmeyeceğiz. &nbsp;<br />
Ruhu şad, mekanın cennet olsun.”</em></p>

<p>Ziyaretin organizasyonunda emeği geçen Tertip Komitesi üyeleri Neziha Köse ve Şevval Büyükdoğan’a teşekkür edildi.</p>

<p>Cem Vakfı Gençlik Kolları tarafından <em><strong>" Atatürk’ün izinde yürümeye ve O’nun çizdiği yolda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Minnetle, saygıyla… &nbsp;<br />
Ne mutlu Türk’üm diyene! "</strong></em> ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 06:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/cem-vakfi-genclik-kollarindan-anitkabir-ziyareti-1764221039.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çorlu’da Cem Vakfı’ndan konser etkinliği</title>
                <category>HABERLER</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/corluda-cem-vakfindan-konser-etkinligi-5</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/corluda-cem-vakfindan-konser-etkinligi-5</guid>
                <description><![CDATA[Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, Cem Vakfı Çorlu Şubesi tarafından büyük bir konser etkinliği düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun katılımın olduğu etkinliğe, Cem Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Aslan, Cem Vakfı Genel Müdürü Süleyman Kılıç,&nbsp;Çorlu Cemvakfı Şube Başkanı Ümüt Tandoğan,Ergenekon Cemvakfı Şube Başkanı Volkan ışıklı,&nbsp;Trakya Bölgesi Cem Evleri başkanları, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanı Hasan Toprak, siyasi parti ilçe başkanları, çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ve yöneticisi ile Çorlu halkı katıldı.<br />
<br />
<strong>Etkinlik sonrası Cem Vakfı Çorlu Şubesi adına yapılan teşekkür paylaşımında şu ifadeler yer aldı:</strong></p>

<p><em>“Dün akşam gerçekleştirdiğimiz konser etkinliğimize teşrif eden Genel Başkan Yardımcımız Ertuğrul Aslan’a, Genel Müdürümüz Süleyman Kılıç’a,Trakya Cem Evleri Başkanlarımıza, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanımız Hasan Toprak’a, siyasi parti ilçe başkanlarına, Sivil Toplum Başkalarına ve Yönetimlerine, Çorlu halkına ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederiz. &nbsp;<br />
Değerli sanatçımıza katkıları ve güzel sahnesi için ayrıca minnettarız.”</em></p>

<p>Gecede sahne alan sanatçının performansı katılımcılardan büyük beğeni toplarken, etkinlik birlik, beraberlik ve kültür-sanat atmosferinde geçti.</p>

<p>Cem Vakfı, Alevi-Bektaşi değerlerini yaşatma ve tanıtma misyonu doğrultusunda Çorlu’da düzenlediği bu tür kültürel etkinliklere önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 06:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/corluda-cem-vakfindan-konser-etkinligi-1764228487.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEMEVLERİMİZ</title>
                <category>CEMEVLERİMİZ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cemevlerimiz-4</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/cemevlerimiz-4</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BAŞKAN:<br />
A. Rasim TÜKEK</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Ertan AKGÜN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0212 639 74 40 fax 0212 639 74 41<br />
E-POSTA:info@aleviislaminanchizmetleri.org<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Kocaeli Derince Cem Vakfı Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
AYNUR GÜNEŞLİ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
VEYSEL DAL</p>

<p>CEMEVİ TEL:0530 583 58 13<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sultangazi Cem Vakfı Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
SERPİL SOYLU</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
MUSTAFA KAPLAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:05436758458<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>TEKİRDAĞ SÜLEYMANPAŞA CEMEVİ<br />
BAŞKAN:<br />
TUNCER SEVGİ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
MURAT EROĞLU<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Balıkesir Burhaniye Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
PROF.DR. GAZİ AYDIN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
İLHAMİ BÜTÜN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0507 362 75 42<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Kırklareli Babaeski Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HÜSEYİN YEŞİLBAŞ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 740 97 09<br />
E-POSTA:nka_cem@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Kocaeli Abdal Musa Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HALİL İBRAHİM ARAZ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
MESUT YILDIRIM</p>

<p>CEMEVİ TEL:0262 742 00 92<br />
E-POSTA:baskan@cayirovacemevi.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Balıkesir Edremit Güre Bayram Kaya Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ALİ KAYA</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
MESUT GÜNDOĞDU</p>

<p>CEMEVİ TEL:0266 374 16 61<br />
E-POSTA:gurekorfezcemevi@gmail.com; gkorfezcemevi@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Amasya Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Haydar Kılıç</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Nesimi Aktaş</p>

<p>CEMEVİ TEL:0358 212 32 74<br />
E-POSTA:amasyacemvakfi@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Başakşehir Şahintepesi Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
İBRAHİM DİLEKÇİ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0542 641 18 26<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Küçükçekmece Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
GÜNEŞ ÇAKIR</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
BABA: VELİ ALTIN</p>

<p>CEMEVİ TEL: 0212 425 67 95<br />
E-POSTA:cennet_mah_cem_evi@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
EŞREF DOĞAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0422 323 88 81<br />
E-POSTA:cemvakfimalatya@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Beykoz Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
CELAL TEMUR</p>

<p>CEMEVİ TEL:0542 573 05 55<br />
E-POSTA:temur.mehmet@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Aydın Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Muzaffer ŞENOCAK</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Nesimi Aktaş</p>

<p>CEMEVİ TEL:0256 213 88 79<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Ardahan Damal Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
SOLMAZ ÇEKCEN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ALİ EKBER GÖKTEKİN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 615 95 85 (Başkan)<br />
E-POSTA:solmazcekcen@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Beylikdüzü Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
RIZA GÜL</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 286 06 50 (Başkan)<br />
E-POSTA:riza.gul@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Kuluncak Alvar Köyü Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
ABBAS ÇALIŞGAN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ABBAS ÇALIŞGAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 355 29 37 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Maltepe Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
YILMAZ OKATAN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
DOĞAN OCAK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0534 717 88 89 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Bingöl Kiğı Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HÜSEYİN SÖZERİ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
DAİMİ TOLUAY</p>

<p>CEMEVİ TEL:0426 311 21 01<br />
E-POSTA:piro1262@outlook.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Bodrum Konacık Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HÜSEYİN OSANMAZ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
YILMAZ DOĞAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 742 10 58 (Başkan)<br />
E-POSTA:bodrumcemevi48@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Mersin Tarsus Tekeliören Garip Musa Cemevi Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
İMDAT KELEŞ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
0507 257 67 33 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Mersin Yenice Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ALİ KURU</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
GAZİ KEMAL UYUMAZ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 741 28 02 (Başkan)<br />
E-POSTA:alikuru1953@live.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Bursa Merkez Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
CUMALİ KARAKAVAK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0542 463 56 22 (Başkan)<br />
E-POSTA:cmvakfibursa@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Bursa Orhangazi Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
İMAM BUDAK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0224 573 13 64 ; 0555 303 66 97 (Başkan )<br />
E-POSTA:imambudak50@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Ordu Gürgentepe Işıktepe Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
RAMADAN ÇAKMAK</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ALİ ERASLAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0533 424 12 49 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Pendik Sülüntepe Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
SADIK KILIÇ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
SAADETTİN KARATAŞ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0533 632 73 50<br />
E-POSTA:sadikklc70@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Çatalca Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
SALİH METİN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
HAYDAR KARABABA</p>

<p>CEMEVİ TEL:0212 789 70 65 ; 0532 314 01 65 ( Başkan )<br />
E-POSTA:cemevicatalca@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Edirne Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Erbay Kılıç</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Selahattin</p>

<p>CEMEVİ TEL: 0538 224 60 75<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Sarıyer İmam Hüseyin Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
İsmail Aydın</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
HÜSNÜ AYDIN</p>

<p>CEMEVİ TEL: 0212 328 02 53<br />
E-POSTA:info@sariyercemevi.org<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Sivas Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ÜNAL KARATAŞ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ABDULLAH ATMACA</p>

<p>CEMEVİ TEL:0346 225 25 16<br />
E-POSTA:sivascemvakfi@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Elazığ Karakoçan Kavalcık Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
MAZLUM ŞİNİK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0536 969 27 01 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Erzincan Tercan Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
YUSUF COŞAR</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ALİ DAĞDELEN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 546 84 10 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Sultanbeyli Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
TURAN KELLE</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
MUSTAFA ÖZDEMİR</p>

<p>CEMEVİ TEL:0216 592 93 63<br />
E-POSTA:cemvakfisultanbeylisb@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Çorlu Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Ümit Tandoğan</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Metin Şahin</p>

<p>CEMEVİ TEL:0282 673 66 24<br />
E-POSTA:bilgi@corlucemvakfi.org.tr<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Erzincan Ulalar Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
YUSUF ÇORLU</p>

<p>CEMEVİ TEL:0545 656 55 30 (Başkan); 0446 228 03 95<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Firuzköy Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
SATILMIŞ KOLDAŞ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
SATILMIŞ ÇAKMAK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0212 690 85 51 ; 0541 586 77 79 (Başkan)<br />
E-POSTA:firuzkoycemevi34@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Çorlu Yenice Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
KEMAL SUKUŞU</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 424 04 73<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Ergene Merkez Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
VOLKAN IŞIKLI</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Dursun ŞAHİN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0543 249 26 51 (Başkan )<br />
E-POSTA:v.isikli@ergene.bel.tr<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Gaziantep Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HALİL EYÜPPOĞLU</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 649 31 46 (Başkan)<br />
E-POSTA:halileyyupoglu@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Gaziosmanpaşa Fatma Ana Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
MURTEZA BAYTOK</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Seyit Kasım ERTUNÇ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0542 411 83 21 (Başkan)<br />
E-POSTA:murtaza-baytok@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Kapaklı Erenler Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Aktaş Güler</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Savaş Başpınar</p>

<p>CEMEVİ TEL:0282 726 42 78<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Marmara Ereğlisi Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ALİ KARAKUŞ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
HÜSEYİN OCAK</p>

<p>CEMEVİ TEL:0282 623 50 90<br />
E-POSTA:hidirsanli@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Gaziosmanpaşa Hoca Ahmet Yesevi Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ŞAHİN ÇOLAK</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
ASLAN İLHAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0534 273 46 68 (Başkan)<br />
E-POSTA:gop.pirahmetyesevi@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Gebze Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
TESLİM YILDIZ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0262 742 34 24 ; 0507 946 27 62 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Muratlı Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
MUSTAFA MARANGOZ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0537 411 88 99 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tekirdağ Şarköy Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
Ali Rıza Gündoğan</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
Rıfat Çanakçı<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Haramidere Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
LEYLA ZAFER ERDOĞAN</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
KASIM GÖÇMEN /VEYSEL KARA</p>

<p>CEMEVİ TEL:0212 852 11 03 ; 0537 798 73 47 (Başkan)<br />
E-POSTA:leyla.zafer@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı İkitelli Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
ORHAN ÇOBAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 983 74 41 (Başkan)<br />
E-POSTA:suetmont1966@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tunceli Pertek Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
HÜSEYİN GÜLER</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
HÜSEYİN GÜLER</p>

<p>CEMEVİ TEL:0428 651 37 17<br />
E-POSTA:huseyinguler180@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Tuzla Orhanlı Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
ERCAN BATMAZ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
YAŞAR DAL</p>

<p>CEMEVİ TEL:0216 304 00 12<br />
E-POSTA: ercanbatmaz@windowslive.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı İzmir Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
HÜSEYİN ALDOĞAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0541 860 36 46 (Başkan)<br />
E-POSTA:cemvakfiizmirsubesi@gmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı İzmir Harmandalı Şubesi<br />
BAŞKAN:<br />
NİHAT ARDUÇ</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
YUSUF TEKGÖZ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0532 761 12 17 (Başkan)<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Yalova Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
TEKİN DOĞAN</p>

<p>CEMEVİ TEL:0535 687 07 71<br />
E-POSTA:yalovacemevi@hotmail.com<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı Kaynarca Şubesi</p>

<p>BAŞKAN:<br />
İsmail Pek</p>

<p>CEMEVİ DEDESİ:<br />
FEYZULLAH YILDIZ</p>

<p>CEMEVİ TEL:0216 397 70 99<br />
E-POSTA:kavakpinarcemevi.2018@hotmail.com</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 06:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/cemevlerimiz-1764175889.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURUM DEDELERİMİZ</title>
                <category>HAKKIMIZDA</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/kurum-dedelerimiz-3</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/kurum-dedelerimiz-3</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/public/images/detay/8670d8e5-3ed0-46e3-895a-f762cdd03711.jpeg" style="height:335px; width:449px" /><br />
<strong>VEYİS KARA DEDE</strong><br />
Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı İç Hizmetler Sorumlusu :<br />
Veyis KARA<br />
Doğum yeri-Tarih: Sivas-1955<br />
Memleketi: Sivas<br />
Bağlı olduğu ocak: Baba Mansur Ocağı<br />
Medeni hali: Evli<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/public/images/detay/ae4489b8-d505-480d-8309-0e84a894c6c2.jpeg" style="height:588px; width:450px" /><br />
<br />
<strong>Ertan AKGÜN</strong><br />
Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı Yenibosna Cemevi Post Dedesi ve Cenaze Hizmetlisi<br />
Doğum Yeri: Erzincan 1982<br />
Memleketi: Erzincan<br />
Ocağı: Derviş Cemal<br />
Medeni durumu: Evli</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 04:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/kurum-dedelerimiz-1764125780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ</title>
                <category>HAKKIMIZDA</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/alevi-islam-inanc-hizmetleri-2</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/alevi-islam-inanc-hizmetleri-2</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ<br />
19. YILINDA DÜNDEN BUGÜNE ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ NELER YAPTI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>*Alevi inanç önderlerini tek çatı altında topladı,</p>

<p>*15 günde bir dedeler toplantısı gerçekleştirerek dedelerin bilinçlenmesini sağlayarak, eğitim çalışmaları başlattı.</p>

<p>*Tüm dedeleri kayıt altına alarak dedelere ait bilgi arşivi kuruldu.</p>

<p>*Cem erkanını düzenleyerek tüm cemevlerinde aynı erkanın yapılması sağlandı.</p>

<p>*Cenaze erkanın yeniden ve Alevi inancına göre düzenleyip Türkçe olarak yapılması sağlandı.</p>

<p>*Bu çalışmalar sonucunda kitapçıklar hazırlandı, Erkanlarımız tek kitapta toplandı.</p>

<p>*Dedelik eğitimi, cenaze hizmetleri eğitimi vererek bu eğitimde başarılı olan kursiyerlere sertifika verildi. Farklı cemevlerinde hizmet vermeleri sağlandı.</p>

<p>*Tüm dünya ve Türkiye’deki dedelerin katılımı ile büyük toplantılar düzenlendi.</p>

<p>*Çok geniş kapsamlı bir çalışma sayesinde kapalı salonlarda 15000-20000 kişilik cemler yapıldı…</p>

<p>*Yurtdışına dedeler göndererek Avrupa da yaşayan Alevi canların inancını doğru öğrenmeleri için çalışmalar yapıldı,</p>

<p>*Alevilik üzerine oynanan oyunlarla mücadele edildi ve devam edilmektedir.</p>

<p>*Televizyon ve radyolarda alevi inancı ile ilgili düzenli programlar yapıldı. Canlara alevi inancını daha kitlesel şekilde anlatmaya çalışıldı.</p>

<p>*Alevilerin bayramlarda kendi ibadethanesi olan cemevlerinde ibadet etmeleri için bayram cemleri düzenlendi.</p>

<p>*Anadolu’nun çeşitli illeri gezildi, Alevi köyleri ve dedeleri tespit edilerek kayıtları gerçekleştirildi. Cemler yapıldı.</p>

<p>*İstanbul başta olmak üzere ev cemleri ve sohbetler gerçekleştirildi.</p>

<p>*Türbe ziyaretleri gerçekleştirildi.</p>

<p>*Anadolu da ve İstanbul da Seyyid Evladı olmayan sahte dedeler tespit edilip deşifre edildi.</p>

<p>*Anayasal haklarımızın verilmesi için yapılan çalışmalara destek verildi.</p>

<p>*Kerbelaya, Mekke’ye cetlerimiz olan Ehlibeyt türbe ve dergahlarına gittik. Turlar düzenledik ve düzenlemeye de devam ediyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>MİSYON VE VİZYON<br />
ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cem Vakfı’nın öncülüğünde, on yıl boyunca sürdürülen çalışmalar sonucunda oluşturulan ve Alevi İslam inancını benimsemiş 32 milyonu aşkın insanın inanç ve kültür dünyalarına ait sorunlarına çözümler üretmek üzere; kurumlar üstü bir yapılanma anlayışıyla oluşturulan Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanlığı, 27 Aralık 2003, cumartesi günü Yenibosna Kültür ve Cemevi’ndeki merkezinde açıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI MİSYONU</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>-Alevi inanç ve değerlerini anlatmak ve yaşatmak,</p>

<p>-İnanç hizmetlerinin sağlıklı yürütebilmesini sağlamak,</p>

<p>-Toplumsal birlik ve beraberliği sağlamak,</p>

<p>-Toplumsal sorunlara çözüm yolları üretmek,</p>

<p>-Toplumu manevi yönden güçlendirmek,</p>

<p>-Geçmişle günümüz arasında köprü kurmak,</p>

<p>-Doğru bilgiye ulaşmak ve ulaştırmak,</p>

<p>-Eğitimli bireyler yetiştirmek,</p>

<p>-İyiyi, güzeli, Doğruyu, hukuku ve adaleti savunmak,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI HEDEFLERİ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1- Alevi İslam’ın inancı, ibadet şekli, tarihi gelişimi, felsefesi, sosyal ve ahlaki esasları, iletişim ve ibadet konusunda eğitim vererek, toplumu aydınlatıp, ibadethanelerde amacına uygun olarak uygulamaların yapılmasını ve denetlemesini sağlamaktır.</p>

<p>2- Alevi İslam İnancı, Alevi-Bektaşi-Mevlevi-Nusayri ve bu İslami yorumu esas alan diğer inanç gruplarını ifade eder.</p>

<p>3-Yıllardır Alevilik üzerinde oynanan asimilasyon girişimleri ile ciddi anlamda mücadele etmek.</p>

<p>4-Alevi İslam inancını tüm dünyada tanıtmak ve gelişimini sağlamak.</p>

<p>5-Anayasal haklarımızın alınması için mücadele etme. (AİHM kararlarının uygulanması)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 04:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/alevi-islam-inanc-hizmetleri-1764123666.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNANÇSAL SÖZLÜK VE TERİMLER</title>
                <category>İNANÇ SÖZLÜĞÜ</category>
                <link>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inancsal-sozluk-ve-terimler-1</link>
                <guid>https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/haber/inancsal-sozluk-ve-terimler-1</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alevilik Hakkında<br />
Ab: Su<br />
Abdal: Kendisini Tanrıya adamış derviş<br />
Abit: Tanrı'ya Kul olmak<br />
Adab: Edep, tebiye<br />
Adem: İlk Peygamber, İlk İnsan<br />
Adil: Doğru ve Adaletli olmak<br />
Adu: Hain düşman<br />
Afak: Gözle görülebilinecek yerler<br />
Agah: Anlamış olmak<br />
Ahd: Söz vermek, Yemin etmek<br />
Ahfat: Torunlar<br />
Ahir: Son<br />
Ahlaki: Güzel Huy<br />
Ahsap: Hz. Peygamberin Muhabbetinde bulunmuş yakınları ve Arkadaşları<br />
Ahsen-I Takvim: Güzel Şekilde yaratılan insan<br />
Akid'e: İnancın süreği<br />
Alaka: ilgi<br />
Alenen: Açıkça<br />
Ali aba: Hz. Peygamberin Ehlibeyti<br />
Ali: on iki imamların atası, ilk imam<br />
Alim: bilgin<br />
Alp: Yiğit, Kahraman, bahadır<br />
Ama: kör olan, gözleri görmeyen<br />
Aman: Yardım için rica bulunmak<br />
Amir: Yönetici<br />
Aziz: Saygı ve Sevgi kazanmış kişi<br />
An: en kısa zaman<br />
Anane: Töre<br />
Anasır: unsur ( Hava, Su, Ateş, Toprak)<br />
Ar: utanmak<br />
Arasat:Haşr, neşir olma meydanı<br />
Asitan: Dergah<br />
Asuman: Gökyüzü<br />
Aşama: Önem ve Değer bakımından yükselen basamakların her biri<br />
Aşina: sevgili<br />
Ateist: Tanrı Tanımaz<br />
Ateşin: Ateş gibi yakıcı<br />
Avam: Halk<br />
Ayal: Hane Halkı<br />
Ayan: açık<br />
Ayn: Göz<br />
Aynel'yakin: Gözle görünen<br />
Azap: Bedensel veya Ruhsal acı<br />
Azık: Yiyecekler<br />
Azim: Düşündüğünü yapmam kararlılığı<br />
Azimüşşan: Şanı Yüce<br />
<br />
B içeriği<br />
Bab: Kapı<br />
Bad: Yel<br />
Badire: Sıkıntılı aşama, engel<br />
Bağban: Bağcı<br />
Baki: ölümsüz, kalıcı<br />
Baran: sağanak şekilde yağan yağmur<br />
Bargah: manevi yer, Tekke<br />
Bariz: Göze çarpan, açık<br />
Basir: Görme gücünün kaynağı<br />
Basiret: Görünürlük<br />
Batıl: Doğruluk yanı olmayan, asılsız<br />
Batın: Gözle görülmeyen fakat her şeyde bir güç olan<br />
Bedi: Güzellikle yaratan ve Ahenkle donatan<br />
Bende: Bağlılık<br />
Beytül kudüs: Kutsal ev<br />
Biat: İtaat<br />
Bikes: Kimsesiz, Çaresiz, Yoksul<br />
Bi-nasip: Arzu ve isteğine ulaşamayan<br />
Buğz: kin<br />
Burak: Hz. Peygamber'in ''arş'' yolunda bindiği at<br />
Bürhan: Şahit, Delil<br />
Büryan: Kebap olma , kavrulma<br />
<br />
C<br />
Cafer Sadık: on iki imamın altıncısı<br />
Cahil: Yararlı bir eğitim görmeyen<br />
Camia: Topluluk, zümre<br />
Can: Ruh, hayatın madde dışı varlığı<br />
Car: Yardım talep etmek<br />
Cariye: Yabancı topluma esir düşmüş ve bir efendinin hizmetinde ki kadın<br />
Cazibe: ilgi çekici<br />
Cebrail: Dört büyük melekten biri<br />
Cehd eylemek: Gayret göstermek<br />
Celal: Hiddet<br />
Cem olmak: Kutsal Mekanlarda insanların bir araya gelmesi<br />
Cemaat: İbadet veya Muhabbet için bir araya gelen topluluk<br />
Cemal: Yüz güzelliğ, çehre<br />
Cenabı Bari: Var olan, yöneten tanrı<br />
Cendere: Maddi ve Manevi Baskı<br />
Cerrah: Operatör, Ameliyat Doktoru<br />
Cevr etmek: Eziyet, ızdırap vermek<br />
Cezbe: Ruh heyecanı ile Tanrıya yöneliş<br />
Cibillet: Asıl, Yaratılış, huy<br />
Cüda: Sevdiğinden ayrı düşüp hasret çekmek<br />
Cüz-i: azıcık, pek azdır<br />
Çarpık: Asıl düzgünlüğünü yitirmiş<br />
Çarmıh: Dört Mıh,veya suçlu görünen, Hac şeklinde kurulan dar ağacında idam edilmesi<br />
Çatı: Bir yapının üstünün örtüsü veya belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu kuruluş<br />
Çec: Samanla karışık tahıl yığını<br />
Çekineklik: Karar verememek<br />
Çehre: Yüz, Sima<br />
Çelebi: Bektaşi ve Mevlevi Pirlerine verilen sıfat<br />
Çerağ- Kandil: Kutsal mekanlarda mum veya benzeri aydınlatıcı ışık<br />
Çeri: Asker<br />
Çerkez: Kafkasya'daki bir ırkın adı<br />
<br />
D<br />
Dalalet: Sapkınlık<br />
Damen: Mürşit Eteğinden tutmak<br />
Dana: Bilen, bilgiç, alim.<br />
Dara Durmak: Taliplerin Pirden dua alırken duruş vaziyetleri, Teslim olmak<br />
Dar-ül beka: Ahiret, öte dünya<br />
Dar-ül aman: Muhammed kapısı, kurtuluş ve bağışlanış yeri<br />
Dede: Büyük baba, Ocak zade Alevi inanç önderleri<br />
Dehr: Asır, zaman<br />
Delalet: Klavuzluk, yardımcılık için aracılık<br />
Delil: Yol gösterici ve kanıt<br />
Dem: Güzel Sohbet ve düşünce ile geçen zaman<br />
Der: Kapı<br />
Dergah: Tarikatta olanların ibadet ve töre yaptıkları yer tekke<br />
Derya: Deniz, Okyanus<br />
Dest: El<br />
Deşt-I Kerbela: Kerbela çölü<br />
Desti-gir: elden tutan<br />
Devran: Dünya, kader, felek, zaman<br />
Dıl: Gönül<br />
Didar: Sevgilinin cemali<br />
Dide: Göz<br />
Dildar: Sohbet ehli sevgili<br />
Divan: Yüksek Makam<br />
Düldül: Hz. Peygamber tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen bnek at<br />
Dür: inci<br />
Düstur: Genel Kural, usul<br />
Duazı imam:on iki imamların adı geçen deyiş<br />
<br />
F<br />
Failatün: Aşk ve Cezbe-I Faaliyet<br />
Fani: Ölümlü<br />
Fatır: Yaratan ve çoğaltan<br />
Fazilet: Erdem,güzel ahlak, ruhi olgunluk<br />
Felsefe: Bir inancın, ilimin ve bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler<br />
Feragat: Bırakmak, Vazgeçmek<br />
Ferman: Buyruk<br />
Fettah: Zafer lütfeden, kapılar açan<br />
Feyz: Verimlilik, bereket, şeref ilim<br />
Feza:Boşluk<br />
Fıtrat: Yaradılış<br />
Fiil: iş, eylem, ekil<br />
Firak: Ayrılık, hasret<br />
Fitne: Hile, ayartma<br />
Fon: belirli bir iş için ayırılan para<br />
Fuzulluk: Vazife ve sınır dışı yapılan iş<br />
Furkan: Kur'an-I kerim hak ile batın arasındaki farkı belirlemek.<br />
Fütursuz: Yiğitlik, cömertlik,gençlik<br />
<br />
G<br />
Gaddar: Acımazsız, zulümkar<br />
Gaflet: Kayıtsız kalmak, Dikkatsizlik<br />
Gafur: Sürekli affeden.<br />
Gani:çok cömert, zenginlik<br />
Gayet: Son derece, yeterli<br />
Gavze: cenk, savaş, küçük gaza<br />
Ger: Eğer<br />
Gevher: Mücevher<br />
Girdap: Suların döndüğü anafor yeri<br />
Giriftar: Farkına varmak, bilmek<br />
Gulam: Köle<br />
Gussa: Tasa, kader, hüzün<br />
Gulgule: Uğultu, çağıltı<br />
Gülşen: Gül Bahçesi<br />
Güruh: Değersiz, ayak takımı sürü<br />
<br />
H<br />
Hace: Türk büyükleri, babalar<br />
Hakan: Yüce Hükümdar<br />
Hak-I pay: Toprak, ayak tozu<br />
Hakim: Tüm Hikmetlerin kaynağı,bilge, Tanrı<br />
Hakke-l Yakin: Bütün varlığın Hakk'tan ibaret olduğunu bilmek ve kendini bu varlığın içinde saymak, duymak<br />
Hall: İçinde bulunulan durum, vaziyet<br />
Ham: olgunlaşmamış, çiğ<br />
Hangah: Tekke<br />
Har: Dökülüp, savrulan, diken<br />
Harabat: Dünyevi zevklerden arınma<br />
Hariciler: Ayrı, Şia'ya dahil olmayan.<br />
Hars: Kültür, örf, adet, yaşam şekli<br />
Har-u Guş: Kulağı sağır<br />
Has: Güzel, arı, saf, pak,iyi<br />
Haseneyn: Hz. Hasan ile Hüseyin iki güzel manasına gelen bir tabir<br />
Hased: Kıskançlık<br />
Haşr: Kıyamet günü arasat meydanın da toplanmak<br />
Hatem: Yüzük<br />
Haya: Utanma, arlanma<br />
Haydar-I Kerrar: Döne döne hamle yapan. Hz. Alinin sevilen lakabı.<br />
Hayru'n Nisa: Kadınların en hayırlısı. Hz. Fatımanın lakabı<br />
Hazin: Derin ve Acıklı üzüntü<br />
Hazan: Güz/ sonbahar, hazin görünüm.<br />
Heybet: hürmet ve korku hissini veren hal<br />
Hınzırlık: Katı yürekli,kötü kişiler.<br />
Hicran: Ayrılığın verdiği hasret, hüzün<br />
Hicret: göç, Hz.Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçü<br />
Hidayet: Hak yoluna klavuzlanma/kavuşmak<br />
Hilm: Yumuşaklık, sabırlılık<br />
Hilkat: Yaradılış, fıtrat<br />
Hub: Güzel, hoş<br />
Hulk: iç güdü,huy<br />
Hummar: Mest olmuş, sarhoş<br />
Huşu: Tanrıya boyun eğişle dua hali<br />
Hüccet: Belge, tanıt<br />
Hüma: Cennet kuşu<br />
Hümanist: İnsancıl, sevecen<br />
Hünkar: Padişah, sultan, efendi<br />
Hüseyn-I Kerbela: Kerbelada şehit düşen Hüseyin<br />
Hüsn: Güzel davranış<br />
Hüzün: Derin üzüntü<br />
Helenistik: Büyük iskenderden sonraki yunan sanatı, tarihi, kültürü ile ilgili olan.<br />
<br />
I<br />
ibn: Oğul<br />
ibadet: Allahtan af-mağrifet dilenmek.<br />
ibret:Kötü olaydan alınan ders<br />
icazet: İzin, onay, onaylamak<br />
idrak: Anlayış, anlama kabiliyeti<br />
ihlas: Temiz yüreklilik, samimiyet, sadakat<br />
ihtar: Tekrar hatırlamak.<br />
İhtiram: Saygı, Saygı duruşu<br />
ikrah: Tiksinme, ,ğrenme<br />
İkrar: Bir sözleşmede, söz vermek<br />
İlahi: Tanrı ile ilgili olan<br />
İllet: Hastalık<br />
İlme'l yakın: Müspet ilim, zahiri bilge.<br />
İlme-I ledün: Tanrıya Has bilgiler.İnsanı kamillere ilham yoluyla gelir.<br />
İkrar bend: Bir mürşide söz verip bağlanmak<br />
İmameyn: İmam Hasan ve İmam Hüseyin efendilerimiz.<br />
İmtina: Kaçınma, çekinme<br />
İnayet: iyilik, Yardım, lütuf<br />
İnsiyatif: Bir iş hakkında bir kimsenin kara verme yetkisi, yeterliliği.<br />
irfan: Bilmek anlamak kültür.<br />
İrşat: Doğru yola sevk etmek.<br />
İrticalen: Doğaçtan konuşma<br />
İsraf: Fuzuli harcamalar<br />
İtham: Suçlama<br />
İvedi: Acele<br />
İzzet: Azizlik, saygınlık<br />
<br />
K<br />
Kaale: Önem verilmeyen<br />
Kabus: Dalgın uykuda basan ağırlık<br />
Kadem: Ayak<br />
Kadirişinas: Kıymet bilen<br />
Kail: Söz Söyleyici<br />
Kaim: Var olan<br />
Kal: Söz, Lakırdı, zahiri sözler<br />
Kamu: Bütün, herkes, alem<br />
Kande: Nerde, hani<br />
Karib: Kullarına çok yakın olan Tanrı.<br />
Kasr: Köşk<br />
kelp: Köpekler<br />
Kem: Kötü, fena, noksan<br />
Kenz: Hazine<br />
Kerim: İyilik etmesini seven, cömert<br />
Ketum: Ağzı sıkı, sır saklayan<br />
Kevn-I mekan: varlığın tecelli yeri<br />
Kevneyn: İki alem. Dünya ve Ahiret<br />
Kevser: Cennetteki bir ırmağın adı<br />
Kısas: Hikayeler, benzetmeler<br />
kıyl-ü kaal: Dedikodu, fitne<br />
Kibir: Kendini beğenmişlik, grur<br />
Kisvet: Elbise, esvap, kıyafet<br />
Künt-ü Kenzullah: Tanrı'nın hazinesi.<br />
<br />
L<br />
Lal: Parlak kırmızı renkte bir taş. 2. dili tutuk olmak<br />
La mekan: Mekansız, yeri olmayan<br />
Layezal: Zevalı yok, sonu gelmeyen<br />
Leb: Dudak<br />
Lebteşne: Dudağı susuzluktan yanan<br />
Ledün: Gizli ilim<br />
Lütuf: Saygın birinden gelen yardım<br />
Levh-I mahfuz: olmuş ve olacakların yazılı olduğu ilahi levha<br />
Leyl: Gece<br />
Leyl-ü nehar: Gece, gündüz<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>M<br />
Mağrip: Batı<br />
Mabut: Tanrı<br />
Mah: Parlak ay<br />
Mahdum: oğul<br />
Mah-itaban: Yer yüzünü aydınlatan parlak ay<br />
Mahlas: Şairlerin şiirlerinde kendilerine taktıkları takma ad<br />
Mahluk: Yaratık, yaratılmış<br />
Mahşer: Kıyamet günü ruhların tanrı huzurunda haşr oldukları yer<br />
Mahir: Becerikli ve Marifet sahibi<br />
Mail: Hayranlık duymak<br />
Makam: Rütbe, kademe, yer<br />
Maksut: Arzu, istenilen, istek<br />
Malik: Sahip<br />
Manzum: Dizeler halinde kafiyeli söz ve şiir<br />
Ma'siva: Dünya ile ilgili varlıklar.<br />
Maslahat: Önemli iş,mesele<br />
Masum: Günahsız<br />
Maşuk: Sevilen, aşık olunan<br />
Mazlum: Zulüm görmüş<br />
Mazhar: Erişmek, ermiş olmak<br />
Mecaz: Benzetme yoluyla başka anlamda ki söz<br />
Mecnun: Kays,Leylanın sevgilisi<br />
Mecus: Ateşe tapan<br />
Meczup: Aklını yitirmiş, deli, sapık<br />
Meftun: Hayran, tutulmuş, kapılmış<br />
Mekan: Yer, mahal, sığınak<br />
Melamet: Hakirlik, utanılacak duruma düşmek<br />
Men arafe: kendini bilmek<br />
Menkıbe: Tanınmış ve tarihe geçmiş kişiler hakkında hikayeler.<br />
Menzil: Mesafe, gidilecek yer<br />
Merdan: Mertler, yiğitler<br />
Merhem: yaraya sürülen ilaç<br />
Merhum: Vefat etmiş olan kimse<br />
Merkad: Mezar, kabir<br />
Mersiye: Ağıt<br />
Mesnet: üzerine dayanılan şey<br />
Mestane: Sarhoşçasına, kendinden geçmişçesine<br />
Mesut: Saadete ermiş<br />
Meşk:Alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma<br />
Mevali: Hakk yoluna köle olan<br />
Mevt: ölü<br />
Mezat: Açık artırma ile satış<br />
Miat: vade<br />
Mihman: Misafir<br />
Mihnet: Meşakkat<br />
Minval: Tarz, yol, şekil<br />
Miraç: Hz. Muhammed'in gökyüzüne çıkışı</p>

<p>Misyoner: Bir dini veya Felsefeyi yaymaya çalışan görevli kimse<br />
Mizaç: Huy, yaradılış, insanın fizyolojik yapısı<br />
Mizan: terazi tartı yeri<br />
Mucit: yeni bir buluş icat eden kimse<br />
Mucize: İnsan aklınıalmadığı tabiyat üstü olay<br />
Muharrem: Kameri takvim de birinci ayın adı<br />
Muhasara: Kuşatma, sarma, çevirme<br />
Muhkem: Kitabın anası ''hüküm veren''<br />
Muhibb-I Ali aba: Ehlibeyti sevenler<br />
Muhterem: Sayın saygı değer<br />
Musahip: Yol ve Ahiret kardeşliği<br />
Musibet: Başa gelen sıkıntı, felaket<br />
Müctehid: sadakatlı içtihat sahibi<br />
Mülaki: Görüşen , kavuşan biri<br />
Mümin: Allah'a gönülden iman eden<br />
Münacat: Tanrıya dua, yakarış<br />
Münferit: ayrı, kendi başına olan<br />
Münteha: son, nihayet<br />
Mürebbi:Eğitici<br />
Müreffeh: Refah ve saadet<br />
Mürsel: Gönderilmiş Peygamber<br />
Mürşit: Doğru yolu öğreten, öncü<br />
Mürteci: Yeniliğe karşı çıkan, gerici<br />
Mürevvet: Mertlikle iyilik edici<br />
Müteşabih: Benzeşen ayetler/ cümleler<br />
Müşahede: Görme, gözlemlemek<br />
Müşrik: Tanrıya ortak koşan<br />
Müteakip: Arkadan gelen, ardı sıra gelen<br />
Mütevazi: Gönlü alçak, gösterişsiz<br />
<br />
N<br />
Naçar: Çaresiz<br />
Nadan: Cahil, bilgisiz, kaba<br />
Na'iv: Katıksız, saf<br />
Nahak:Haksızlık<br />
Nakkaş: Nakış çizer<br />
Nakkaş-I Ezel: Ezen nakışçı, Tanrı<br />
Nalan: İnleyen<br />
Nam: Ün<br />
Nar: Ateş<br />
Na'sel: Erkek sırtlan<br />
Natamam:Tamamlanmamış, Noksan<br />
Nazil: İniş, inen<br />
Nebat: Bitkiler<br />
Nebi: Peygamber<br />
Necat: Kurtuluş<br />
Necef: Kıymetli taşı ile meşhur olan Arabistan'da bir yer.( Hz. Ali'nin kabrinin olduğu yer.)<br />
Neces: Pislik<br />
Necm: Yıldız<br />
Nedamet: Pişmanlık<br />
Nefis: Kişinin öz varlığı<br />
Nekes:Cimri<br />
Nemrut: Hz. İbrahim'I ateşe atan zalım<br />
Nesne: Her türlü cansız varlık, eşya<br />
Nida: ün, bağırma<br />
Nihan: Gizli<br />
Nikap: Peçe, Yüz örtüsü<br />
Niyaz: Yalvarma, yakarış<br />
Nur: Işık, İlahi gücün tecellisi<br />
Nur-I Hüda: Tanrının nuru<br />
Nusrat: Selamet,zafer<br />
Nuş et: Yararlı sıvı içmek<br />
Nutk: Söz, natıka<br />
Nüzul: iniş, nazil olma<br />
<br />
O<br />
Od: Ateş<br />
Onama:Tedavi etmek<br />
Öğe: Unsur<br />
Örf: Halkın kendiliğinden duyduğu gelenek, adetler<br />
Öykü: Ayrıntılı anlatılan olay, hikaye<br />
Özge: Başka<br />
Öz: Bir kimsenin, iç güdü varlığı<br />
<br />
P<br />
Pak: Temiz. Arı<br />
Pare: Parça, parça böülünmüş<br />
Paye: Rütbe, derece, mertebe, önem<br />
Payimal: Dağılmış, heder olmuş<br />
Penah: Koruyan saklayan<br />
Pend: Öğüt, nasihat<br />
Pervane: Kelebek<br />
Pervaz: Uçmak<br />
Peyda:Beliren<br />
Peyman:Yemin, and<br />
Pinhan:Gizli<br />
Pir: Yaşlı, ihtiyar, tarikat önderi<br />
Post'nişin: Tarikat dergahının postunda oturan zat<br />
<br />
R<br />
Rabb'ül Alemin: Alemlerin Rabbi<br />
Rah: Allah'a ulaşan yol<br />
Rahim: Merhameti sınırsız olan<br />
Rahman: Acıyan<br />
Rayiha: Güzel koku<br />
Refik: Arkadaş<br />
Rehber: Yol gösteren<br />
Remz: İşaret Rumuz<br />
Riya: iki yüzlülük, sözüne güvenilmez<br />
Rasyonel: Us'a/ akıla dayana görüş<br />
Ravza: çimenlik, ağaçlık yer<br />
Rıdvan: Cennet-I alanın bekçisi<br />
Rıhlet: Ahirete göç etmek<br />
Risalet: Peygamberlik<br />
Ruh-I revan: Yürüyen ruh, İnsan<br />
Ruhullah: Hz. İsa<br />
Ruh'ul Kudüs: Mukaddes ruh, cebrail<br />
Ruşen: Aydınlık yüz<br />
Rücu: geri dönüş, vazgeçmek<br />
Ruz-I mahşer: Mahşer günü<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>S<br />
Sabak: Ders, ödev<br />
Sabitkadem:Yerinde duran, ayak direyen<br />
Sacid: Secde eden<br />
Sadıkane: Sözünde sadık, vefakar<br />
Sahra: Çöl, ova<br />
Salat: Dua<br />
Samed: Yücelik Allah'ın Kudreti<br />
Sail: Gezgin, Dilenci<br />
Sak-I Kevser: Cennet ısmağından su ikram eden<br />
Sam yeli: Sıcak Çölde esen yel<br />
Sanem: Put<br />
Sayrı: Hasta<br />
Sahabe: Hz. Muhammed ile yakın bulunanlar<br />
Savm: Oruç<br />
Savsaklamak: Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi geciktirmek<br />
Şebber ve Şübber: İmam Hasan ve İmam Hüseyin Hz.rine verilen ibranice isimler<br />
Seher Vakti: Sabah güneş doğmadan önceki vakit<br />
Sema: Gökyüzü<br />
Semah: Alevi- Bektaşi,Mevlevi erkanlarında aşk ile pervaz dönüş<br />
Semavat-u alem: Gökyüzündeki varlıklar<br />
Ser: Baş, kafa<br />
Serdar: Önder, Başkan<br />
Ser-gerdan: Başı dönen şaşkın<br />
Ser-mest: Kendinden geçme<br />
serv-I naz: Uzun boylu naz eden<br />
Settar: Kullarının ayıplarını örten Tanrı<br />
Seyf: Kılıç<br />
Seyyid Şüheda: Şehitlerin efendisi<br />
Sidretül Münteha: Hz. Muhammed'in arşta ulaştığı en son aşama<br />
Silsile tüz zehep: Altın soy, Hz. Muhammed' Ehlibeytinden gelen soy<br />
Sine: Göğüs<br />
Sudur: Çıkış, Fışkırış, yaratılış<br />
Sulp: Belden gelen soy<br />
Sücud: Secde etmek<br />
Süluk: Yola girmek, yol tutmak<br />
Şah: Yüce zat ve Hükümdar, Padişah<br />
Şah-I Merdan: Mertlerin Şah'I Hz. Ali<br />
Şah-I Alem: Hz. Muhammed<br />
Şar: Şehir, il<br />
Şecere: Soy ağacı, ata soyu belgesi<br />
Şefaat: Hz. Muhammed'in imanlı ümmetine yardımı<br />
Şefkat: Sevgi ve Merhamet hissi<br />
Şahadet: Şahitlik iman<br />
Şehin Şah: Padişahlar Padişahı<br />
Şehvet: Aşırı arzu, istek<br />
Şekavet: Soygunculuk, talan, haydutluk<br />
Şem: Mum veya benzeri aydınlatıcılar</p>

<p>Şems: Güneş<br />
Şems-I Taban: Aydınlatan, Güneş<br />
Şerh: Açıklama<br />
Şerir: Kötülük, şerden yana olan<br />
Şerik: Ortak<br />
Şeş cihet: Altı yön/ taraf<br />
Şeyda: Çılgın aşık<br />
Şia: Hz. Ali'ye taraftar olanlar<br />
Şir-I Yezdan: Tanrı Aslanı, Hz. Ali<br />
Şirk: Tanru'ya eş koşmak<br />
Şid: Hz. Şit Peygamber<br />
Şu'le: Alev<br />
<br />
T<br />
Taat: İbadet, Tanrının emirlerini yerine getirmek<br />
Tahir: Temiz, pak<br />
Talib: İsteyen, talep eden<br />
Taşra: Dışarı<br />
Takdiri Huda: Tanrının Hükmü<br />
Taharet :Maddi-manevi Temzilik<br />
Tamu: Cehennem<br />
Tarik-I Müstakim: Doğru yol<br />
Tarik-I nazenin: sevilen ince yol<br />
Tasavvuf: Tanrı'nın birliğini ve evrenin oluşumunu ''vahdet-I vücut'' anlayışıyla, açıklayan bir dini terim<br />
Tayyar: Uçan<br />
Tavaf: Kutsal bir yeri ziyaret etmek<br />
Teber: Kısa saplı balta<br />
Teberra: Sevmeyip yüz çevirmek<br />
Tecelli: Belirmek<br />
Tefekkür: Derin düşünceye dalmak<br />
Tenasüh: Ruh göçü,reenkarnasyon kavramı<br />
Temaşa: Seyretmek<br />
Teoloji: İlahiyat<br />
Teşne: Susamış, susuz<br />
Teslim-I hak: Gerçeği kabullenmek<br />
Tevazu: Gösterişsiz<br />
Tevella: Allah'I ve Peygamberi dost bilip düşmanlarından uzak durmak<br />
Te'vil: Bir söze başka mana vermek<br />
Tevfik: Uygun, muaflık<br />
Tevhid: Tanrıyı bir bilmek<br />
Tezahür: Ortaya çıkmak, belirmek<br />
Tuğba: Cennette olduğuna inanılan bir ağacın adı<br />
Türap: Toprak veya enginlik<br />
<br />
V<br />
Vacip: Yapılması gerekli olan<br />
Vahdet: Birlik<br />
Vahdet-I vücud: Tanrı birliği<br />
Vahit: Tek<br />
Vahy: Peygamberlere gelen, Tanrı emri<br />
Vuslat: Kavuşmak, Aşk ehlinin sevdiğine kavuşması<br />
Vefa: Bağlılık<br />
Veyl: Yazık<br />
Vird: Daime ağzında dolaşan, tekrar edilen söz<br />
<br />
Y<br />
Yad etmek: Anma Hatırlama<br />
Yar: Sevgili<br />
Yaren: Sevilen dostlar<br />
Yeksan: Tamamen yok olmak<br />
Yılkı: Yabani hayvanlar sürüsü<br />
<br />
Z<br />
Zahid: Kaba sofu, Şekilcilik<br />
Zahir: Açık<br />
Zakir: Alevi ibadetlerinde sazı eşliğinde deyiş ve nefesler söyleyen hizmet erbabı<br />
Zakkum: Güzel çiçek açan ve Sütü acı ağaç<br />
Zar: Efkarlı ağlamak<br />
Zaruri: Mecburiyet<br />
Zat: Saygın kişi<br />
Zelil olmak: Hakir, zor ve hor duruma düşmek<br />
Zevahir: Dış görünüşte bir iş yapar görünen<br />
Zinhar: Asla<br />
Zeval: Son<br />
Zirve: Doruk, en üst aşama<br />
Ziya: Işık<br />
Zulmet: Karanlık, Sıkıntılı ortam<br />
ZulümÇ Baskı, vicdansızca hareket<br />
Zümre: Topluluk</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 03:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aleviislaminanchizmetleri.org.tr/images/haberler/2025/11/inancsal-sozluk-ve-terimler-1764122984.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
